Milliyet’ten kovulduktan sonra T24 haber portalında yazmaya başlayan ve oldukça etkili de olan Hasan Cemal’in son yazısı bayağı ilgimi çekti; “Gül devre dışı bırakılabilir mi ”

Şunları yazdı Hasan Cemal:

“Perde arkasında, Erdoğan ve yakın çevresinde ne olup bittiğinden, kafalarda hangi tilkilerin dolaştığından haberim yok.

Ama bu dünyada, Tayyip Erdoğan’la birlikte 11 yıldır iktidara ve güç kullanmaya alışmış olanların, Gül’ün Başbakanlık koltuğuna oturmasına ve iktidar iplerini eline geçirmesine pek öyle sıcak bakabileceklerine ihtimal vermiyorum.

Onun içindir ki Erdoğan’ın bu dünyasında,  Gül’ün iktidar oyununda devre dışı kalması istenebilir.

Peki, ama Gül devre dışı bırakılabilir mi

Bu bana pek kolay gelmiyor.

Aklıma takılan soruya gelince:

Gül’ün devre dışı bırakılmasının öyle kolay olmadığını, eninde sonunda, tıpkı 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, Tayyip Erdoğan yine görebilir mi

Mümkün, görebilir.

Tersi de olabilir mi

Bu da mümkün.

Çünkü bugünün kibirli Erdoğan’ı 2007’deki Erdoğan, eski Erdoğan değil.”

***

Cemal bunları yazdı…

Ben de öteden beri şunları söylüyorum;

* Evet, 2014 Planları kapsamında her şey olabilir.  Tüm seçenekler masaya yatırılacak.

* AKP içinde ciddi bir blok, Abdullah Gül’ün yeniden Başbakan olmasını arzu etmiyor. Bu isimlerin arzusu ne kadar gerçekleşebilir, onu bilemem. Ancak, Erdoğan’ın en yakın, çekirdek kadrosundaki belli başlı adamlar şunu söylemeye devam ediyor: “Tayyip bey olmazsa bu sistem böyle gitmez, dağılırız. AKP de eski gücünü koruyamaz. Zira, Abdullah beyde liderlik, kitleleri sürükleme yeteneği yok.”

* Ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilemem! Ama geçenlerde, bir dost topluluğunda bir araştırmanın sonuçları tartışıldı. Araştırmanın en çarpıcı sonucu, “AKP teşkilatları Tayyip Erdoğan’dan sonra Abdullah Gül’ü istiyor.”

* İlginç kombinezonlar da göze çarpıyor; Abdullah Gül Cemaat’e yakın bir isim. Cemaat lideri Amerika’da. Amerika kerhen de olsa AKP’ye desteğini sürdürüyor… Bu zinciri uzatmak mümkün…

* Cemaat Hakan Fidan’ı yemek istedi. Başbakan Erdoğan, “Harekât bana karşı yapılan bir atak.” dedi ve Hakan Fidan’a sahip çıktı. Aralar limonileşti, halen de düzeldiği söylenemez. Ama ABD’nin ve İsrail’in de son olarak, “Biz de Hakan Fidan’a bir zarar gelsin istemiyoruz.” mırıldanmaları bu kombinezonu daha da ilginç hale getirdi.

* Ne kadar gerçekçi, ne kadar hayalci bilemem! Ama  Ankara kulislerinde konuşulan ilginç bir detaydan yeri geldiği için söz etmek istiyorum. Şimdi sıkı durun; denilgelere göre Başbakan Erdoğan’ın kendinden sonraki ismi, AKP Genel Başkanı ve Başbakan adayı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan! Hakan Fidan üzerinde son dönemde yapılan farklı spekülasyonların, tartışmaların, yıpratmaların kaynağında da bu iddianın olduğu ifade ediliyor, kulislerde.

* Konuşulan şu: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu konudaki kararını çoktan verdi. Kendisi Köşk’e çıktığı zaman arkasında kendisine tam bağlı bir ismi, kurduğu partide Genel Başkan görmek istiyor. O da başından bu yana yanından hiç ayırmadığı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan…

* Ama ve de fakat!.. Ankara’yı bilenler bilir. Dengeler bir anda altüst olabilir. 15 gün içinde gerçekleşeceğini umduğunuz bir öngörünüz, bakmışsınız tuzla buz olmuş, yerini hiç tahmin dahi edemeyeceğiniz bir şık almış.

* Hakan Fidan’ın Başbakan olacağı iddialarına gelince; olur mu, olur!..

VER ARTIK KARARINI!

AKP Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, Abdullah Gül’le birlikte Hacca gelen isimlerden…

Cumhurbaşkanı Gül’ün, Mekke’de, benim de aralarında bulunduğum gazetecilerle görüşmesi sırasında Meral Akşener’le birlikte Şahkulubey de başörtülü olarak o salondaydı…

Gazetecileri bilirsiniz!

Şahkulubey’i fotoğraflarda başörtülü gördüler ya!

Milletvekillerinin TBMM’de başörtülü görev yapmalarının yolu da açıldı ya!

Parlamento muhabirleri hemen sormuşlar Gönül hanıma;

- “Meclis’e başörtülü olarak gelecek misiniz ”

Hazırlıksız yakalanmış Mardin milletvekili bu soruya; “Bununla ilgili pek bir şey söylemek istemiyorum. Meclis’e nasıl geleceğim konusunda öncelikle benim karar vermem gerekiyor. Kararımı verdikten sonra bu kararımı AK Parti Grubu ile paylaşacağım ve ona göre hareket edeceğim. Sonuçta bağımsız bir milletvekili değilim, AK Parti milletvekiliyim”

“Eğiliminiz sanki mevcut halinizle devam etmek ister gibi” sözleri üzerine ise Şahkulubey, “Çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Çünkü oranın (hac) manevi havası çok ayrı, orası anlatılmaz, yaşanması lazım” demiş.

Sizce, AKP içinde başörtülü olarak TBMM’ye gelecek milletvekili çıkar mı, acaba

***

Başörtüsü, TBMM deyince…

Merve Kavakçı’nın yemin ettirilmediği, hoyratlığın zirve yaptığı Meclis’in o oturumu geldi aklıma…

Belki birçok kişinin dikkatinden kaçmıştır.

TBMM’de o akşam başörtülü bir milletvekili daha vardı; MHP Antalya milletvekili Nesrin Ünal.

Nesrin hanım başörtüsünü çıkararak Meclis Genel Kurulu’na girdi.

Ben iddia ediyorum;

Nesrin Ünal hanımefendi o akşam başörtülü olarak Meclis’e girseydi o iş orada hallolacaktı.

Tuhaf ve garip hareketlere imza atan DSP’li milletvekillerinin o nümayişleri de olmayacaktı, Bülent Ecevit’in o meşhur söylevi de;

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Türkiye’de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor. Ancak, burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası, devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar, devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar. (Sesini iyice yükselterek) Burası, devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!”

***

Ama kabahat Nesrin hanımda mı

Hiç sanmıyorum.

Peki, ya sizce!..

NOT: Bugün 27 Ekim 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Son hazırlanan Demokratikleşme Paketi sanki yeni ve sivil Anayasa çalışmalarını sekteye uğrattı, yavaşlattı. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…