Yaklaşan kara kışa dair basında gördüğümüz haberler,
hepimizin dikkatini ziyadesi ile çekmekte.
Enerji Bakanlığı nda soğuk hava alarmı;
Bakanlık, cuma gününden itibaren büyük ölçekli gaz
tüketimiyle öne çıkan İstanbul u ve Marmara yı vurması beklenen kara kış için
hazırlık başlattı, İran ın vanayı kısmasının ardından hemen bazı önlemler
devreye alındı.
Kaynaklar, Soğukların bastırmasıyla doğalgaz tüketimi
artacak. Özellikle İstanbul u içine alan Marmara da gaz tüketimi artacak. Soğuk
kış günlerinde hiçbir sorun yaşanmaması için çalışmalar sürüyor ifadesini
kullanıyor.
Elektriğin yarısı da doğalgazdan sağlandığı için,
kaloriferlerin yanmamasına karşı önlem olarak elektrikli cihazlarla ısınma
alternatifi de suya düşecek gibi.
Elektrikte, tüm önlemlere karşın açık oluşması halinde
arz-talep dengesini sağlamak için gezdirilerek diye tanımlanan, saat bazlı
bölgesel kesintilerin yapılması gündeme gelecek.
Demek ki bundan böyle oluşan arıza ile elektrik
kesintisi uygulanmakta spotunu kesinti sormak için açtığımız telefonlarda daha
sık duyacağız zira bakanlık, elektriği gezdirmektedir.
Yalnız elektriğin gezdirilerek kesilmesinde ricamız,
bakanlığın adaletli davranması, bu gezdirilme esnasında elektriği hep yoksul
semtlerde değil de, biraz da zengin muhitlerde kesmesi.
Bütün hizmetlerin gitmesinde zengin muhitlerin kollanıp
gözetilmesine alışkın halk, o kadar da ayakta uyumamakta, belediye; baharda
zengin ilçelerin tretuarlarına milyonlarca lale dikerken, fakir muhitlerde
laleden eser olmamasına, ahali içerlemiyor değil.
Şimdi şu kara kışta gezdirilen elektrik, yoksul
muhitlerde 13-17 arası kesilecek her zaman olduğu gibi, bebekler ve yaşlılar
soğukta donacak, gençler ve orta yaşlılar işler için koştururken belki daha az
hissedecek yakıcı soğukları.
Rusya, yaman bir tarih saptaması ile kara kışa denk
getirmekte krizini, küskünlüğünü, kırgınlığını.
Yapacağı cezalandırmayı, bir milletini iliklerinde
hissedip asla unutmaması için.
Çoğu insan sobalara dönelim önerisine sıcak bakmakta.
İzmir de görüp şaştım, sobaların çarşıya bu kadar hâkim
olmasının sırrını sordum yanımdakilere.
Yoksulluk dediler tek kelime ile.
İnsanlar doğalgazı çok pahalı bulduğu için ancak sobaya,
bir-iki çuval kömüre, yarım ton oduna güçleri yetebilmekte.
Bu şehirde fakir çok olduğu için soba satıcıları her
zaman çok iş yapmakta.
Birbirinden güzel, parlak, demir döküm sobalar arasında
en cazip olanlar guzunelerdi.
Hani fırınına böreğinizi atıp pişirdiğiniz, üzerinde
çaydanlığın suyunun tıkırdadığı, kimi zaman kestanelerinizi pişirdiğiniz ya da
doğal ekmek yapacağım romantizmi ile ekşi mayalı ekmek hazırladığınız yahut
ekmek kızartıp tereyağı ile renklendirip o beş yıldızlı otellerde olmayan bir
mutluluk masalını size cömertçe sunan guzuneler.
İçlerinden birini, minyatür gibi minicik olanını çok
beğendim.
Karşısına geçip hayaller kurdum.
Kızarmış ekmeğin mis gibi kokusunu, sıcak bir çayın
tadını duydum.
Şefkatli bir anne gibi ders yapan çocuğa, minderinde
kıvrılmış uyuyan kediye, başına kurutulmak için asılmış çamaşırlara, evin
yaşlısının bir yaren gibi ısınmak için yamacına sokulduğu guzune.
Kızım hemen yapıştırıyor daha güzel tanımı; Hani çocukluğumuzdaki
sokağımızın herkesle ilgilenen Güzin Teyzesi gibi, sobaların en anacı .