İslam’ı hassasiyetten uzaklaşıp, dünyevi olmaya başladıkça, aidiyetimiz ve mensubiyetimizin de alanları değişmeye başladı. Oysa Milli Görüş; Yerinde duran değil, insan gibi hareket halinde olan cevval bir yapıdır. Daha ayrıntılı ifade edersek; Siyasi ve sosyal yapının içinde her zaman var olmuş, iyi insanı, yardım sever insanı, çalışkan insanı ve ibadet üzerine olan insanı hedefleyen bir yapıdır. Devlet yönetimi mutlaka iyi insanların, Allah korkusu olan insanların elinde olması gerektiğini varsayarsak, Millî Görüş bu bağlamda siyasi odaklıdır. Peki; biz ne kadar bu yapının mensubuyuz Aidiyetimizi belirleyen kriterler nelerdir Bu kriterlerimizi öğrenmek için bakacağımız yer tarihimiz olmalıdır. Bir kere tarihimizi öğrenmeliyiz.

Millî Görüş’ün tarihten gelen bir takım bağları vardır. Bu bağları kendi hayatımıza tatbik etmiyorsak, bu tarih değil, “geçmiş” olur. “BİZ” dediğimiz bu yapının içerisinde kendimizi adlandırabilmemiz için, tarihten gelen o bağlarımızı yaşıyor ve yaşatıyor olmalıyız. Ülkemizde yaşanan olayları gördükçe, Türkiye’miz çokuluslu şirketler tarafından kıskaca alınmaya devam ettikçe; bu devletin bir ferdi, mensubu olma, aidiyet, yani mensubiyet duygum; sorumluluk/mesuliyet hissine; mesuliyet hissi de kaygıya dönmüyorsa; aidiyetimi ve mensubiyetimi kaybettiğimden olabilir mi Silik, kimliksiz yaşayan bir mikro organizmadan ne farkım olabilir Oysa benim ait olduğum, mensubu olduğum ve dünya da eşi benzeri olmayan bir yapıdan bahsediyorum. Milli Görüş adını verdiğimiz ve Osmanlı’yı Osmanlı yapan, bin yıldır bu topraklarda var olan duygudan bahsediyorum. Bu yüzyılda tarihten aldığın bu bağları günümüze taşıyamıyor ve mevcut teknolojik alt yapıyla beraber geliştiremiyorsan, aidiyet duygunun yerini atalet duygusuna terk ettiğindendir

Mensubiyetimizi kaybedince; bugün öyle noktaya geldik ki, Doğru yanlış, yanlış doğru oldu. Dün at izi ile it izi birbirine karışmıştı, bugün ise; kurt izi ile it izi. At izi ile it izini bir nebze olsun ayırt edebilirsin; ya kurt izi ile it izini nasıl ayırt edeceksin Bugün ülkemizde doğruyla yanlış birbirine karışmış durumda Milli Görüşçü kardeşim, muhafazakâr demokratlığı benzer nitelikte olduğunu düşünüyor. Bir kere Milli Görüş’ün aidiyeti ve mensubiyetiyle, muhafazakâr demokratlığın aidiyeti ve mensubiyeti bir değildir. Öyle bir noktaya geldik ki, neredeyse liyakatimizi kaybedeceğiz. Liyakatinizi kaybederseniz, yerine başkası ikame edilir. Milli Görüş gider, muhafazakâr demokrat gelir.  İbn Haldûn’a göre insan; “fikir ve eylemdir.” Fikri olmayanın eylemi olur mu Bunun için kafamızda dün yoksa tarihin süzgecinden süzülüp gelen bir fikir de olmayacaktır. Ayarımız bozuldu! Bu bozulan ayarımızı kime göre, neye göre yapacağız İşte asıl mesele burada düğümleniyor. İlk bakılacak yer, aidiyetimiz ve mensubiyetimizdir.

-Ben nereye mensubum

-Milli Görüş’e

Bu durumda  benim aidiyetimin adresi belli oldu. Şimdi yapmam gereken mensubiyetimin gereğini yerine getirmek, Saadet Partisi teşkilatına gidip çalışmaktır. Bu durumda bozulan ayarlarımı da yapmış olacağım.12 yıldır AKP iktidarı tarafından aidiyetimizde ve mensubiyetimizde sapmalar ve bozulmalar oldu. Ait olduğun yer, mensubu olduğun Milli Görüş’tür. Unutma, unutturma!