Gelibolu Yarımadası, 11 Nisan Cumartesi günü farklı bir etkinliğe sahne oldu. Buralar Çanakkale Savaşları’nın geçtiği mekânlar. Her metre karesine 6 bin mermi atılan vatan toprağımız…

Anadolu Gençlik Derneği o gün, tam bir ölüm kalım mücadelesinin yaşandığı mekânlarda bulunuyordu. Oradaki “250 Bin Genç, 250 bin Şehit Dedesiyle Buluşuyor” programında.

1915’te, ülkemizin her köşesinden askerimiz Çanakkale cephesine koşmuş, Haçlı sürüleriyle inanılmaz bir mücadeleye girişmişti. AGD’li gençler de 81 ilden gelerek katıldılar programa. Onlara 60 kadar ülkeden gelen kardeşleri destek verdi.

Sabah ayazının çöktüğü seher vaktinde ulaştılar Kilitbahir mevkiindeki Namazgâh Tabyaları’nın bulunduğu mekânlara. Her biri şehit dedelerinin heyecanı içindeydi.

Sabah; uykudan sonraki dirilişi simgeliyordu. Şehidi şehit yapan manayı yaşatmak için seçmişlerdi bu bereket yüklü vakti. Programın “Çanakkale Dirilişi” adını taşıması bundandı.

Şehitlerin ruhaniyetinin hazır bulunduğu mekânlarda okunan sabah ezanı insanı o kadar etkiliyordu ki! Tekbirler, Allah’ın büyüklüğünü hatırlatıyordu bir kere daha: “Allahü ekber!”

Rüku ve secdeler tam bir huşuya davet ediyordu on binlerce gence. Hepsi, “Yarabbi, yalnız senin huzurunda eğilir, yalnız sana ibadet ederiz” sözüne sadakatlerini gösteriyorlardı.

Gençlik, şehit dedeleriyle öylesine bütünleşmişti ki! Mahşeri kalabalık Kur’an ziyafeti ve 250 bin hatmin dualarıyla andı şehitlerimizi. Dağlar, tepeler, deniz ve şehitlerimiz şahit oldu bu manzaraya.

100 YIL ÖNCEKİ HEYECANLA

Kahramanlarını tanımayan milletler, yeni kahramanlar yetiştiremez. Gençliğe tarih şuuru kazandırmaya çalışan AGD’nin Genel Başkanı Salih Turhan, “100 yıl önceki aşkla koşup geldik Çanakkale’ye” diyor, “İslam coğrafyasındaki zulümler sona ermedikçe, bizim de Çanakkale mücadelemiz bitmez” sözüyle İslam Birliği’ni oluşturma konusundaki sorumluluklarını anlatıyordu.

1915’in liseli gençleri Çanakkale’deki mücadelenin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor; pek çok liseden gönüllülerle, varlık-yokluk mücadelesinin verildiği Çanakkale’ye yardıma koşuyorlardı.

Bu ne yüce bir duygu, ne büyük bir fedakârlıktı. Dini, ırz ve namusu koruma mücadelesi ancak böyle bir kararlılıkla verilebilirdi. Allah, o günün liseli şehitleri ve tüm şehitlerimizin derecelerini yükseltsin; onları yetiştiren anne, baba ve hocalarından ebediyen razı olsun!

Cumartesi günkü muhteşem topluluğun da büyük bir bölümü liseli gençlerden oluşuyordu. Onlar da bugün Türkiye ve İslam dünyasının acı, kan ve gözyaşına boğulduğunun farkındaydı.

O gençlerin Genel Başkanı Salih Turhan Bey şöyle anlatıyordu manzarayı:

“-İslam coğrafyası akla hayale gelmeyen zulüm ve sıkıntılarla karşı karşıya. Nereye baksak ümmetin hali perişan. İstanbul, Çanakkale, Sarıkamış, Kahramanmaraş gibi yerlerde verilen mücadeleyi anlatmamızın sebebi bu. Geçmişimizden ders almazsak tarih tekerrür eder. Filistin, Kudüs, Arakan, Yemen, Suriye gibi yerlerde yaşanan zulümler bitmedikçe, bizim de Çanakkale cihadımız bitmez.”

İŞTE ÇANAKKALE HARİKASI

Anadolu Gençlik, gün boyunca şehitlerimizi ziyaret etti. Savaşın yaşandığı mekânlarda neredeyse ayak basılmadık bir yer bırakmadı. Seddülbahir, Kilitbahir, Alçıtepe, Arıburnu, Conkbayırı, Sığıntepe, Anafartalar, Kabaktepe gibi cepheler meraklılarca ziyaret edildi.

Seyyit Onbaşı, Miralay Cevat Bey, Yahya Çavuş, Lütfi Bey, Yarbay Şefik, Elazığlı Hasan Onbaşı gibi dönmeyi düşünmeyen kahramanlarımızla beraber oldular. Onların nasıl bir fedakârlıkla bu ülkeyi “vatan” haline getirdiklerini yakından gördüler.

Osmanlı, ümmetin de sorumluluğunu taşıyor, onları himaye ediyordu. Bugün de İslam dünyası yeniden ayağa kalkma öncülüğünü Türkiye’den bekliyor. Şahlanışın buradan başlayacağına inanıyor.

Programda sabah namazını kıldıran Mescid-i Aksa Camii İmamı Ömer Avadallah Kisvani Kudüs’ün işgal altında oluşunu, Filistinlilere yapılan zulmü anlattı; Türkiye ve İslam âleminden maddi ve manevi destek talep etti.

Japonya’nın eski başbakanı Türkiye ziyaretinde, “Çanakkale gibi bir zaferimizin olmasını ne kadar isterdik. Sizin Çanakkale’niz var, kıymetini biliniz” demişti.

Anadolu Gençlik Derneği bu süreci başlattı. Büyük bir vefakârlık örneği ortaya koydu.  Bir sivil kuruluş olarak görevini yaptı ve yapmaya devam ediyor. Şimdi görev 43 milyon gencin ve İslam âleminin sorumluluğunu taşıyan yöneticilerimizde.