Vapurdayım Kadıköy den Eminönü ne geçmek üzereyiz Hava
o kadar soğuk ki, insanlar ellerindeki çay bardağına yapışarak ısınmaya
çalışıyorlar. Vapur adeta farklı sınıflardan farklı yaşam alanlarından gelen
insanları bir arada toplamış ve sessizce akıyor.
Başımı cama yaslamış dışarıyı seyrederken, bir genç kız,
arka taraftan hızla geçerek yanıma geldi. Uzun yıllardan beri
tanışıyormuşcasına yaklaştı ve selam verdi. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:
Pardon abla bir şey soracaktım, ben ferace almak ve
ailemden gizli kapanmak istiyorum, sordum Fatih te bulursun dediler. Ben
Eminönü nden Fatih e nasıl gidebilirim veya feraceyi nerede bulabilirim Genç
kızın üzerinde okul forması vardı belli ki bir öğrenciydi. Formada, varlıklı
ailelerin tercih ettiği bir okulun amblemi vardı.
Tedirgindi, Ben de Fatih e gideceğim yardımcı olurum
dedim. Konuşmak istiyordu. Ben sormadan o anlatmaya başladı Varlıklı bir
ailenin iki çocuğundan biri olduğunu, ailenin iyi bir eğitim alması için
kendisini özel bir okula kaydettirdiğini, yazları İngiltere de geçirdiğini
fakat şu günlerde kendisini hiç de iyi hissetmediğini ifade etti. Ve
duygularını şöyle özetledi: Annemle babam dini meselelere çok karşıdırlar,
onlar beni çağdaş bir genç olarak yetiştirmeyi hedefliyorlardı. Ama geçen yıl
bir tren kazası geçirdim. Ölümle yaşam arasında gidip geldim. Beni hastaneye
kaldırdılar burada bir süre tedavi gördükten sonra evime döndüm. Bu kaza ile
Rabbim beni iki konuda uyardı: Birincisi Rabbim bana, hayatın bir anlık bir şey
olduğunu ve bu süre içinde nasıl bir hayat yaşamamı istiyorsa öyle yaşamam
gerektiğini gösterdi, ikincisi, insan her an tövbe etmeli, hayatın ne zaman
sona ereceğini bilemeyiz ve sürekli günahların içindeyiz. İyileştikten sonra
internetten bütün namaz sürelerini ve namazı öğreten videoları indirdim ve namazlarıma
başladım. Bir yıldır namaz kılıyorum, dua ediyorum ama ailemin hiç haberi yok.
Eğer annemin haberi olursa kıyamet kopar olacakları düşünemiyorum. Aldığım
feraceyi çantama koymayı düşünüyorum evden çıktığımda gizli gizli giyerim
haberi olmaz Genç kız duygularını gözleri dolu dolu anlatırken yolun sonuna
geldik ve Eminönü nden Fatih otobüsüne bindik. Ona bana kaza esnasında neler
hissettiğini yazar mısın dedim. Ne yapacaksınız dedi, senin yaşındaki genç
kızlarla paylaşabilirim dedim. Bundan memnun olurum ama ismim müstear olsun
dedi ve yazdı. Fakat müstear isim bulmakta zorlandı ve bana döndü: Abla ben
senin kızın olsaydım, bana nasıl bir isim koyardın dedi. Baktım ve bir çiçek
ismi koyardım dedim. Tebessüm etti Öyleyse Gülseda olsun dedi. Gül
efendimizi simgeliyor seda da hoş bir sesi, ismim bu olsun dedi. Fatih e kadar
birlikte geldik, oldukça tedirgindi. Ona mağazaları gösterdim, ayrılırken dua
ettim ve İnşallah yolun bir kavşağında bir daha görüşmek nasip olur dedim.
Gülseda mağazaya doğru giderken arkasından baktım ve buruk bir hüzün yaşadım.
Ama bir genç kızın zor şartlarda İslam a tabi olması ve teslimiyeti umutlarımı
yeniden yeşertmişti. Maneviyattan kopuk bir hayat yaşayan gençlerin dramatik
öykülerini düşündüm ve karanlıklar içinde dahi aydınlık bir yol bulan ve
hakikat üzere yaşayabilen gençlerin de olabileceğine inandım. Fıtratı temiz
kalan insanlar nerede olursa olsun hakikati buluyor ve teslim oluyordu, buna
bir kez daha şahit olmuştum.