Bir olayı  uzaktan

izlemekle bizzat yaşamak aynı şey değildir. İzlediğiniz olaya tepkinizi

gösterseniz, ellerinizi sıkıp öfkenizi ortaya koysanız ama  olayın içinde yer alan kişinin

duygularını  tam  anlayamazsınız. Savaş ve kıyımlara maruz

kalan kimselerin yaşadığı duygu   sizin hissettiklerinizden çok daha farklıdır.

Dediğim gibi yaşamakla izlemek aynı değildir. Zira yaşarken kişi olayın içinde kayboluyor ve varlığını koruyabilmek

için her şeyini feda ediyor.

Savaş  ve kıyımlara

maruz kalan kişi duygu,  düşünce ve

yaşamsal olarak olayın tam içinde yer alıyor. Yaşadığı şeyi duygu

boyutunda  yaşıyor ve acıyı en ağır

şekilde hissediyor. Olayı uzaktan seyreden kişi ise ne kadar hassas olursa

olsun, olaya duygu  boyutunda yeterince

katılamıyor. Bununla da kalmayıp  bir

süre sonra acıya karşı duyarlılığını kaybediyor.

Bugün Vahşi Batının silahları altında yaşam mücadelesi

veren yoksul halkların durumu buna açık bir örnektir. Bizler ekranlarda

izlediğimiz, ölümleri tepki ile karşılıyor, yumruklarımızı sıkıp lanet

okuyoruz, slogan atıyor, vaadlerde bulunuyoruz. Fakat birkaç dakika sonra her

şey bitiyor ve  o insanların acılarını

aklımıza dahi getiremiyoruz. Hz Peygamber haksızlığı ortadan kaldırmaya güç

yetiremeyen kişinin en son yapacağı şey kalben buğz etmektir buyurmuştur. Fakat

bugün bizler ölmüş kalplerimizle buna dahi muktedir olamıyoruz. Eğer o

insanların yaşadığı mağduriyeti bütün hücrelerimizde hissedip, kalbimizle

buğzetmiş olsaydık, kalplerde hayat bulan temenniler gerçeğe doğru

uzanabilirdi. Fakat bunu başaramıyoruz.

Batıda yapılan araştırmalar, ekranın insanı

duyarsızlaştırdığını  gösteriyor.

Ekranda  izlediğimiz kan ve

gözyaşlarını  bir süre sonra sıradan bir

film gibi seyrediyoruz. Artık yüreğimiz acımaz ve ellerimiz kalkmaz oluyor.

Oysa bizler Hz Ali nin dediği gibi, yeryüzünde haksızlığa maruz kalan bütün

insanlarla, ya dinde ya da insanlıkta kardeşiz. Ve mümin kardeşinin acısını

hisseden, onun  yanında olan ve   sahiplenen kişidir. Şahit olduğu  haksızlıklara kalben  ve zihnen karşı koyan ve muktedir olduğu

tepkiyi göstermekten geri kalmayandır. Bizler ölüm kusan savaşları izlerken,

nasıl tepki göstermemiz gerektiğini yeniden sorgulamalı ve buna uygun

davranmalıyız. Yoksa bu duyarsızlığımız bizi vahim sonuçlara götürebilir.