8- İngiltere nin Zor Durumda Olduğunu Anlamadık
İngiltere, Lozan masasına hakimâne ve tarihi İngiliz
küstahlığı ile oturduğunda esasında çok kötü ve yılgın bir vaziyetteydi.
1914 te başlayan savaş durumu İngiliz ekonomisini alt üst etmiş, siyasi bir
istikrarsızlık piyasaları alt üst etmişti. İngiliz halkının psikolojik durumu
ise depresif ve şizofrenik bir haldeydi. Nitekim bu vahim durum, İngiliz askerî
ve politik arşiv belgeleri ve o günün savaş bakanlığının raporlarında açıkça
belirtilmiş ve İçinde bulunduğumuz bu zor durumu çaktırmayın 1 denmiştir. Karşı tarafın ayakta kalmak için rol
yapan yapmacık diklenmelerini okuyabilecek ve Avrupa nın o an itibari ile
içinde bulunduğu ekonomik, siyasi, psikolojik ve sosyolojik kaotik ortamını
okuyabilen ve tahlil yapabilen bir kadromuz olsaydı belki de her şey bambaşka
olacaktı. Biz onların içinde bulunduğu vahim durumu okuyamadık ama İngiliz
heyetinin başkanı Lord Curzon, Türkiye nin içinde bulunduğu zor durumu çok iyi
okudu ve toplantılar boyunca üzerimize yürüyerek kullanmayı başardı.
9- İngiliz İstihbaratı Türk Telgraflarını Deşifre Etti
Hadi canım sende olur mu öyle şey dediğinizi duyar
gibiyim. Keşke yanlış okusaydınız. Keşke ben hata ettim yanlışlıkla bu başlığı
attım deyip tüm okuyuculardan özür dilemek zorunda kalsaydım. Ama ne yazık ki
çok doğru başlık. Lozan görüşmeleri
boyunca hemen hemen her gün, her aşamada Türk Heyeti başkanı İsmet İnönü
gelişmeler hakkında Ankara yı bilhassa Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa yı
telgraflarla bilgilendiriyor, bazen de zora düştüğü ya da akıl danışmak zorunda
kaldığı durumlarda Ankara dan da cevabî olarak fikri yardım telgrafları
geliyordu. Fakat ortada ciddi bir sıkıntı bulunmaktaydı. Zira, Ankara dan
Lozan a, Lozan dan Ankara ya düzenli olarak Romanya-Köstence üzerinden çekilen
bu telgraflar, bu hatta gizli bir şekilde müdahale etmeyi başaran İngiliz
yetkililerince daima kontrol ediliyor, Ankara dan çekilen ve kendilerine ciddi sıkıntılar oluşturacak
talimatlar içeren telgraflar Türk heyeti tarafından okunmadan imha ediliyordu 2
İşte biz Lozan da konuya bu kadar hakim değildik!
Bu durum için Curzon dan sonra İngiliz heyetine başkanlık
yapacak olan Rumbold şöyle diyecektir;
Önemli anlarda gizli kaynaklardan elde ettiğimiz
bilgiler paha biçilmez değerdeydi ve bizi, rakibin elini bilen bir briç
oyuncusu konumuna sokuyordu. 3 Konferansın birinci safhası sırasında İngiliz
heyeti, Türk heyetinin özel yazışma ve telgrafların önemli bir kısmını
okuyabilmek gibi belirleyici bir avantaja sahip oldu.4
Ne acı, masaya, görüşmelere, sınırlara, dile hakim
olamayan Türk heyeti telgraflara bile hakim olamamış ve görüşme gizliliğini
koruyamamıştır. Zaten İngiliz heyeti bu yüzden görüşmelerin yapılacağı yer
olarak İzmir i değil her bakımdan her şeyine hâkim oldukları İsviçre Lozan ı
kabul etmiş ve ettirmiştir. İşin daha vahim ve acı tarafı ise bu telgraf okuma
hırsızlığını seneler sonra İngiliz heyeti başkanı Lord Curzon bir vesile ile
itiraf etmeseydi bu durum bilinemeyecekti.
10- Batı Trakya ve Trakya Sınırı Yunanlıların İstediği
Gibi Belirlendi
Batı Trakya, Lozan Konferansı nda ilk görüşülen
konulardan biri olmuştur. Bu konu, Türkiye nin Avrupa yakasındaki sınırlarının
çizilmesi sırasında ortaya çıkmış ve tartışmalar birinci komisyonun 22 Kasım
1922 tarihli ilk toplantısında başlamıştı. Bu konuda yapılan görüşmelerde pek
hazırlıklı olmadığı anlaşılan İsmet Paşa, birinci komisyon başkanı Lord
Curzon un sorularına konuya ve coğrafyaya hâkim olmadığından dolayı verdiği
tereddütlü ve erteleyici cevapları nedeniyle çok şey elde edebileceğimiz bir
konuda, en azla yetinmemize neden olmuştur. Örneğin Curzon un, İnönü ye; Batı
Trakya ya tamamen sahip olmayı isteyip istemediği şeklindeki sorusuna İnönü
Kesinlikle böyle bir taleplerinin olmadığını, sadece bölgede halkın oyuna
başvurulmasını istediklerini belirtmiştir.5 Bu durum ise telgraflara bakılacak olursa Batı Trakya konusunda
Atatürk ün isteklerini karşılamaktan çok uzaktır.
Oturuma Lord Curzon tarafından davet edilerek çağrılan
Yunanistan salondaki mevcut ortamdan mı cesaret aldı bilinmez ama bir anda
Trakya bölgesinin tamamını istediğini ifade etti. Yani mağlup olan Yunanistan
toprak kaybetmek şöyle dursun, bizden fazla da toprak talep etme cüretin
bulundu. Bu durum karşısında Trakya bölgesinde yaşayan Türklerin mahalle
mahalle demografik yapısını sormuş İnönü konuya vâkıf olmadığını ve sayıları
bilmediğini ifade etti. Yani Lord Curzon tabiri caizse, Türk heyetine
çalışmadıkları yerden sormuştu. Bu konu hakkında İnönü, hatıralarında şöyle
der;
Lord Curzon başkanlığında toplantı başladı. Ben
sözlerime Batı Trakya bölgesindeki Türk nüfusundan bahsettim. Curzon bana Meriç
Nehri nin batısında büyük kısmı Türklerle iskân edilmiş ve Türk nüfusu
çoğunluğu oluşturmaktadır dediğim yerlerle nereleri kastettiğimi sordu. Ben
kesin cevap veremedim. Konunun uzmanları ile görüştükten sonra söyleyeceğim
dedim. Bunun üzerine Curzon, sözü Yunanistan heyet başkanı Venizelos a verdi 6
Böyle bir acziyet olur mu Hazırlık yapılmadan,
görüşmelerde mutlaka konu olacak olan bölgelerle ilgili bir ön hazırlık
yapmadan, sağlam bir etüt çalışması olmadan Lozan a gidilir mi Bu ne amatör
bir davranış böyle! Yunanistan ın ve İngiltere nin konu ile ilgili iddialarına
heyetten hiçbir Türk doğru dürüst, tatminkâr bir cevap verememiştir.
Son olarak güler misin ağlar mısın kabilinden bir
hadiseyi de zikredelim ve yazımıza son verelim. Bizim Lozan da siyasi uzmanımız
olmadığı gibi iktisadi uzmanımız da yoktu. Lozan a mali ve iktisadi işler
uzmanı olarak 3. Başkan Hasan Saka isminde konuya uzak biri gönderildi. Rıza
Nur hatıralarında Mali İşler Uzmanı 3. Başkan Hasan Saka ile ilgili bir
hatırasını paylaşmış. Bakın ne diyor; İsmet şiddetle Hasan ın aleyhinde. Bu
eşek herifi nerden başımıza sardık diyor. Türlü küfürler ediyor ama bu konuda
yerden göğe kadar hakkı var. Mesela bir gün ismet Hasan Saka ya dedi ki;
Hasan Bey, bizim Avrupa dan aldığımız borç ne kadardır
Hasan, hesaplayayım da söyleyeyim dedi ve gitti. Bir
müddet sonra geldi ve;
Yüz elli milyon lira dedi.
Bir hafta sonra İsmet, Hasan a bir daha dış borcumuzu
sordu. Hasan yine bir hesap edeyim de öyle söyleyeyim dedi. Gitti bir müddet sonra
geldi.
Doksan dokuz milyon lira dedi. İsmet kızdı,
Hasan Bey, bir hafta evvel yüz elli milyon lira
diyordun. Şimdi Doksan dokuz milyon diyorsun. Bu nasıl iş Bunun hangisi doğru
Fark yüzler binler, yüzbinler olsa iyi ama hayır arada milyon liralar var dedi.
Hasan ne cevap verse iyi;
Ben ne yapayım canım, o zaman hesapladım öyle çıktı,
şimdi hesapladım böyle çıktı.
Bu adam güya hesap ve maliye uzmanı. Hadi görülüyor ki
uzmanı olduğu maliyede sıfır, ama şu soruya verdiği cevaba bakın. Ne kadar adi
ve ahmakça 7
Ülkemizi idare eden kadronun bu denli basiretsiz ve cahil
hallerini baz alacak olursak Lozan Antlaşması gerçekten bir zafer gibi geliyor
insana
Son olarak metnin geneline bakarsak vehamet daha da
derinleşir ve daha anlaşılır hale gelir.
Lozan da Ne Kazandık Ne Kaybettik
1- Lozan da savaşta kazanmamıza rağmen toprak kaybettik.
2- İngiltere ye parası peşin verilmiş ama alınamamış
gemilerimizi bıraktık
3- Osmanlı nın borçlarını üstlendik. Hatta Osmanlı dan
kalma son borcu Turgut Özal ödemiştir. Ama başka ülkelerin bize olan borcunu
sildik.
4- Azınlık meselesi karşı tarafın istediği gibi karara
bağlandı. Yunanistan daki Türkler azınlık, Türkiye deki Yunanlılar ise vatandaş
kabul edildi.
5- Yunanistan sınırımız hariç hiçbir ülke ile sınırımız
belirlenemedi. Yunanistan sınırı da Yunan tarafının istediği gibi oldu.
6- Boğazlar meselesi Sevr Antlaşmasındaki maddenin aynısı
şeklinde kabul edildi.
7- Başta Yunanistan olmak üzere hiçbir ülke elindeki Türk
esirlerini vermedi. Türk tarafı da bu esir Türk askerlerinin akıbetlerini
sormamayı ama bunun yanı sıra elindeki esir askerleri vermeyi kabul etti.
Yunanistan ın Türkiye ye kendisine iade etmesi için verdiği esir Yunanlı
askerler eğer Anadolu da bulunamazsa onların da neden bulunamadığı öldürüldülerse
kim tarafından, ne zaman, niye ve nerede öldürdüğünü de bulup aydınlığa
kavuşturma vazifesi tabi ki Türkiye nindir. Bu sözleşmede şu veya bu şekilde
savaş ortamında kaybolan Rumların araştırılmasından ve isim isim tüm kayıp
Yunanlıların bulunmasından söz edilirken, Yunanlıların mezalimine uğrayarak
kaybolan, mesela Yunan askerlerinin Aydın Karatepe Köyünde camiye doldurularak
yaktığı yüzlerce sivil köylüden hiç söz edilmemesi, Yunan iddiasına karşılık
Türk heyetinin bu gibi katliamları masaya getirmemesi ve Anadolu coğrafyasının
tüm bölgelerinde yaşanan bu tür sivillerin maruz tutulduğu toplu katliamların
hesabının sorulmaması gerçekten çok gariptir.
Yunanlılar isim isim Anadolu ya talan, yağma ve bin bir
çirkinlik yapmak için gelen asker ve vatandaşlarının öldürülmesinin hesabını
Türkiye ye utanmadan, sıkılmadan sorarken, buna karşılık Türk heyetinden bir
kişinin bile çıkıp köylerde yapılan bin bir çirkinliğin ve toplu yakmaların,
katliamların hesabını ne yazık ki kimseye sormamıştır. Bu duruma bir isim
vermek gerekirse acaba ne demek gerekir
8- Türk Hukuk ve İktisat sistemlerinin belli bir süre
Avrupalı gözlemcilerin yönetiminde işlemesini Türk tarafı kabul etti.
9- Türk şirketlerine borçlu olan Avrupalı şirketlerin
borcu silindi ama Avrupalılara borçlu olan Türk şirketlerinin borçlarının
silinmemesi kabul edildi.
10- Suriye deki Fransız işgali resmen tanındı ve legal
hale getirildi.
11- Irak, Kerkük, Musul, Süleymaniye gibi Türk ve
Müslüman toprakları üzerindeki İngiliz
işgali resmen tanındı ve bu işgal legal hale getirildi.
12- Heyete sonradan Atatürk tarafından baş müşavir sıfatı
ile katılan İstanbul Yahudileri Başhahamı Haim Naum ikili oynadı ve Türk
heyetinden aldığı bilgileri karşı tarafa verdi.8
13- Görüşmeler esnasında Düşman devletlerarasında çatışma
ve fikir ayrılıkları çıktı ama Türk tarafı bu durumu lehte kullanamadı.9 Yani
masada Sultan Abdülhamid in zeka ve siyasetinden eser yoktu.
14- Hatay göz göre göre Fransa ya terk edilmiştir.
15- Kıbrıs taki egemenlik hakkımızdan ebediyen vazgeçildi.
16- Türkiye de bulunan ve işgal günlerinde İşgal
askerlerince el konulan Türk ev ve arazileri üzerinde Türk tarafı hak talep
etmemesi kabul edildi.
17- Türk tarafı, Milli Mücadele yıllarında bölücü
propaganda yapan Rum Patrikhanesi ni yurt dışına çıkartmayı başaramadı.
18- Başdanışmanımız Yahudi Haim Naum tarafından
İngiltere ye Hilafeti kaldıracağımıza dair söz verildi.
Sayfamızın bize yaptığı ihtardan dolayı Lozan Hezimeti
hakkında verdiğimiz devede kulak denecek kadar küçük olan bu bilgi Lozan da
aldığımız politik mağlubiyetimizin toplu iğnenin ucu nispetinde küçücük bir
kısmıdır ve bu netice Başkan İsmet İnönü hariç hiç kimseyi memnun etmemiştir.
Atatürk ü bile
KAYNAKLAR:
1) Joseph C.Grew, Turbulent Era. A., Kırk Yıl 1904-1945
Diplomatik Kaydı, Londra, 1953, s.486
2) Ahmet Anapalı, a.g.e., s.86.
3) Bentley Gilbert, 1918 den Beri İngiltere, Londra,
1967, s. 290
4) Jeffery ve Sharp, Lord Curzon ve Gizli İstihbarat,
istihbarat ve Uluslar arası ilişkiler, 1900- 1945, 2. 108
5) http://www.elitegitim.com/lozan%E2%80%99da-bati-trakya-meselesi.html
6) İsmet İnönü, Lozan Antlaşması 1, s. 86
7) Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım., s. 1117.
8) Rauf Orbay, Rauf Orbay ın Hatıraları, Yakın Tarihimiz,
2. Cilt, İstanbul, !962, s.53
9) 16 Ocak 1923, Curzon un Tutanakları, Curzon Evrakı.