Dört tarafı kapalı bir mahzene hapsolmuşuz Ramazan… Elimizi nereye uzatsak, başımızı hangi yöne çevirsek bir engelle karşılaşıyoruz. Hayalleri çalınan çocuklar, yoksulluk, yalnızlaşma, salgın hastalıklar ve küresel saldırılarla başa çıkmaya çalışırken kapımızı çalıp ruhumuzu aydınlattın, bu ne büyük bir lütuf! Yüreklerimize değen taşlardan o kadar yorulduk ki, hakkımız olan neşeyi çoktan unuttuk ve şimdi avuçlarımıza bıraktığın huzurla her şeyi silip duru bir sabaha açılıyoruz…

Görüyor musun Ramazan? Mescid-i Aksanın çocukları mabetlerinde katledildi, yurtlarından çıkarılan ve kamplarda hayatlarını sürdürmeye çalışan Suriyeli aileler başlarını semaya çevirip umuda sarıldılar. Karakışı çadırlarda geçiren çocukların çoğu donarak ya da açlıktan öldüler…

Söyler misin biz bu ağır yükü nasıl taşıyacağız Ramazan?
Hayallerimin gerçeğe dönüşmesini ne çok isterdim bilsen… Mesela avucuma bıraktığın sabrı ve huzuru Yemen’de ağaç yaprakları ile hayatta kalmaya çalışan çocuklarla paylaşmak isterdim. Avuçlarıma bıraktığın sabır ve huzuru Myanmar’da şiddetin her türlüsüne maruz kalan annelerle, çocuklarını koruyamamanın verdiği buruklukla başlarını yere eğen babalarla, yürekleri sevgi dolu ninelerle paylaşmak isterdim. Haneme getirdiğin neşe ve umudu kültürel asimilasyona tabi tutulan ve seslerini kimseye duyuramayan mazlum Doğu Türkistanlı kardeşlerimle ve kamplara kapatılan Uygurlu çocuklarla paylaşmak isterdim. Avucuma bıraktığın huzur ve umudu sokaklara terk edilen evsizlerle, çocukları tarafından huzur evlerine bırakılan yaşlılarla, öksüz ve yetimlerle paylaşmak isterdim. Ama ne oluyorsa uzanamıyorum Ramazan… Yollar kapatılmış, aramıza sert kayalardan oluşan barikatlar örülmüş ve birbirimizden haberdar olamıyoruz. Peki, ne yapabilirim? Ne yapabiliriz? Neyse ki kalpten kalbe giden bir yol var ve gelişinle bu yollar sonuna kadar açılıyor sonra… Sonra aramıza sevgiden köprüler kuruluyor ve hasretle kucaklaşıyoruz.

Kavramlara sığmayan, okullarda öğretilmeyen merhameti senden öğrendik Ramazan… Yılın bir ayında evlerimize konuk olup bizi terbiye etmemiş olsaydın taşlaşmış kalplerimizi merhametle nasıl buluşturacaktık! İyi ki varsın, iyi ki geldin hayatımıza ve iyi ki tuttun bizi…
Ve… Gidiyorsun Ramazan! Yolunu on bir ay sabırla bekleyeceğiz… Lütfen bu virane mahzende tek başına bırakma bizi! Tut elimizden ve bize merhameti öğret, karşılıksız sevmeyi öğret, fedakârlığı öğret, paylaşmayı öğret, cömertliği öğret. Bencilliğe karşı kalkan ol, ihtiraslarımıza gem vur ve tut bizi. İhtiraslarımızı tut, nefretimizi tut, öfkemizi tut geçit verme kötülüğe…