Dört yıldır İstanbul’da ikamet eden bir üniversite öğrencisiyim. Bu yıl inşallah üniversiteyi bitirip memleketime geri döneceğim. Ben dinimi ailemden öğrendim. Daha sonra kendi çabalarımla dini bilgilerimi geliştirsem de ilk temeli annemden aldım. Annem bana Allah sevgisi aşılayan ilk kişidir. Allah razı olsun onun sayesinde karşıma ne çıkarsa çıksın hep istikrar üzere oldum. Ama üniversiteye başladığımda hiç beklemediğim olaylarla karşılaştım. Mesela dindar arkadaşların aşırı kompleksli olmalarına bir anlam veremedim. Arkadaşlar başarı ve güzellik üzerine odaklanırken ben dindar kızların bu tavırlarına bir mana veremiyorum. Başkaları tarafından beğenilmek onlar için elzem bir şey ama kazaya kalan namazlar, boşa geçen vakitler ve yaşanan ahlaki erozyon kimsenin umurunda değil. Biz gençler karanlık zihniyetlere hemen teslim oluyoruz. Çünkü yeterince samimi değiliz… (Melahat Çimen)

Kapitalizmin kişisel girişimcilik, başarı, bireysel çıkarlar, ilerleme… gibi ana kavramları var. Kapitalist zihniyet insanın toplumdaki yerini ve değerini bu kavramlarla belirliyor. Özellikle gençler üzerinde özendirici bir etki bırakan zihniyet, yıkılmaz bir insan ve her durumda başarıya odaklı bir hayat sloganı ile çıkıyor ve insan gücünü aşan hedefler oluşturuyor. Gençler, artık tek geçerli kriterin para kazanmak olduğuna inanıyor ve kısa yoldan nasıl başarılı olabiliriz, üç adımla nereye ulaşabiliriz hayalleri kuruyorlar. Kişisel gelişimciler, üç elma alıp dev bir bahçe yaptık hikayeleri ile gençleri gerçekdışı hayallere yönlendiriyorlar. Bütün rüyalarını kazanmak üzere kuran genç, başaramadığında kendini yetersiz görüyor ve başarılı insanlara karşı kıskançlık besliyor.

Gençlerimiz meslek sahibi olmak için gayret göstermeli ve helal para kazanmanın yollarını aramalıdırlar. Fakat bu, hedeflerimizin sadece bir limitini oluşturur hayatımızın tamamını buna adayamayız. Bu nedenle gençlerimize hedef belirlerken, meslek seçimi konusundaki hassasiyetimizi diğer kimlikleri ve sorumlulukları konusunda da göstermeliyiz.