Fişlenmiş, korkusu iliklerine işlenmiş
"İrticacı değilim, ama beni de fişlemişler!"
Bu ülkede son duyulan Çiller cümlelerinden bir cümledir bu.
28 Şubat soruşturması için savcılığa gelen ve çıkışta gazetecilere açıklamalarda bulunan Tansu Çillerin bu cümlesini bazı gazeteler başlık yapmışlar haberlerine.
"İrtica değilim, ama beni de fişlemişler."
Bir daha okuduğunuz bu Çiller cümlesinin çağrıştırdığı çok şey var bu ülkede. Tepki vermek ise bir insanlık görevi ve insan haklarına sahip çıkma eylemidir.
Siyaset yaparken söylediğin çoğu yanlış cümlelere, yeni ve kadın siyasetçi heyecanına vererek gereği kadar itiraz etmedi bu ülkenin insanları.
Fakat siyasetten uzak durduğun onca sene içinde hiç durum değerlendirmesi yapmadınız mı Kim, nerede, ne zaman ve nasıl yanlış yapmıştı gibi sorulara cevap aramadınız mı Ya da hiç insan hakları kitabı okumadınız mı
İrticacı olmadığınızı vurgularken, irticacı olanların kim olduklarını, nerede durduklarını bildiğinizi (de) iddia ediyorsunuz. Listesini savcılığa verdiniz mi
Fişlenmek değil sayın Çillerin zoruna giden. İrticacı olarak fişlenmek.
İrticacıların fişlenmesi, yahut çillerin de irticacı diye tanımlayabileceklerinin fişlenmesi gayet doğal, normal ve yapılması gerekendir. Lakin Çilleri irticacı diye fişlemek ne demek Diğer her türlü fişlemeye evet ama...
Bu ülkede profesör olmuş, milletvekili olmuş, parti başkanı olmuş, Başbakan olmuş, Başbakan yardımcısı olmuş ve on küsur yıldır dinlenmeye geçmiş bir politikacı, 2012 yılı biterken takvim yapraklarında, hala irticacı değilim deme ihtiyacı hissediyorsa ve hala kendini irticacı olmamakla tarif etmeye kalkıyorsa... Önce neye üzülür insan AKPnin boyadğı tabloların yalan olduğunu görmesinin ötesinde, önce neye üzülür
Erbakanın yalnızlığına ve mücadelesinin büyüklüğünün anlaşıl(a)mamasına...
Yardımcısı hala irtica diyor, duymadınız mı
İkinci ve önemli Çiller cümlesi de şu; gazetelerin haber başlığı yaptığı:
"Asker darbe hazırlığında. GKB ve kuvvet komutanlarını görevden alalım dedim, Erbakana. Demirel imzalamaz diye Kabul etmedi."
282 imzalı hükumet kurma girişimini imzalamayan ve bir an önce kaos diyen Demirel, öyle bir kararnameyi imzalar mı idi Siyasette olmadığın son on senede Demirelin imzalayacağına dair bir his oluştu mu içinde Sayın Çilere sorulmalı bu. Yahut Demirelden imzalayacağına dair bir eylem, bir hareket mi gördünüz; bir demeç mi duydunuz
Erbakan, Demireli -sizi- komutanları - medyayı iyi biliyordu. Eğer öyle bir kararname gönderseydiniz Çankayaya neler olacağını bir daha yazalım.
Kartel gazeteleri, "Gerekirse silah kullanırız!" "Silahsız kuvvetler harekete geçsin." Gibi başlıklarını ertelerler, Demireli kullanıma açarlardı. Buyrun okuyun neler yazabileceklerini.
"Demirel, imzalamayarak ders verdi!"
"Yaşlı komutanlar rahatsız!"
"Komutanları emekli etmek isteyen Erbakan hükumetini protesto yürüyüşüne çıkan memurlar, işciler ve mahşerin beş atlısı, yaş hadleri gelse dahi emekli olmayacaklarını söylediler; tencere-tava tıngırdattılar!"
"Demirel, komutanları emekli etmediğini göstermek için onların yanından ayrılmıyor."
"Demirel 9. Senfoni dinliyor ve kalkıp bağırıyor: İşte komutanlar, işte çağdaş Türkiye!"
"Kararnameyi geri yollayan Demirel, Hükümete 80lerden bir cevap Verdi: İcat çıkarma!"
Erbakanın yalnız kahramanlığı bugün daha net ve daha iyi anlaşılıyor diye medya patronlarına da bir bakalım.
Savcılıktan çıkan bir batmış ve bir çok yükselmiş iki patronun ortaklıkları şu savunma cümlesinde sürüyor: Erbakan dik dursaydı, öyle yada böyle olmazdı.
O günkü insanları (RP seçmenleri, sempatizanları, ümitlileri vs) bugünkü AKP taraftarlarıyla aynı/eşit gördüklerini vurgulayarak söylüyorlarsa, bunu, çok yanlış bir netice/kanaat saymak gerekir.
O günkü siyaset içinde ve o siyasetten umutlu/beklentili olanların kalite durumlarını ve kapsama güçlerini bilen, bilir. Bugüne bakarsak görülen şudur: Resmen ilan edildiği gibi sadece gazı alınmadı bugün bu ülke insanlarının, sinirleri de devreden çıkarıldı.
İşte bu yüzdendir, alınan ve havaya salınan gaz kokularına tahammülü ve tepki vermemesi...
Çok yükselmiş medya patron diyorki: Ben hiç kredi kullanmadım. Doğrudur, biz de inanırız. Ne aldıysa bedava aldı, manşetlerinin ve yalan haberlerinin karşılığı olarak aldı.
Lakin yine de ona şu soru sorulabilirdi: Atmakta geç kaldığın yahut ancak şimdi hatırladığın kanlı bir manşet var mı aklında
Savcılığın dinlediği bu insanların eğikliklerini ve hala eğik düşüncelerini görünce/duyunca insan, Erbakanın o dik duruşuna hasret duymaz mı
DİRİSİ DE KAZANDIRMIŞTI!
T.Özalın mezarı açıldı.
T.Özalın naaşı ve mezar ile meraklı/meraksız yaşayanlar arasında kurulan ilk irtibat nedir ve bunu kim yaptı/kurdu
İlk irtibat bir demeç cümlesidir ve vericisi ise hükumetin Adalet Bakanı...
İki değişik cümleyle yansıtmış gazeteler ilgili Bakanın dediklerini.
"T.Özalın naaşı bozulmamış!"
"Naaşı yirmi yıllık gibi değil."
AKP hükumetinin Adalet Bakanı hangi sıfatla (resmi bakan sıfatının dışında) ve gerekçe ile vermiştir bu beyanatları Kendisinin, üstünden seneler geçen ölüler üzerinde bir ihtisası, bir çalışması, bir hakimiyeti mi var Bir naaşın (ölü insan vücudunun) kaç senede bozulacağı üstüne bakanlığında, hükümetin diğer organlarında, orada, burada, şurada, dağda, bayırda, ovada, suyun içinde, dışında, öte yakasında bir kanaat, bir talimat mı var
T.Özalın naaşı bozulmuş olsa idi, sayın Bakan ne diyecekti Şaşırdım kaldım, hiç beklemiyordum, mu diyecekti
Bir naaşın (bozulmuş veya) bozulmamış olması ile anlatılmak istenen nedir Kime, ne kazandırılmak istenmektedir
Bir naaşın yirmi yıllıkken, yirmi yıllık gibi olmadığını naaşa bakan veya bir Bakan, bir bakışta nasıl anlayabilir Bu gücü/özelliği bakan olunca mı kazanmıştır, yoksa böyle bir gücü/özelliği olduğundan mı bakan olmuştur. Yahut gözlerinde naaşölçer mi var. (Adım ölçer Sağlık Bakanlığı icraatıdır.)
T.Özalın naaşı yirmi yıllık gibi değilse, kaç yıllık gibidir On yıllık gibi olması ya da yüzyıllık gibi olması, ki öyle olmaları nasıldır, biz bilmeyiz, Bakan bilir, neyi değiştirecekti Yapılacak incelemeyi mi Kanaatleri mi Bir naaş üzerinde yapılacak olağan bir işlem dolayısıyla, hükümetin ilgili bakanının, görevlilerden öne geçerek bir demeç vermesinin ve gazetelerin bu demeci, dikkat çağrışımlar var havasında duyurmalarının bir çok sebebi ve hesabı olabilir. Biz sadece birini yazıyoruz şimdi.
T.Özalcı olmakla yanılmamışıza kendini inandırmaktır; kendi inanmışlığına başkalarından (bilhassa yeni nesilden) taraftar toplamaktır; T.Özalcı geçen yıllara yanmama gerekçesi bulmaktır; zarar-ziyan hesabına girme cesareti bulamamaktır!
O başlıkları atan gazetelerle aynı gün yayınlanmış Milli Gazeteye bakın. (3 Ekim 2012 Çarşamba) "Özal mezardan çıkarıldı, Adli Tıpta" başlığı ile duyurulan olayın 9. Sayfadaki teferruatlı anlatımında ne hükumetin bakanını, ne de söylediklerini çağrıştıran bir cümle var. İşte bu yüzdendir Milli Gazetenin iyi gazete olması.
Not: Biz Diyanet İşleri Başkanlığından konuyla ilgili bir açıklama beklerken, Adli Tıp görevlilerinin naaşın bozulmaması üstüne söyledikleri ilmi/bilimsel cümlelerden, umarız sayın Bakanın da haberi olmuştur.
BİR BİR DÜŞÜYOR MU HİSARLAR
Akhisar Belediyesi Romada sergi açmış. Maksat, Akhisarı hristiyan dünyasına tanıtmakmış.
Tanrı neler vermiş Akhisara; neresinden tanıyacakmış hristiyan dünyası Akhisarı Belediyesinden mi, Belediyesporundan mı Hayır, kilisesinden tanımalıymışlar. (Milli Gazete 3 Ekim 2012 Mustafa Yılmaz - Kulis Ankara)
Bakınız, tanıtım kitapcığına ne yazmışlar.
"Kimi Museviydi, kimi Hristiyan, kimi Müslüman... Yaratılmış olmak ortak paydaları. İster Tevrattan, ister İncilden, İster Kurandan öğrensinler Yaradanı. Ne fark eder. Asıl olan inançtı ve inanç aydınlattı yollarını."
Bu serginin açılışını kim yapmış, kendini pardon kitapcığını kim dağıtmış
AKPli Hüseyin Tanrıverdi.
Tanrı hem Akhisara vermiş, hem AKPye vermiş.
Yani, hangi taşı kaldırsam değil, hangi kilise yıkıntısından/harabesinden/viranesinden bir taş kaldırsanız, altından bir AKPli çıkıyor. Veya, AKPliler sadece ellerini koymuyorlar taşın altına, Hüseyinlerini de kilise taşlarının altına koyuyorlar.
70li yıllarda, Hüseyin Tanrıverdinin çocuktum ufacıktım, kilise bahçesinde top oynadım acıktım, dediği yıllarda bu ülkede yayınlanan Günaydın gazetesi vardı. Bir muhabir, bir fotoğrafcı ve birkaç kız kurusu ile kiliselerden haber toplardı.
"Kilisede mum yakan Türk kızları!.. Müslümanız ama burası da bir ibadethane. Asıl olan inanç. Ne farkeder. Diyorlar. Resimde onları öyle derlerken ve mum yakarlarken görüyorsunuz." Şimdi magazinel haberler uyduran Günaydın gazetesi yok. Onun haber mankeni kızlar yok. AKPli Hüseyin Tanrıverdi filan var. Gerçi Akhisarda hep vardı ama...
BU HAL NE HALDİR
Fedakar kameramanımızın çektiği resme bakarak, ki gördüğünüz gibi aşağıdadır, ülkemizin bugün ne halde olduğunu tesbit ediniz. (Bu çalışmayı yapmanızı niçin istediğimizi sorularımızın sonunda öğreneceksiniz.)
Görünen ne, gerçek ne
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlere saldırma olaylarına karşı tedbir almıştır; öğrenciler sınıfa alınmamıştır.
Öğrenciler toplu halde Alexe destek vermeye gitmişlerdir ve henüz dönmemişlerdir.
Sınıfını ve çocukları çok özleyen öğretmen, hazırlandığı dersi bir an önce anlatmak aşkı ve heyecanı ile okula erken gelmiştir.
Orası kapatılmak istenen İmam-Hatip okullarından bir sınıfın son halinden hükümetcilere kına yaktıran bir görünüştür.
O sınıf, sınıra yakın bir ilçenin okulundadır ve alınan tedbirlerden dolayı top mermisi isabet etmemiştir.
Kapasında Oxford yazan bir okulun bu sınıfına ne başka öğrenciler gitmiştir, ne de İbrahim Tatlıses gitmiştir.
Okuttuğu bütün talebeleri mezun eden bir öğretmen, acaba iyi mi yaptım, kötü mü yaptım düşüncelerine dalmıştır.
Şehirlerin ağalarının rezidanslarından yer artmadığı için dağ başına yapılan bir okulda, elektrikler kesik olunca öğrenciler toplu taşıma teleferiklerinde, öğretmenler sınıfta beklemiştir.
Hepsi.
(Yaptığınız çalışmaların neticelerini veya haberdar olmamızı istediğiniz düşüncelerinizi gönderirseniz e-mail adresimize, yayınladığımız ilk kitap hediyemiz olacaktır.
Ama yayınladığımızda... Hazırlık aşamasındadır şimdi.)
Burdan bakınca
Bir koyup üç almak isteyen T.Özal hükumetinin Irakı Amerikalılara işgal ettirmesinden sonra, günümüzün AKP hükumeti de Suriye ile top atışlarına başladı.
Bir tek sebebi vardır ancak, bu ilişkilerin.
Bir atasözümüzü hayata geçirmek istedi ilgili hükumetler.
Komşu komşunun külüne muhtaç denilir.
Komşudan kül almak istedik.
Kırk, kırk 18 olsun
Başbakan Tayyip Erdoğan seçilme yaşını da 18e indirmek istiyor.Nerden icabetti bu Neden seçme hakkı verilirken gündeme gelmemişti Duruma göre pozisyon almadır bu. 40ın üzerindekilerin ayrılmaları hızlanınca, transferler inandırıcı olmayınca, tarlalarda biter yonca, 18likler aday olunca, Meclise dolar gonca...Hayır, hayır, hayır! Tayyip, "amca" denmesini özlenmiş.
YAVRUM MESUT VE THE ŞAPGALI BABA
Dersten kaçmış babasına koşmuş
- Duydun mu the Şapgalı baba duydun mu
- Neyi duyacağım yavrum Mesut Binaenaleyh 2. İsmet olarak kulağımızda bir pil eksiğimiz kaldığını mı söylüyorsun Pil bize fevkalade yakıştı da takmadık mı
- Sen kulağına pil taksan da duymazsın the Şapgalı baba. Tayyip adını söylememiş yahu.
- Söylememişse ben nasıl duyacaktım Binaenaleyh O söylememişse bizim fevkalade söyleyeceklerimiz vardır.
- Konuş the Şapgalı baba konuş! Güneş çamaşırları kurutuyor yahu.
- Sen de kuru yavrum Mesut. Binaenaleyh elin ayağın kurusun, ağzın kurusun. Beni fevkalade sokak diplerinde bıraktın.
- Nizamiyeye sen gittin the Şapgalı baba. Ben tankları gördüm, yanlarında poz verdim yahu.
- Emekli ettiler de imzalamadık mı yavrum Mesut Binaenaleyh bana neyi getireceklerini ben mi dikte ettirecektim, not aldıracaktım, katiplere yazdıracaktım. Fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır. Binaenaleyh yerseniz, böyle yiyin.
- Ben her dediğini tuttum, her verdiğini yuttum değil mi the Şapgalı baba. Kime ne yapacağım sen söyledin yahu.
- Bunlar şuraya gitsin, onlar buraya gitsin, kızlar Arabistana gitsin derken, sen bana gel demek istememiştin yavrum Mesut. Binaenaleyh insanın başka gidecek yeri olmaması fevkalade kötüdür.
- Ben sana Tayyip seni dememiş demeye geldim the Şapgalı baba. Ne kızıyorsun yahu.
- Ben onun için ne diyeceğim yavrum Mesut. Binaenaleyh koltuğunda çok emeğim var, sana yolu ben açtım, diyeceğim. Fevkalade habersiz olması ayıptır, hatadır, günahtır.
- Konuş the Şapgalı baba konuş yahu.
- Bana Tayyip kötü işler yapıyor dedirtemezsiniz. Binaenaleyh ben neyi yapmak istiyorsam, o da onu fevkalade yapıyor. Tankları ben yürüttüm de o yürütmedi mi Aferin, bravo demek lazım yani.
TRANSFERLERDEN SONRA
AKPnin son transferlerinin hayalleri gerçek oluyor.
Taraftarlarının, etrafında toplandıklarının ve burda bir şey bulabilsek beni deyip gelenlerin, gitti de ne oldu sızlanmalarına son vermek isteyen yeni transfer sıfalı AKPliler, gördüğünüz Tayyipli resmi dağıtıyorlar!
Ve diyorlarki: Elimizin öpülmesi dahi bir protokolle tesbit edilmiştir. Daha ne isteyelim yani...
Durumu tarihe mal eden kameramanımızın bir başka tesbiti de şu: Tayyip bey onların böyle resimler dağıtmasına göz yumarak, sözünde duran başkan imajı vermek istiyor!
TEK KİŞİLİK
Unutma mezar tek kişilik,
Geçer akçe makbul kişilik...
GERÇEK VE İLİM
Dünyayı tanımak için müspet ilim;
Yeri göğü tabaka tabaka bilmek.
Gerçeği anlamak için ilm-i ledün;
İbret için kainata bakabilmek...
Ekrem Şama