Kaymakam bey, çok sevdiği, şehri beraber gezmekten keyif

aldığı cami imamına sorar, Kaç çocuğunuz var

İmam cevap verir, Sekiz, Kaymakam bey

Pazar günü katıldığı düğünde evlilere üç çocuk

tavsiyesinde bulunan kaymakam bey, Oooo, bu kadarı da fazla değil mi

- Fazlalığın ölçüsü ne Bir çocukluya göre iki

çocuklununki fazladır. Dokuz çocuklunun aynında benimkiler azdır, ölçü nedir

Kaymakam bey

Kaymakam bey, Ekonomik durumu da düşünmek lazım

Bu şehirde ve çevre ilçelerde bir veya iki çocuklu

imamların en zengini benim. Maddi durumum seninkinden de iyi olduğunu sen de

biliyorsun. Benim tarafımdan da hanımın tarafından da hiç bir zenginliğe sahip

değiliz. Fazla paraya ihtiyaç olmadan yapılabilecek temiz bir işyerini hanım

açtı, iki tane çalışan var. Hanım, çocuklarımızın bakımı ve eğitimiyle

ilgilenir. Bu gelir beni imamlar arasında en zengin duruma getirdiği gibi bu

şehre gelenleri ağırlama masrafına da yetiyor diyor

Kaymakam bey durumu hatırlayınca başını sallayarak hak

veriyor.

12 Eylül 1980 darbesinde açığa alınan bir imam-hatip

Lisesinin müdürünün ağabeyi anlattı, Duydum, kardeşim kayınvalidesinin evine

gelmiş, evden dışarı çıkmıyormuş.

Hemen koştum vardım, ağzını bıçak açmıyor. (Yani

konuşmuyor.)

Kardaşım, ne oldu Dedim.

-Ağabey, açığa aldılar dedi.

Açığa alınmak ne demek

Görevden uzaklaştırdılar, maaşın dörtte birini

kesiyorlar dedi.

Kafam atıvermiş, Bana bak, ben altmış yıldır açıktayım

senin bir haftada üzüldüğün kadar üzülmedim. Şimdi ben, sana imanı tarif

ediyorum, yer demir olsa, gök bakır olsa, ev tamtakır olsa, bu şehrin bütün

çocukları da senin olsa öğle yemeğinde ne yedireceğim diye üzülürsen imanın

kâmil olmaz. Sen çalışamaya bak, gerisini yaratana bırak dedim ve hemen

çarşıya gittim bir çuval şeker, bir çuval un aldım ve evine getirdiydim yüzü

gülmeye başladı. Hemen lafı yapıştırdım Sen imana değil una güveniyorsun

Sayısını bilemeyeceğimiz kadar denizde yüzen, karada

gezen ve havada kanat çırpan canlının rızkını veren Allah celle celalühtür.

Hanımın sağlık durumu da önemli değil mi Diye düşünenler olur.

Çok haklılar.

Biz, dinimizin emri olarak aklımızı, sağlığımızı,

imanımızı, nefsimizi, neslimizi, malımızı korumakla görevliyiz.

Aklımızı başımızdan alan, sağlığımızı tehdit eden, trafik

kazalarıyla senede on binlerce insanımızın ölümüne ve yaralanmasına yol açan,

öldürme ve tecavüzlere teşvik eden, akrabalık bağlarını koparan içkinin her

türlüsünden uzak dururuz.

Sahasında uzman, sözünde sağlam doktorların sağlık

konusunda söylediklerine de uyarız.

Bir imam arkadaşımın ağabeyi anlattı, Onuncu çocuğumuz

olunca hanım, Yeter gayri dedi.

Ben de ona sordum Neden

Televizyondan duydum, çok çocuk doğurmak sağlığa

zararlıymış

Hanım, beşinci kattaki hanımın iki çocuğu var

hastahaneden beri gelmez. Dördüncü kattakinin bir çocuğu var kanser.

Üçüncü kattakinin baş ağrısı bitmez.

Sen bugüne kadar çocuk doğurmanın dışında hiç hastahaneye

veya doktora gitmedin. Başın ağrımaz, dişin sızlamaz, maşallah demir gibisin

deyince devam dedik

Şimdi kaç oldu bilmiyorum.

Değerli bir iktisat Profesörümüz, televizyonda

Türkiye nin imkânları iyi yönetilirse 150 milyona yeteceğini canlı yayında

anlatıyordu. Vatandaşlar da sorular soruyor cevaplarını alıyordu.

Vatandaşlarımızdan biri Sayın profesörüm, sizin kaç

çocuğunuz var dedi.

O da İki deyince, vatandaşımız, Başka sorum yok dedi.

Meraklısına söyleyeyim benim altı çocuğum oldu, Rabbime

hamdolsun.

Herkesle beraber onların da imanlarını şirkten,

akıllarını sefahetten, sıhhatlarını hastalıktan, mallarını haramdan korusun.

Amin