Padişah işlerinin yoğunluğundan yorgun düşmekte ve ara

sıra kurulan panayıra katılarak yorgunluğunu atmaya çalışmaktadır. Yine bir gün

panayıra gider ve sihirbazların sergilediği yetenek gösterilerini keyifle

izlemeye başlar. Gösterinin sonlarına doğru beş metreden iğneyi ipliğe

geçirebildiğine iddia eden bir adam ortaya çıkar. Adam beş metre ileriden

ipliği fırlatır ve iğnenin deliğinden geçirir. Padişah gördüklerine inanamaz ve

bir daha yapmasını ister. Adam aynı şeyi üç kere tekrarlayınca padişah bu

adama yüz altın verin, sonra da falakaya yatırın der. Sadrazam bu çelişkiyi anlayamaz

ve sorar, Padişah yüz altını yetenekli ve becerikli biri olduğu için veriyorum,

yüz sopayı ise bu kadar boş ve faydasız işlerle uğraşıp vakit harcadığı için

atıyorum. Asıl maharet insanlara faydalı olmaktır der. Hikâye bana,

gençlerimizin odak noktası haline getirilen yarışma ve eğlenme programlarını ve

bu programların gençler üzerindeki olumsuz etkilerini düşündürdü. İncir

çekirdeğini doldurmayacak uğraşlar peşinde koşan gençler, bütün güç ve

enerjilerini buraya harcayarak zihnen fakirleşiyorlar. Bu çocuklar ileriki

yaşamlarında da zaman israfı yapıyor ve hayatı bir eğlence olarak görüyorlar.

Eğlence programları ile uyuşturulan gençler, ömür

sermayelerini beyhude işler peşinde tüketip kendilerini erdemli kılacak

değerlerle bütünleşemiyorlar. Ekranlar gençleri çekebilmek için bu tür

programları alabildiğince cazip hale getirerek sadece çocukları değil aileleri

de etkilemeyi başarıyor. Çocuğun kısa süreliğine de olsa ekranlarda görünmesi

ve yarışmada yer alması anne babayı mutlu ediyor. Fakat bu, kısa ve uzun vadede

çocuğun hayatına zarar getiriyor.

Yarışma programları aracılığıyla popüler olmayı ve kısa

yoldan para kazanmayı hayal eden genç, geri döndüğünde aile ile çatışma

yaşıyor:

1- Genç yarışmada kendisine vaad edilen ödülün büyüsüne

kapılıyor, rakiplerini alt edebilmek için her yolu deniyor. Genç rekabeti

öğreniyor.

2- Genç, ekranlarda aldığı alkış, onay ve desteği geri

döndüğünde çevresinde aramaya ve ilgi odağı olmaya çalışıyor.

3- Genç zamanı kullanma bilincinden mahrum kalıyor, daha

kısa yoldan ulaşabileceği hedefler belirliyor

4- Gencin ihtirasları giddikçe yükseliyor ve topluma uyum

sağlayamıyor.

5- İstediği onay ve desteği bulamadığında güven kırılması

yaşıyor ve kendisini değersiz hissediyor.

Anne babalar, çocuklarını faydalı işlere teşvik etmeli ve

zamanı kullanma bilinci kazandırmalıdırlar. Çünkü zaman bilinci taşımayan bir

gencin aktif başarılı ve erdemli bir hayat sürmesi beklenemez.