Bu şehir ulaşılması zor, zafer takları yüksek, binaları sağlam, içi müşrik savaşçılarla doluydu. (Allah hepsini yardımsız bıraksın) İman ehline karşı kibirleniyor, Rodos, Venedik, Katalan, Ceneviz gibi batıdaki adalardan ve diğer müşrik ve korsanlardan yardım alıyorlardı.

Ardarda dizilmiş düzenli kaleler, surlar ve burçlarla korunmuş bir şehir. Yüce ecdadımız, Allah yolunda hakkıyla cihad etmelerine rağmen zafere ulaşamadılar ve bir şey elde edemediler.

Burası bütün dünya dillerinde Konstantiniyye diye meşhur olan büyük bir kaledir.

Peygamber (s.a.v.)in sahih hadislerinde bahsettiği şehrin burası olması uzak değildir.

Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: "Onlar Konstantiniyye yi fethederler. Kılıçlarını zeytin dallarına asarlar da ganimetleri taksim ederler."(5)

Bu hadis ve diğer meşhur hadislerin bahsettiği bir tarafı kara, bir tarafı deniz olan şehirdir.

Biz, Allah (c.c.)in "Onlar için gücünüz yettiğince hazırlık yapın" (K. Kerim Enfal 60) emrine uygun olarak yapılması gereken bütün hazırlığı mancınık, top, gülle, taş, berk ve ra d gibi tüm silahları kara tarafından hazırladık.

Denizde dağlar gibi görünen içi dolu gemileri deniz tarafından hazırladık ve 857 yılı görünen Rabiulevvel ayının yirmi altısında hücum ettik.

Şiir:

"Kendime dedim: Çalış. Bu an çalışma anıdır.

Gayret et ve bana yardım et. İşte bütün arzu ettiğim budur."

O kafirler, Allah ın hak dinine her çağrılışta küfürlerinde ısrar ettiler, kibirlendiler ve kafirlerden oldular.

Onları çepeçevre kuşattık. Karşılıklı harb ettik, öldürdük, öldürdüler. Aramızdaki harp elli dört gün gece ve gündüz sürdü Şiir: 

"Allah ın yardımı ve fethi geldiğinde, (K. Kerim Nasr: 1)

Kişiye işlerin en zoru da en ateşlisi de kolay gelir."

Yirmi Cemaziyelevvel (Cumadel ula)in Salı günü, yıldızların şeytanların üzerine saldırdığı gibi Konstantiniyye üzerine hücum ettik. Sıddık Ebubekir in hikmeti, Faruk Ömer in adaletinin bereketi Haydar Ali nin vuruşu gibi bir vuruşla Allah, Konstantiniyye yi Osman oğullarının emrine verdi.

Güneş doğudan doğmadan Allah fethi bize lütfetti. "Yakında topluluk hezimete uğrar, sırt dönüp kaçarlar. Asıl onların zamanı, vadolunan saati. Bu saat daha acı ve daha dehşetli." ( K. Kerim, Kamer: 45)

İlk önce başı kesilip öldürülen, onların inad ve lanetli Tekfurudur. Ad ve Semud kavmi gibi helak edildiler. Azab melekleri onları aldı ve cehenneme doldurdu. Orası ne kötü bir yerdir.

Öldürülenler öldürüldü geri kalanlar esir edildi. Hazinelerine el konuldu. Altınları ve defineleri yerlerinden çıkarıldı. "Onlara öyle bir zaman geldi ki sanki daha önce hiçbir şey değillermiş gibi oldular"(  K. Kerim İnsan: 1) "Zulmeden toplumların sonu kesildi. Alemlerin Rabbine hamdolsun" ( K. Kerim En am: 45)

 "O gün müminler Allah ın yardımı ve zaferiyle sevinirler. Allah dilediğine yardım eder." ( K. Kerim Rum: 4-5)

Maddi ve manevi pislikler içinde olanlara karşı zaferi elde edince kiliseleri papazlardan temizledik. Oralardan çanı da, haçı da çıkarıp attık. Puta tapanların tapınaklarını ehli İslam ın mescidleri yaptık. Buralar Padişahın sikkesi, İslam ın hutbesiyle şereflendiler. "Allah ın emri meydana geldi ve onların yaptıkları boşa çıktı"(1212 K. Kerim A raf: 118)

Daha sonra Konstantiniyye nin kuzeyinde, Haliç in kenarında Cenevizli lere ait bir kale vardı. Bu kaleye "Galata" denirdi. Konstantiniyye ye bitişikti. Ve içi alçak müşriklerle doluydu.

Biz Konstantiniyye yi kuşatınca Galata ahalisi bize geldiler. Antlaşma yaptılar. Antlaşmalarını yenilediler. Biz de onlara, Konstantiniyye ye yardım etmemek şartıyla oldukları gibi kalmalarını söyledik. Şartlarımızı kabul ettiler. Emrimize itaat ettiler.

Konstantiniyye nin başına gelenler gelince, ölüler ve esirler arasında Galata halkından da bulundu. Onlar da bizimle harb etmişler. Antlaşmalarını bozmuşlar. İki yüzlülüklerini ortaya koymuşlar.

Diğerine yaptığımızı bunlara da yapmak isteyince boyunlarını bükerek, ağlayıp sızlayarak "Eğer bize acımazsanız biz hüsranda oluruz"     (K. Kerim A raf: 23) dediler. Biz de onları affettik. Çünkü Allah (c.c.) çok affedicidir, günahları gizleyicidir. Biz de onlara her şeye gücü yeten, zalimlerin belini büken bir tek Allah adına iyilikte bulunduk ve mallarının ellerinde kalmasına karar verdik. Ancak kalelerini yerle bir ettik. Arazilerini sularını kendilerine verdik. "Alçalmış olarak elleriyle cizyelerini verinceye kadar onlarla savaş" ( K. Kerim Tevbe: 29) ayetine uygun olarak isimlerini cizye verecekler arasına yazdık. "Bize doğru yolu gösteren Allah a hamd olsun. Eğer bize yol göstermeseydi biz doğru yolu bulamazdık." (15 K. Kerim A raf: 43)

Şiir:

"Zaman onu mutlu etti, talihi yar oldu.

Temenniler yaklaştı, arzular gerçekleşti."

Allah (c.c.) bu kulunda, saltanat koltuğunun kanununu düzenlemek, ülkeyi korumak ve gözümüz nuru Şeriatın farz kıldığı cihadı ihya gibi iki büyük mutluluğu toplayınca bu kul saltanat ahkamının icrasıyla mübarek kıldığı mukaddes topraklara doğru yüceliklerin iftihar ettiği güzellikler hazinesi Emir Celaleddin Kabuni yi hediye, esirler, köleler, kumaşlar ve diğerleriyle selam, dua ve sena dolu mektupla gönderdi. (Allah onun dönüşüyle bizi rızıklandırsın) Bir başka mektupla bunlar etraflıca açıklandı.

Hediyelerimiz bizim üzerimize düşene oranla, denize oranla damla gibi kalırsa da, hüsnü kabul göreceği umulur. Allah, hilafet makamını öpmekle ve saltanatın güzel haberleriyle şereflenmeyi size kolaylaştırırsa (Allah o hilafeti adaletle ve zaferle gücünü artırsın.) temiz zatımızı sıhhat, selamet ve güzelliklerle mutlu bir şekilde karşılanacağınız umulur ve temenni olunur. Allah zatınızın devletini dini ve dünyevi yönden devamlı eylesin. Biz de sizin yüce makamınızı görmek güzel meclisinizde bulunmaktan şeref duyarız.

O güzel yerlerin güzel dualarını bekleriz. Duaları Nebiyyi müctebanın bereketiyle kabul eden Allah tır. Selamların en güzeli ona olsun. Nimetleri için Allah a hamd olsun, Salat, Muhammed (s.a.v.)e ve aline olsun. Her şeyin doğrusunu bilen Allah tır ve dönüş O nadır.

Mektup burada sona eriyor.