Irak işgali ne zaman gerçekleşti 2003 yılında. 13 sene

geçmiş aradan. Başını ABD ve İngiltere nin çektiği bu işgalin gerekçesi neydi

Irak ın 11 Eylül terör saldırılarıyla ilişkilendirilmesi, elinde WMD (kitle

imha silahları) olduğunun iddia edilmesi. Irak ın işgaline gerekçe buydu. Bu

işgalin ardından diğer işgallerin de çorap söküğü gibi geldiğini de

hatırlayalım tabi. Bir nevi başlangıç reaksiyonu gibi yani.

İşgal gerekçesi olan Irak ın kitle imha silahlarına sahip

olması nın yalan olduğu ortaya çıktı mı Çıktı. İngiltere nin sabık Başbakanı

Tony Blair de bunu itiraf etti. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, bundan tam

13 sene önce, yine bir Şubat günü BM Güvenlik Konseyi nde yaptığı konuşmada, bu

yalanı kuyruklu hale getirmişti hem de. Kanıt olarak resmen saçma sapan şeyler

göstermişti, kendisi bile inanmamıştı muhtemelen.

Bir yalana dayanan bu işgale destek olmak için Türkiye, 1

Mart tezkeresini çıkararak destek olmak istedi. Muhtemelen şu cümleyi 20 sene

sonra söylesek kimseler inanmayacaktır. Bugün bile inanması güç duruyor, ancak

13 sene önce yaşandı bu. Uğruna memur maaşları ödenmez tehditleri havada

uçuştu, ancak sağduyu galip geldi, işgale destek tezkeresi çıkmadı.

Bugün gelinen noktada, 13 sene önce yaşanan bu olayı hala

savunabilmek gerçekten ilginç. Adı 7 Güzel Adam arasında sayılan bir

edebiyatçı, geçen sene bir yazısında, sanki marifetmiş gibi 1 Mart tezkeresini

çıkarma kararı doğruydu diyebiliyordu. Bugün, devletin zirvesi de hala 1 Mart

işgale destek tezkeresini müdafaa edebiliyor. Gerçekten şaşırtıcı. Hangi

saiklerle hareket edilirse edilsin, ABD nin işgaline destek için çıkarılacak

bir tezkereyi savunmak nasıl mümkün olabiliyor Anlam vermek çok güç.

İşin kötüsü, destek çıkılmak istenen Irak işgalinin

sonuçları ortadayken hala bu tezkereyi savunmaktır. Irak işgali, ardında 2

milyon ölü, yüzbinlerce tecavüze uğramış kadın, yüzbinlerce veya milyonlarca

yetim-öksüz bıraktı, aileler dağıldı, insanların hayatları karardı, Irak diye

bir ülke kalmadı. Yetmezmiş gibi tüm bölgeyi etkisi altına alacak olan bir kaos

ve kargaşayı da körükledi.

Ardından diğer İslam ülkelerinin istikrarsızlaştırılması,

işgal edilmesi veya bölünmesi gibi sonuçlara neden oldu. Büyük Ortadoğu Projesi

kapsamında İslam alemi tarumar edilip Büyük İsrail e giden yolun taşları

döşendikçe döşendi. Tek bir hayırlı netice vermeyen bir hadise, bugün hala

nasıl savunulabilir

Olaya pragmatik bakarak, tezkereyi çıkarsak Irak ın

geleceğinde söz sahibi olurduk demek de durumu kurtarmaz. Bir Müslüman ülke,

böyle pragmatik, faydacı, çıkarcı yaklaşımlarla dış politikaya yaklaşabilir mi

Sırf çıkar var diye bir işgali, hem de Müslüman bir ülkenin işgalini

destekleyebilir mi Sırf çıkar var diye milyonlarca insanın vebalini üstlenmek

nasıl bir zihnin ürünüdür

Maalesef, bu pragmatik zihne esir olduk ve İsrail le

yakınlaşmayı, hatta dost olmayı bile çıkar, menfaat deyip kanıksayacak duruma

geliyoruz. İsrail e su satışı gündeme geliyor, hemen çıkar, menfaat diyorlar.

Yahu İsrail e su satışından elde edilecek gelirin Türkiye ye ne faydası olacak

Olacak olsa bile, İsrail e ab-ı hayat olmanın vebali de mi rahatsız etmiyor

kimseyi

Türkiye, dış politikada son 13 senede uğradığı sistematik

fiyaskolardan ders çıkarır mı diye bekliyoruz, ancak bırakın ders çıkarmayı yanlışta

ısrar devam ediyor. Etrafında bir tek güvenebileceği ve papaz olmadığı komşusu

kalmamış Türkiye, yaşadığı kafa karışıklığıyla ABD ye sitem ederken bile neden

beni seçmiyorsun diye bir yandan da dert yanıyor emperyaliste.

Bölgede tek dostumuzun(!) İsrail olması da politikamızın

ne kadar başarılı olduğunun kanıtı herhalde..