Eşiniz size gün içinde yaşadığı sıkıntılardan, ev işlerinin kendisini ne kadar yorduğundan, kendine hiç vakit ayıramamaktan yakınıyor. Siz ise eşinizin yüzüne bakıp, “bu senin işin, her kadın evi ile meşgul oluyor, halinden şikâyet etme, hepimiz yoruluyoruz, ben de iş yerinde akşama kadar çalışıyor eve para getiriyorum” diyor ve ona yardımcı olduğunuzu düşünüyorsunuz. Peki, eşinizi gerçekten anlayabildiğinizi ve onun ihtiyacını doğru olarak tespit ettiğinizi düşünüyor musunuz Sizce eşinizin sizden akıl almaya mı yoksa anlaşılmaya mı ihtiyacı vardı
Çocuğunuz arkadaşıyla yaşadığı tatsız bir olayı sizinle paylaştı ve sizin desteğinizi istedi. Siz ise “boş ver takma kafana unutursun” deyip geçiştirdiniz. Peki, sizin bu cevabınız çocuğun ihtiyacını karşıladı mı
Eşimiz ya da çocuklarımızla ilişkilerimizde takıldığımız iletişim engellerinden biridir akıl vermek. Karşımızdaki kişinin anlaşılmaya, desteklenmeye ve yaşadığı tatsız olayı bizimle paylaşarak üzerindeki yükü atmaya ihtiyacı vardır. Fakat biz neredeyse vaktimizin tamamını birlikte geçirdiğimiz eşimizin ya da çocuğumuzun duygularını dahi anlamaktan uzağızdır. Kendi duygu ve düşüncelerimize odaklanır ve hemen akıl vermeye kalkarız. Akıl vermek kolay bir iştir çünkü. Sevdiklerimiz için zorlukları göze alamayız. Ama onlardan çok şeyler bekleriz. Vermeden almayı hayal ederiz.
Şunu aklınızdan çıkarmayın; eşiniz sizin iş yerinde ne kadar yorulduğunuzu ve gün boyu çalışarak çocuklarınıza ekmek parası getirmenin derdine düştüğünüzü biliyor.
Eşiniz ister dışarıda ister evinde çalışan biri olsun her kadının evi ile meşgul olduğunu ve bu durumun onları çok fazla yorduğunu da biliyor.
Eşiniz, bu dünyada dertten tasadan arınmış insanların olabileceğine hiç ihtimal de vermiyor. Fakat o, gün içinde kendisini yorgun ve bitkin bırakan sıkıntılarını sizinle paylaşarak desteğinizi almak istiyor. Yani sizden sadece “Bugün çok yoruldun, seni anlayabiliyorum, kolay iş değil…” demenizi ve onaylamanızı bekliyor. Ama siz ona ihtiyacı olmayan bir şeyi vermeye kalkıyorsunuz.
Tıpkı bunun gibi çocuğunuz da, “arkadaşınla aranda geçen olay belli ki seni çok üzmüş…” demenizi beklerken siz ona nasihat etmeye kalkıyorsunuz. Eşinizle ya da çocuklarınızla ilişkilerinizi başarılı bir zemine taşımak istiyorsanız, onların ihtiyacı olan şeyi belirleyip buna uygun davranmak zorundasınız. Aksi takdirde aynı evde yaşayan birer yabancı olarak kalmaya devam edersiniz.
FATMA TUNCER