Bismillahirrahmanirrahim;
âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Erbakan Hocamız, hayatını İslam davasına adamış şuurlu bir mümin ve Müslüman idi. Hayatı hak-batıl mücadelesinden ibaret bir imtihan olarak görmüş, bu imtihanı kazanmak için de ömrünü “iman ve cihat” yolunda harcamıştır. Erbakan Hocamız; malıyla canıyla Allah yolunda cihat eden bir kul olarak anılmayı, en büyük şeref bilmiştir. Allah dostlarını dost, düşmanlarını ise düşman bilmiştir. Kur’an’ı sadece okumamış, ahkâmını da yaşamanın gayreti içinde olmuştur. Her zaman hak söz söylemiş, yanılmamış, yanıltmamış, mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur. Bütün insanlığın dünyada da, ahirette de saadet bulması, huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşaması, onun en büyük arzusu olmuştur. Bu arzusunu gerçekleştirmek için maddi ve manevi kalkınmaya büyük önem vermiştir. Kapitalizmin ve sosyalizmin insanlığa saadet getiremeyeceğini bildiğinden Milli Görüş hareketini başlatmış, hakkı üstün tutan Adil Düzen çalışmaları ile de insanlığa kurtuluşun yolunu göstermiştir. Hedeflerini gerçekleştirmek için Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet Partisi’ni kurmuştur. Son imtihanı kazananların partisi olarak tanımladığı Saadet Partisi’nin Genel Başkanı olarak, bu imtihan dünyasından, mükâfat ve ceza dünyası olan ahiret âlemine hicret etmiştir. Mekânı cennet olsun.
ERBAKAN ÖDÜLLERİ
Ebakan Hocamız; bütün Milli Görüşçüler ve milletimiz için önemli bir rehber olmuştur. Erbakan Hocamızın insanlığın refah, barış ve kardeşliğine yaptığı katkıları anmak ve yaşatmak Milli Görüşçüler için önemli bir görevdir. Çeşitli istişarelerden sonra, ilki geçen yıl yapılan Erbakan Ödülleri etkinliğinin yapılmasına karar verilmiştir. Erbakan Ödülleri bilim, edebiyat, medya, sanat, spor ve onur özel ödülü kategorilerinde altı dalda verilmektedir. 2017 yılında Bilim Ödülü Yüksek Mühendis Özdemir Bayraktar’a, Düşünce Edebiyat Ödülü Suriyeli mütefekkir Cevdet Said’e, Medya Ödülü CNN Türk Ekonomi Editörü Cem Seymen’e, Sanat Ödülü neyzen Doç. Dr. Süleyman Ergüner’e, Spor Ödülü kayak sporcusu Ayşe Kader Yavuz’a, Onur Özel Ödülü ise Süleyman Arif Emre’ye verildi. Bu yıl ise; Erbakan Ödülleri Bilim Ödülü, İstanbul Teknik Üniversitesi’ne, Düşünce Edebiyat Ödülü Şule Yüksel Şenler’e, Medya Ödülü Ruşen Çakır’a, Sanat Ödülü Semih Kaplanoğlu’na, Spor Ödülü Ampute A Milli Futbol Takımı’na, Onur Ödülü ise Mehmet Recai Kutan’a verildi. Bu bilgileri olayın bütününü görelim diye verdim. Yine bilinmelidir ki Erbakan Ödülleri etkinliği Milli Görüş’ün yani Saadet Partisi’nin dışa dönük, ideolojik ve taraflı değil, genel, kucaklayıcı, barış ve kardeşliği önceleyen bir tanıtma etkinliğidir. Bilinmelidir ki bu ödül töreni AK Parti veya kökü dışarıda olan bir düşünce kuruluşu tarafından tertip edilmiş bir etkinlik de değildir. Yerli ve milli bir etkinliktir.
KOPARTILAN FIRTINA
Bu yıl yapılan Erbakan Ödülleri töreni, AK Parti ve MHP’nin birlikte kararlaştırdığı 24 Haziran seçimlerinin öncesine denk düşmüştür. Bu tören, 24 Haziran seçimleri hesaba katılarak tertip edilmiş bir etkinlik olmadığı gibi, baskın seçim kararını Saadet Partililer de almamıştır. Bu tören ile ilgili olarak, AK Parti destekçisi basın ve fanatik sosyal medya trolleri tarafından büyük bir karalama kampanyası başlatılmıştır. Karalama kampanyasında öne çıkarttıkları konular şunlardır. 1. Uğur Dündar’a verdirilen ödül, 2. Ruşen Çakır’a verilen Medya Ödülü, 3. Törene Erbakan ailesinden kimsenin katılmamış iddiası. Bu karalama kampanyasının altında Saadet Partisi’nin yükselişi ve Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterme çabası bulunduğunu bilmeyen yoktur. Bu kampanyayı yürütenlerin, “Erbakan Hocanın kemikleri sızlatılıyor” gibi cümleler kurması İslam’ı, Müslümanları ve Erbakan Hocamızı düşündüklerinden değil, sahip oldukları iktidar ve rant gücünü kaybetme korkusundandır. Akıllarınca psikolojik bir harp yapıyorlar ama bu harbi yaparken de hiçbir ahlaki kural tanımıyorlar. Anlaşılan; bu adamların, çıkarlarını korumak için satmayacakları bir değeri de kalmamış.
GERÇEKLER
Törende Erbakan ailesinden kimse yok diyenler, Abdullah Gül’ün yanında oturan Erbakan Hocamızın kardeşi Kemalettin Erbakan’ı bile tanımayan kara cahildirler. Uğur Dündar ve Rüşen Çakır’a gelince bu iki şahsın Erbakan Hocamız ile olan münasebetini bilen hiçbir vicdan sahibi bu karalamayı yapamaz. Bu iki zat ile camiamız arasında bir kan uyuşmazlığının bulunduğu doğrudur. Canımızı sıkan faaliyetleri de olmuştur. Ancak bu iki zat, ülkemizin yetiştirdiği etkin gazetecilerden ikisidir. Uğur Dündar; Erbakan Hocamızın “işte hayatımız” programını yapan gazetecidir. Bu programın; Erbakan Hocamızın Başbakan olmasına katkısı büyük olmuştur. Ruşen Çakır ise Erbakan Hocamıza hısımdır ve vefatından önce son programlardan birini yapan gazetecidir. Müslüman düşmanına bile adil olmayı inancının bir gereği sayar. Bu karalama kampanyasını yürütenler, hırsı için Roma’yı yakıp yıkanların yolundan yürüyen zavallılardandır.
KORKUNUN ECELE FAYDASI YOKTUR
AK Partililer kendilerini Muhafazakâr Demokrat olarak tanımlıyorlar ya, demokratlıklarını her fırsatta kanıtlıyorlar. Son kanıt şudur. Anadolu Gençlik Derneği (AGD) İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu’nun yaklaşık 3 ay önce planladığı ve 1 aydır hazırlıklarını sürdürdüğü ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun katılacağı “Üniversiteliler Soruyor Bilge Başkan Cevaplıyor” programı gerekçe gösterilmeksizin son gün iptal edilmiştir. Bu iptal, Muhafazakâr Demokrat olanların demokratlık anlayışlarının tipik bir yansımasıdır. Saadet Partisi, AK Parti’nin teklif ettiği günah ortaklığını kabul etmediği, mazlumların, mağdurların kulağı, gözü ve sesi olduğu, şahsiyetli bir duruş sergilediği için, bu beylerin gazabına uğramaktadır. Biz Milli Görüşçüler, arzularını dava edinmiş zalim kulların gazabından değil, bizleri yoktan yaratan Allah Teâlâ’nın gazabına uğramaktan korkarız. Allah’a sığınır, hak bildiğimiz yolda yürümeye devam ederiz. Hayırlı seçimler. Selam hidayete tabi olanlara…