Erbakan Hoca’nın siyaset anlayışı ve siyaset tarzı, müesses nizamın diğer partilerinden farklıydı. Ülkedeki yerleşik parti anlayışında sisteme karşı çıkmak değil, sistem içinde mücadele etmek vardı. Ancak Erbakan Hoca, sistemin aksayan yönlerini tamir etmek yerine yeni bir sistem kurma derdindeydi. Bunun için “Yeniden Büyük Türkiye, Adil Düzen ve Faizsiz Sistem” için çalışmaktaydı. Bu yüzden daha kurduğu ilk partide “Faizsiz bir sistem” kurmayı hedeflemiş ve bu yüzden Milli Nizam Partisi’nin parti programında faiz konusunda net tavır almıştı. Onun bu tavrı elbette İslâm’ın emrine itaat konusundaki hassasiyetinden kaynaklanmaktaydı.
Faiz yerine helal kazancı ön plana çıkartan, iktisadi gelişmeyi maddi ve manevi hayatı kavrayan iki buudlu bir esasla düşünen, beşeriyeti kurtaracak tek çıkar yolun ahlaki nizam olduğunu savunan, fırsat eşitliğini, topyekûn ekonomik kalkınmayı, adil gelir dağılımını, Türk Lirası’nın değerinin korunmasını, adil vergi sistemini, küçük esnafın, sanatkârın, küçük tüccarın ve çiftçinin haklarını korumayı kısacası “Milli Politika” oluşturmayı hedeflemekteydi. Bu yüzden kurduğu Milli Nizam Partisi’nin programında bütün bu sayılanların yanında “denk bütçe” ve “İktisadi Devlet Teşebbüslerinin satılması (özelleştirilmesi) değil, ıslahını” hedef olarak koymaktaydı.
Türk Lirası’nın dolar karşısında eridiği, faizci sistemin devam ettirildiği, milli politikanın terk edilip yabancıların mülk edinmesinin önünün açıldığı, adaletsiz gelir dağılımının arttığı, devlete ait teşekküllerin özelleştirildiği günümüz Türkiye’sinde Erbakan Hoca’nın kıymeti daha iyi anlaşılmaktadır.
Erbakan Hoca, parti programlarında, iktidar ortaklıklarında ve yaptığı konuşmalarda “sanayileşmeye” önem vermiştir. Türkiye’de sanayileşme denildiği zaman Erbakan Hoca akla gelir. Bu bakımdan parti programında sanayileşmeyi bir dava olarak görmüş ve “Sanayileşme davamız” şeklinde ifade edilmiştir.
Ülkemizin zengin yer altı ve yerüstü zenginliklerinin ağır sanayi kurmaya müsait olmasının altı çizildikten sonra “Bugün milletlerin siyasi ve iktisadi bağımsızlığının teminatını ağır sanayi teşkil etmektedir. Kalkınmamızın muharrik gücü, motoru sanayiidir. Milletimizin her bakımdan kuvvetlenmesi ve yarının dünya siyasetinde nazım rolü oynayacak Büyük Türkiye’nin doğması sanayileşmede göstereceğimiz muvaffakiyete bağlıdır” denilmekteydi. Ağır sanayinin aynı zamanda harp sanayiinin de temeli olduğu vurgulanmış, milletin ve vatanın istiklali ve istikbalini korumak için ağır harp sanayiine önem verileceği vurgulanmıştı.
Parti programında “doğum kontrolü”ne karşı çıkılmış, “Aile planlaması, nüfus siyaseti, doğum kontrolü, gebeliği önleme, istediği kadar çocuk yapma hürriyeti adları altında yürütülen milli gelişmemizi engelleme hareketinin şiddetle karşısındayız” denilmişti. Memleketin kalkınması ve gelişmesi için doğum kontrolü değil “eğitim ve umumi istihsali artırıcı tedbirlerin teminatı altında nüfusun çoğalması” gerektiği üzerinde durulmuştu.
Dış politikada “Tarihi karakterimize ve milletimizin topyekûn maksat ve iradesine uygun, uzun vadeli, milli müstakil, şahsiyetli ve müstakar bir dış politika tatbikine kararlıyız” denildikten sonra “Temel prensibimiz hakkın ve adaletin müdafaası olacaktır” denilmekte ve dış Türkler konusunda hassasiyet vurgulanmaktaydı. Siyasal İslâmcı bir partinin dış politikadaki bu milli vurgusu önemlidir.
Parti programında “Az gelişmiş bölgelerin kalkınması, ticari politika, dış ticaret, iç piyasa, işçi hakları, zirai reform, ormancılık, hayvancılık, su ürünleri, ulaştırma, sağlık hizmetleri, turizm, imar, iskân ve şehircilik” gibi birçok konuda çözüm önerileri sunulmuştu.
Milli Nizam Partisi’nin programında esas gaye şöyle açıklanmaktaydı: “Partimiz, milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlak ve faziletin, kuvveden fiile çıkarılmasını, inkişafını ve cemiyetimize nizam, huzur, içtimai adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet getirmeyi gaye edinmiştir. Partimiz, milletimizin manevi kalkınma yanında, müsbet ilimlerde ve teknikte taklitçilikten kurtulmuş, yapıcı, keşf ve icad edici gerçek bir ilmi inkişafa ve her sahada büyük şahsiyete erişmesini gaye edinmiştir”.
Milli Nizam Partisi’nin tüzüğünün ikinci maddesinde ise partinin gayesi şöyle açıklanmıştı: “Partinin gayesi, programında yazılı hususları yerine getirmek ve bu meyanda Hakk’ın kuvvetini göstermek, geç kalan adalet adaletsizlik olduğundan adaleti sür’atle tahakkuk ettirmek, sefaletin sebebi olan iktisadi ve kültürel geriliği, lüks, israf ve sefaleti önlemek; fert, aile ve milletimize meşru her nevi kültürel, refah, saadet, selamet ile millet hâkimiyetini tahakkuk ettirmek, ilme uygun hareket eden âdil, muktedir, feragatli, faziletli, şahsiyetli, hakka riayetkâr ve nefsine hâkim insanlar yetiştirmek ve millet hizmetinde yetkilendirmek; ecdadımıza doğruluk, fazilet, iyilik, kuvvet ve kudret temin eden sebepleri, devlet idaresinde daima göz önünde bulundurmak; tarafgirlik ve hodgâmlık hisleri ile hareket etmemek; memleket, halkın cehalet ve sefaleti ile harap olacağından cehaleti ve fukaralığı yok etmektir”.
Milli Nizam Partisi’nin programı ve tüzüğü diğer partilerden farklıydı. Gerek tüzüğü ve gerekse programındaki detaylar bu farklılığı ortaya koyuyordu. Milli Nizam Partisi’nin tüzüğünde partiye kayıt yaptırabilmek için aranan şartlardan birisi de “Mason olmamak”tı.
Partiye kayıt yaptırmak için şu şartlar aranıyordu: “Türk vatandaşı olmak, reşit olmak, kısıtlı olmamak, Mason olmamak, parti prensiplerini samimi olarak benimsediğini gösterecek bir hüviyete sahip olmak, manevi değerlere saygısız ve kötü şöhret sahibi olmamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğine seçilme yeterliliğini kaybetmemiş olmak”.
(Devam edecek)