İnsan topluluklarını yönetme sanatı olarak siyaset, Kur’an-ı Kerim’de geçmez. Hadis-i şeriflerde ise “yönetme” anlamında kullanılır. Ancak Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde, “yönetenler, yönetilenler ve yönetimle” alakalı çok sayıda kavram yer almaktadır. Aslında bu kavramlar siyaset kavramının içeriğini anlatmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’de yönetenlerle/liderlerle alakalı “imam” (çoğulu eimme) kelimesi kullanılmaktadır. Enbiya Sûresi 73’üncü ayette, “Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler/liderler yaptık; onlara iyi işler yapmayı, namazı kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi” buyrulmaktadır. Aynı şekilde Bakara Sûresi 124, İsra Sûresi 71’de ve hadis-i şeriflerde de aynı anlamda ifadeler kullanılmaktadır.
İmam kelimesi, “önder, lider ve devlet başkanı” manasına kullanılmış, cemaate namaz kıldıran imamdan ayırmak için de “büyük imam” denilmiş, “el-imâmetü’l-uzmâ, el-imâmetü’l-kübrâ” kelimeleriyle devlet başkanlığı kastedilmiştir. Devlet başkanını ifade eden başka terimler de kullanılmıştır. Bunlardan birisi “halife”dir. Bir diğeri “emîrü’l-mü’minîn”dir.
İslâm’da yönetilenler için ise “ümmet” tabiri kullanılmaktadır. Ümmet, aynı dine, aynı peygambere inanan kişiler topluluğudur. Günümüzde daha çok kullanılan “millet” tabiri, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde “din” anlamında kullanılmaktadır.
“Millet” sözcüğü günümüzde “aynı topraklar üzerinde yaşayan, aynı kökten gelen, tarih, töre ve dil birliği olan” topluluk olarak tanımlansa da İslam literatüründe millet kavramı aynı dine inananların oluşturduğu topluluk şeklinde anlaşılmış tüm Müslümanları içine alacak şekilde kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’deki, “(Onların bunca yanlış ve o nisbette sapık sapık tutumları yetmiyormuş gibi bir de) Yahudi ve Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız dediler. De ki: Hayır, (herhalde bir dine uymam gerekiyorsa) Hakk’a dosdoğru yönelmiş bulunan İbrahim’in dinine (milletine) uyarız. O hiçbir zaman Allah’a eş (ortak) koşanlardan olmadı” (Bakara Sûresi, 135) ayetine belirtildiği gibi “millet” tabiri “din” anlamında kullanılmıştır.
Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde İslâm’da yöneten ve yönetilenlerle yani devlet yönetimiyle alakalı genel sınırlar çizilmiş, bunun sistematik hale gelişi Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Medine’de İslâm devletini kurmasıyla şekillenmeye başlamış, dört büyük halife zamanındaki uygulamalarla pekiştirilmiştir. Sonraki İslâm devletlerinde de ictihadi birikimle zeminini sağlamlaştırmıştır.
İslâm siyaset düşüncesinde devlet yönetimi, yöneten ve yönetilenlerin arasındaki kurallar temelde “adalet, ehliyet, emanet, biat ve istişare” gibi kavramlarla ifade edilir.
ADALET
İslâm devlet sisteminin en temel öğesi adalettir. Hz. Ömer’e (r.a.) atfedilen “adalet mülkün temelidir” sözü de devletin temelinin adalet olduğunu ifade etmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz’e hitaben: “Gerçekten biz sana kitabı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin” (Nisa Sûresi, 105) buyrulmaktadır.
Başka bir ayette ise şöyle buyrulmaktadır: “Biz Resullerimizi beyyinelerle (donatarak) göndeririz ve onlara kitap (ile beraber) mizan (usul) indiririz ki; insanlar adaleti ayakta tutsun… Demiri de indirdik; onda ağır tehlikeyle birlikte insanlığa faydalar var; esasen, Allah ve Resulü’ne dolaylı olarak kimin yardımcı olacağı bilinsin: Allah izzetlidir, güçlüdür” (Hadid Sûresi, 25).
EHLİYET
İdareye en layık olanının tayin edilmesi demektir. Rasulullah Aleyhisselâtu Vesselâm, “Her kim Müslümanların bir işine idareci olur da, bir göreve Müslümanlar için daha layık olanı varken bir başkasını tayin ederse Allah’a (c.c.) ve Resulü’ne hainlik etmiş olur” buyurmaktadır.
Bu bakımdan devletin yönetimini elinde bulunduran kişilerin buna dikkat etmeleri ve tayin edecekleri kişilerde ehliyet ve liyakat aramaları esastır.
EMANET
Devlet başkanlığı, belediye başkanlığı, valilik, hâkimlik, müsteşarlık, memurluk gibi her türlü kamu görevi emanettir. Kur’an-ı Kerim’de, “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size öğüt veriyor. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” (Nisa Sûresi, 58) buyurmaktadır.
Rasulullah Aleyhisselâtu Vesselâm, devlet görevi için, “O, bir emanettir; o, kıyamet gününde dövünmeye sebep olacak bir pişmanlıktır. Sadece onu hakkıyla yerine getirenler müstesna” (Sünen-i Nesâî) buyurmaktadır.
BİAT
Devlet başkanının meşruiyetin sağlamak için seçilmiş imama/devlet başkanına bağlılık bildirgesidir.
İSTİŞARE
İslâm’da devlet yönetiminde katılımcılığı sağlamak için istişare müessesesi vardır ve yönetilenlerin yönetime katılımı sağlanarak otoriterleşmesi önlenir. Bu bakımdan istişare Rasulullah Aleyhisselâtu Vesselâm’ın sünnetidir, uygulamasıdır.