İlkokuldan sınıf arkadaşım, çocukluk çağlarından beri tanıdığım sanatçı dostum Emir Kalkan ın Kayseri yi anlatan son kitapları benim kadar başkalarını da etkiledi. O yüzden Kanatsız Kuşlar Şehri adlı kitabı, T. Yazarlar Birliği tarafından yılın kitapları arasında değerlendirilerek ödül aldı. Daha önce Kayseri de Erkan Kamil adıyla yayınladığı kitapların sahibi olarak tanınırdı. Ötüken Neşriyat ta bundan başka kendi imzasıyla yayınlanan Gül Âyinleri ve Hoşçakal Şehir adlı kitaplarıyla sanki yazarlığının ikinci doğumunu yaşamış oldu.
Esasen 40 yaşına kadar kitap yayınlamayan, dergilerde şiirler yanında çeşitli denemeleriyle dikkati çeken, protest tavırlarla bir aykırı tip gibi dolaşan arkadaşımla 25 yıl önce Kayseri deki karşılaşmamda, çocukluğumdan çıkıp gelmiş bir armağan gibi sevindiğimi hatırlıyorum. İlkokulu bitirdikten 22 yıl sonra karşılaştığımız bu arkadaşımın yayınladığı kitaplar genellikle derleme ve antoloji türlerindedir ve dikkati çeken bu kitapların adları şöyle:
Kayseri Şairleri (1986), Afşar Ağıtları (1987) ve 20. yy. Türk Halk Şairleri (1991).
Şehrin kanatsız kuşları
Doğup büyüdüğümüz, pek çok özelliğini birlikte tanıdığımız ve çocukluk cennetinin hatıralarıyla sarmalanan Kayseri nin son 50 yılını anlatan Emir Kalkan ın son kitapları, benim için sürpriz bir başarının kanıtları olarak ortaya çıktı. Ne kadar sevindiğimi anlatamam. Fakat ilk kitabın adı bana göre muhtevasını tam ifade etmiyordu. Çünkü Anadolu şehirlerinin hemen hepsinde görülen "kanatsız kuşlar"ı anlatmaya daha çok ağırlık veren bu kitap, elbette bütünü ile Kayseri gibi kendi kendine ayakta duran bir ticaret ve sanayi şehrini ifade etmiyordu.
Birbirini bütünleyen çalışmalarıyla Muhsin İlyas Subaşı ve Kendini Kuran Şehir ile Şükrü Karatepe dostlarımız, Kayseri yi bütün yönleriyle ve tarihi geçmişiyle ortaya koyarken, daha bütüncül bir şehir kitapları yayınlamışlardı. Emir Kalkan ın kitabı, onların ihmal ettiği ve bir bakıma içeriden bakışla yazılmış, Kayseri nin kıyıda-köşede unutulmuş bir kısım insanlarını anlatıyordu. Bu yönüyle şehir kitapları içinde ayrı ve orijinal bir denemeydi. Ama bunlar Kayseri nin tipik insanları değildi; hemen her şehirde böyle insanlar bulunabilirdi. O yüzden de herkesi çok sardı bu kitap ve kısa sürede yeni baskıları yapıldı.
Kitabın bu özelliklerini Emir Kalkan ın kendisine de söylediğim için, o zaman yazıyla bunu ifadeyi gereksiz buldum. Fakat o bu dost tesbitine ve tenkidine zamanla hak vererek üç yıl sonra Hoşçakal Şehir adlı gerçek bir şehir kitabıyla ilk çalışmasının eksiklerini tamamladı. Emir Kalkan bu kitabı ile Türkiye de yayınlanan şehir kitapları arasında bazı yönleriyle dikkati çekecek kadar önemli bir çalışma ortaya koymuş oldu. Bunları şöyle özetlemek mümkün:
Ne yaparsak yapalım, 50 yıldan beri Anadolu şehirleri artık kaybolup gitmektedir. Bu şehirlerin yerlisi bile yıkılıp giden, pek çok unsuruyla yenilenen eski şehirlerini koruyamaz duruma gelmeye bir çare bulamamaktadır. Sanat tarihçileri, mimarlar ve şehircilik uzmanları yıkılıp giden evlerin, sivil mimari yapıların rölövesini çıkarmakta, eski şehre ait mahallelerin bulunabilen resimlerini yayınlamaktadır. Belediyelerin imar faaliyetlerinden kurtarılabilen ve sit alanı ilân edilerek üniversitelerin kontrolüne verilen bazı mahalle ve sokakların inceleme çalışmaları için de ödenek beklenmektedir.
Bütün bunlar bizim gibi bir Anadolu şehri içinde doğup büyüyen ve cami, mektep ve kilise gibi eski yapılar arasında çocukluğunu geçiren insanların hatıralarını elbette yaşatmaz; ama hiç değilse yeni nesillere kaybolup giden şehirlerimiz yeniden kurulurken bir fikir verir.
Emir Kalkan bu şehre ait Koca Çınar ve Âşıklar Kahvesi ile Kalenin bedenleri yanında, Cemil Emmi, Paşa Mustafa, Gözlüğün Osman Emmi, Deli Yusuf, Godoş Ali, Fırıldak Nuri gibi unutulmaz tiplerini anlatırken çocukluk yıllarımızın dünyalara değer hatıralarını anlatıyor. Bunların bazılarını, Muhsin İlyas Subaşı ile Şükrü Karatepe gibi ilkokul yıllarını Kayseri nin dışında geçiren dostlarımızın tanıması mümkün değildir. Hatta bu dostlarımız Birinci Dünya Savaşı nın çeşitli cephelerinde savaşan ve Çanakkale ile Kutülammere cephelerinde fevkalade yararlıklar gösteren ve Kasap Alayı olarak da tanınan 44. Alay hakkında pek fazla bir şey de duymamışlardır. Fakat bizim çocukluğumuz, buralarda ve hatta Yemen de çarpışan pek çok yaşlıyı dinleyerek geçmiştir. Sonraki yıllarda toplanıp da Garp cephesine gidemeyen İntikam Alayı da benim gibilerin hafızasından yazıya geçirilemeyen enteresan olgulardandır.
Kasap Alayı ve İstiklâl Savaşı nda Kayseri
Emir Kalkan dostumun son üç kitabında iç içe geçmiş hikâyeler var. Belki ileride yeniden bu kitaplarını ele alır ve farklı bir düzenleme ile Kayseri nin içerisinden yaşanmış 20. yüzyıl hikâyesini tamamlar diye umuyor ve bekliyorum. Çünkü kırık dökük hatıralar ve portre denemeleri bu kadarla kalmamalı. Mesela Âdem Ağa, Emin Molu, Osman Kavuncu ve Çalık gibi Kayseri nin yakın tarihinde tanınmış pek çok şahsiyet var. İncili Çavuş, Mehmet Râşit Efendi gibi tarihî şahsiyetleri, 20. yüzyılda çok uzun süre müftülük yapan Miyasoğlu Nuh Mehmet Efendi ile Kara Halil gibi Hocaefendileri, Abdullah Saraçoğlu ve Necmettin Nursaçan gibi çok sevilen şahsiyetleri bu şehrin tarihini yapan insanlar olarak tanımak isteriz.
Ayrıca, Çivicizâde Galip Bey, Ahmet Çalıka, Ahmet Gazi Ayhan, Ali Rıza Önder, Muin Feyzioğlu, Nevzat Türkden, M. Necati Karaer ve Abdullah Satoğlu da çeşitli yönlerden tanınmış şahsiyetler. Bunları belli biyografik bilgileri derleyerek Murat Yerlikhan la birlikte Kayseri Meşhurları adıyla kitaplaştırmaya çalıştığını biliyorum. Fakat bu dışarıdan portrelerle eski şehir canlandırılamaz. Madem edebi nitelikli portrelere başladı, bunları da tamamlamalı.
Bu aziz dostumdan Hoşçakal Şehir de anlattığı Kasap Alayı ile ilgili hikâyeleri ayrı bir kitap halinde geliştirmesini ve böylece İstiklâl Savaşı nda Kayseri nin nasıl bir rol üstlendiğini anlatmasını beklemeye hakkımız var. Çünkü bir şeyi anlatmada başarılı olanın anlattığını tam portreye kavuşturmasını beklemekte mazuruz. Çünkü herkes yaşar, tanır, anlar ve fakat anlatmakta sıkıntı çeker. Emir Kalkan dostumun böyle bir sıkıntısı yok; üstelik iyi bir yayıncıya da kavuştuktan sonra hiçbir mazeretinin kalmadığını düşünüyorum. İzmir ve Urfa yanında Develi nin bile İstiklâl Savaşı ndaki yeri ve yararlılıkları başlı başına bir kitapta anlatılırken Kayseri nin ihmal edilmesini anlamak mümkün değildir. Bunun için bir gönüllüye ihtiyaç var. O da kendini Kayseri Kasap Alayı hikâyesiyle ortaya koymuş oldu
Emir Kalkan ı kutlarken, Hoşçakal Şehir demenin sorumluluklarını hatırlattığım için beni bağışlamasını diliyorum. Gönül dolusu tebrikler, başarı dileklerimle bu çalışmasının bütün Anadolu şehirleri için örnek olacak bir çok özelliğe sahip olduğunu ifade etmek istiyorum.