İktidarın 2025 yılına ilişkin hazırladığı ve yürürlüğe koyduğu bütçeye dair, Saadet Partisi önemli şerhler ortaya koymuştu. Hatırlayanınız olacaktır.
O şerhlerdeki tespitler ve vurgular günümüzde aynıyla yaşanmaktadır...
Saadet Partisi, geldiğimiz durumla ilgili, "biz demiştik..."le başlayan cümleler kursa yeridir.
Saadet Partisi'nin, kırmadan, dökmeden, kimseye hakaret etmeden aylar öncesinden gerçekleri ortaya koyması birçok bakımdan önemlidir.
O şerhten uyarıcı, yapıcı bazı notları hatırlatmak isterim;
* "İktidarın bir üst hedef olarak ortaya koymuş olduğu ve sürekli dillere pelesenk olan dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmek hedefinden de ülkemizin ne kadar uzak olduğunu vatandaş sofrada, sokakta, elini cebine attığında gayet açık görmektedir. Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek bir tarafa ilk 20 ekonomisi arasında kalmak bile büyük başarı olacaktır."
* "Aynı hususlar ihracat, cari açık, işsizlik, enflasyon rakamları ve birçok konuda tekrar etmemize gerek bırakmayacak şekilde tüm vatandaşlarımızın malumudur. Ne de olsa umut tüccarlığının bir bedeli yok diyerek millete her dönem hayal satmanın faturasını millet iktidara ağır ödetecektir."
* "2025 yılında ekonomik büyümenin önceki sene olduğu gibi yüzde 4’te kalması, işsizliğin yüzde 9,6 olarak gerçekleşmesi, buna karşılık cari açığın gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının -2% olmasına yönelik bir beklentinin olduğunu görüyoruz."
* "Mezkûr bütçe kanun teklifinde devletin giderlerinin 14 trilyon 731 milyar TL, gelirlerinin ise 12 trilyon 800 milyar TL olması hedeflenmektedir. Böylelikle daha şimdiden 1 trilyon 931 milyar TL olan bütçe açığının GSYH’ye oranının %3,1’ine denk gelmesi hedeflenmektedir. Yüksek bütçe açığının finansmanı neticesinde daha fazla küresel borçlanma maliyetlerine katlanmak zorunda kalacağımızdan ötürü bütçe açığının finansmanı noktasında hükümetin büyük ölçüde içerideki vergilerle ve borçlanmalarla bu açığı kapatmaya çalışacağını anlıyoruz."
* "Ülkemizde 2025 yılı ve devamında sıkılaştırma politikalarının giderek artacağını söylemek için bütçe hedeflerine bakmamız fazlasıyla yeterli olacaktır. Hükümet vergi gelirlerinin yanı sıra ilk etapta bütçe açığının yüksek finansmana ihtiyaç duyması nedeniyle iç borçlanmasını artırmayı hedeflemektedir. Bu bankaların reel yatırımlara ayıracağı kaynağı azaltması, reel sektör açısından da ihtiyaç duyduğu finansman imkânının giderek yok olması anlamına gelmektedir."
* "Borçlanmadan ayrı olarak vergi gelirlerine baktığımızda ise burada maalesef gelir dağılımında en adaletsiz vergilendirme sistemi olan dolaylı vergilerden KDV ve ÖTV ile en büyük gelirin elde edilmesi amaçlanmıştır. 2025 yılında 4 trilyon 991 milyar TL ile Katma Değer Vergisi, 2 trilyon 146 milyar TL ile Özel Tüketim Vergisi sonucunda tüm vergi gelirlerinin en az %60’ından daha fazlası dolaylı vergilerden, yani kıt kanaat geçinen yoksul halk kesiminden temin edilecektir. Büyük bir üzüntü ile müşahede etmekteyiz ki bu bütçe ekonomiyi canlandırma, memleketimizi kalkındırma, milletin yarınlara umutla bakmasını sağlama bütçesi değildir."
"FAKİRİ DAHA FAKİR, ZENGİNİ DAHA ZENGİN YAPMA BÜTÇESİ!"
2025 Temmuz ayı itibarı ile en çok üzerinde durulan ve vatandaşın belini büken husus; kuşkusuz vergiler!
Bakınız, Saadet Partisi bütçe şerhinde vergilere nasıl değiniliyor;
* "Bu bütçe ne yazık ki milletin omuzundaki yükü artırma, fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapma bütçesidir. Millet bu bütçeyle küsmüş olduğu devletinin bir gün kendisini kurtaracağı ümidini de kaybedecektir. Milletini devletine küstüren bu anlayışın karşısında durmak akıl, vicdan ve hakkaniyetin gereğidir. Bu bütçeyle sevinen yalnızca çeteleşmiş sermaye olacak, kahrolan köylü, esnaf, işçi, emekçi ve emekli olacaktır. Bu iktidarın bilinçli bir tercihidir ancak bu tercih millet vicdanında hüküm giyecektir."
* "2025 bütçesinde vergi gelirlerinde %51,78 artış hedefine baktığımızda küçülen bir ekonomide bunun ancak yeni vergiler getirilmesi ve vergi oranlarında artış yapılması ile sağlanabileceği, verginin tabana yayılması mücadelesi veren bir iktidar için şaşırtıcı değildir."
* "İktidarın getirdiği bütçe teklifinde harcamaların adaletsiz bir şekilde dağıldığını, insanımızın refahının artırılması için gerekli ve yeterli tedbirlerin alınmadığını görmekteyiz. Ayrıca iktidarın vergi anlayışı emekli, işçi, esnaf ve memur başta olmak üzere dar gelirli insanımızı olumsuz etkilemekte ve yandaş kesimi kayırmaktadır."
* "Daha adil bir gelir dağılımı ve sosyal adalet için ekonomi yönetiminde daha fazla çaba harcanması gerekmektedir. Bütçeyle ilgili olarak adil bir düzene dayalı ekonomik model doğrultusunda daha çok istihdam ve üretim ortamı oluşturulması elzemdir."
* "Gerçek anlamda tarım, sanayi ve yüksek teknolojinin desteklenmesi, yerli üretimin teşvik edilmesi, bütçenin devlet ciddiyetiyle ele alınmasına bağlıdır. Ancak iktidarın bunu gerçekleştirmeye ne gayreti ne de kapasitesi bulunmamaktadır. 22 yıldır denk bir bütçe yapmayı beceremeyen iktidar, bütçeyi değil aslında kendi ömrünü denkleştirme telaşı içindedir. Bu ülkenin sahibi biziz, ne yapsak kimse engel olamaz, anlayışı; ahlaki olmayan ve bu milletin geleceğini tehlikeye atan büyük bir virüstür, büyük bir tehlikedir!"
(aşağıdaki bölüm çerçeve içinde verilecek...)
AN İTİBARI İLE DURUMUMUZ!
* Asgari ücretli Temmuz itibarı ile maaşına zam beklentisi içindeydi, olmadı! Her şeye her gün zam gelirken asgari ücretli 22 bin 104 TL sefalet ücreti ile sene sonuna kadar idare etmek durumunda!
* Emekli, 16 bin 881 lira maaşıyla nasıl geçineceğini, önümüzdeki 6 ayını nasıl geçireceğini düşünüyor da düşünüyor. Daha şimdiden doğal gaza yaklaşık yüzde 25 oranında zam geldi. Her şeye her gün zam geliyor. Emekli maaşlarına “seyyanen zam" beklentisi de maalesef gerçekleşmedi.
* Vergiler çok büyük kesimi mağdur ediyor. Esnaf, çıkış yolu arıyor.
* Yine en çok kazanan ve kâr eden bankalar, finans şirketleri ve holdingler...
* Üretime ve istihdama gereken önem verilmemekte.
***
Bu açılardan baktığımızda da Saadet Partisi'nin 2025 yılı bütçesine ilişkin ortaya koyduğu yapıcı ve uyarıcı tespit ve öneriler, geldiğimiz nokta itibarı ile önemlidir diye düşünüyorum.