Bizim mahalle fırıncısına geçenlerde takıldım;
- Kanun çıktı, hani ekmekler hâlâ beyaz ve eskisi gibi...
Yurdum insanını aratmayan bir cevap aldım;
- Abi, elimize stok unlar var... Onlar bitmeden nasıl yapalım
1 Temmuzda yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği kamuoyunda farklı beklentilere yol açtı.
Sanki bir gün içinde her şey değişecekmiş gibi bir algı oluştu.
Türkiyede yaygın uygulamaların hemen, bir-iki günde değişmesinin güçlüğü bir yana ekmekte yanlış bilinen noktalar da var...
Örneğin; yeni tebliğle ekmeklik undaki kepek miktarı artırıldı, tuz oranı ise düşürüldü..
İstanbul Ticaret Odası (İTO) BaşkanI Murat Yalçıntaş, "Ekmek üreticilerinin büyük çoğunluğu tebliğin öngördüğü koşulları zaten yıllardır uyguluyor. Ekmeğin üretimi, kalitesi ve içeriğinde değişen bir şey yok." görüşünde...
Kimin ne söylediğinin fazlaca belli olmadığı bu ortamda, Yalçıntaşın şu sözlerine kulak vermenizi istiyorum: "Ekmek üretimi için öngörülen yeniliklerin tüketiciler tarafından fark edilmesi mümkün değil. Çünkü ekmeğin ne rengi ne de tadı değişti. Ekmeğe konulan kepeğin artırılması renginin kapkara olması anlamına gelmiyor. Tuz miktarının düşmesi de ekmekler artık tuzsuz olacak demek değil. 100 kilogram una 1.75 kilo tuz konulduğunda 250 gramlık bir ekmek başına düşen tuz 3.3 gramdı. Yeni düzenleme ile bu 2.8 grama düşmüş oldu. Yani ekmek başına da 0.5 gram tuz azaldı. Zaten İstanbullu ekmek üreticilerinin yüzde 90ı, 50 kiloluk bir çuval una 500 ila 700 gram arası tuz katmakta. Bu da gösteriyor ki tebliğin ekmekçiden istediği değerler zaten yıllardır uygulanıyor. Bu ne demektir Ekmeğin tadı değişmeyecek."
Yalçıntaş, ekmek imalatında beyaz un yerine, kepek oranı daha yüksek Tip 650 denilen un kullanılması standardının getirildiğini de ifade ediyor.
Ekmek-pide tartışması Ramazan ayı ile birlikte daha çok gündem teşkil edecek gibi görünüyor...
Köprü krizi bir kandırmaca mı
Selamünaleyküm sevgili Adnan abi. İstanbul trafiğini allak bullak eden, özelde Anadolu yakasına geçmek isteyenleri, genelde de İstanbul halkını çıldırma noktasına getiren köprü bakım onarım çalışmaları bende ciddi şüpheler uyandırmıştı ama bugün dinlediğim haberler şüphelerimde haklı olduğumu gösterdi.
Şöyle ki; Avrupa, Amerika ve Japonya gibi ülkelerde bir tek şerit bile kapatılmadan köprü bakım onarım çalışmaları yapılıyorken (önceki yıllarda tvden izlemiştim) bizde ise neredeyse köprünün tamamı trafiğe kapatılıyor. Özellikle Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsünün, gündemde olan ve kamuoyunun, ormanlık alanın tahrip edilmesi ve arazi mafyasına rant sağlandığı gerekçesiyle yoğun olarak tepki gösterdiği 3. Köprünün meşruiyetine zemin hazırlamak maksadıyla kapatıldığını düşünüyordum. Tam o esnada bir radyoda haber dinlerken, "3. köprüye itiraz edenler bakalım şimdi ne diyecekler " şeklinde bir ifadeyle karşılaştım. (İfadenin sahibini dinleyemedim)
Sevgili Adnan abi, sizin de bildiğiniz gibi Avrupada, Japonyada uygulanan teknikle köprülerin kapatılmadan onarımı mümkünken, Türkiye bu teknikten aciz midir ki insanlarımız kavurucu sıcakta bu eziyete maruz bırakılıyor Düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. Saygılarımla... (MUSTAFA KALYONCUOĞLU)
Sahi, öymler nasıl kaldırıldı
Adnan bey, selam ve saygılarımla... Şu Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılması ile ilgili düşüncemi size de arz etmek istedim.
Hani, kimseye duyurmadan, sormadan, istişare etmeden yapılıyor ya! İşte bu yöntem, bu işin talimatla yapıldığı kanaatini uyandırıyor, bende. AK Partinin kuruluşu, 28 şubat darbesi, Erdoğana iki adet cesaret ödülü verilmesi, bunların tümünü bir arada düşününce sanki birileri BANA DA MI LO LO dedi ve emreden irade talimatını verdi... Selam ve saygılar (NURİ GÜNEŞ)
Milli Gazetede yemek sayfası istiyoruz...
Selamun Aleyküm Adnan abi... Ben yazılarını olabildiğince okumaya çalışıyorum ve hemen hemen her gün de Milli Gazetemi alıyorum Allaha şükür. Size bir tavsiyede bulunucağım nacizane; gazetemizde yemek sayfamız falan olacak mı Özellikle bayan okurlarımız için iyi olur diye düşündüm. Öyle bir çalışmanız var mı, bilmiyorum Ama olursa Ramazan da yaklaştı, iyi bir çalışma olur diye düşünüyorum. Şimdiden teşekkür ederim, kolay gelsin... (EKREM GÜLER)
Süt fabrikasında namaz yasağı!
Selamün aleyküm abi. Uludağ Üniversitesi işletme bölümü öğrencisiyim. Okuldan bir arkadaşımla konuşuyordum, kendisi kamuoyunda adından sıkça söz edilen bir süt fabrikasında staj görüyormuş. Namazında niyazında bir arkadaşım elhamdülillah. "İşletme içinde namaz yasağı var, namaz kılanlar hakkında tutanak tutuluyor, mescit yok, cumaya gitme yasağı var." dedi, şok oldum. Kendisi stajyer olduğundan soyunma odasında kılıyormuş namazını. Ama çalışanlar için öyle bir seçenek yokmuş. Çünkü hemen tutanak tutuluyormuş. Hayret ettim. Bu konunun araştırılması mümkün değil mi
(GÖKHAN ATAÇ)
NOT: Bugün 15 Temmuz 2012. Uyan da balığa gidelim... 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 6 ay 15 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde tık yok... Takipçisiyiz...