Vahşi bir saldırıcı sonucu yaralandığı günden beri, büyük bir yaşam mücadelesini kahramanca yapmış bulunan oğlunuz Berkin Elvan ın, hayatını kaybetmesi dolayısıyla milletçe büyük üzüntü duyuyoruz. Size, milletimizin bütün fertlerine başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin.

İmza: Süleyman Demirel

Vahşi bir saldırı sonucu...

Berkin Elvan ın ailesine taziyelerini gönderen Süleyman Demirel bu kelimelerle başlamış dileklerine.

Bir saldırı değil, vahşi sıfatıyla donatılmış bir saldırıdır, anlatılan.

Çocuğunu kaybetmiş aileye ecir, sabır dilemeye böyle mi başlar bir insan Kışkırtıcılığın 1 numarası olmak bugün ve hâlâ bana mahsustur, itirafının yansıması mıdır bu ileti, resmen ve alenen...

Bu ülke daha genç ölümleriyle, çocuk ölümleriyle tanışmamışken; yürümekle, sadece yürümekle yapılıyorken protestolar, itirazlar, karşı duruşlar, sen çıkıp ne demiştin o gün insanlara.

Yollar yürümekle aşınmaz!

Yürüyenlerin, yürüyüş sebeplerini ortadan kaldırmakla görevli bir başbakan, ki o yürüyüşçülerin de başbakanı idi, böyle kışkırtıcı bir cümle bulduğu için alkışlanıyordu taraftarlarınca ve medyasında.

Yürüyenlere karşı yürüyenler ve aşınmayan yollar derken, ölenlerin listelerini yayınlar olmuştu gazeteler. İsimlerin bittiği yerde bir parantez, sağcı ya da solcu yaz, kapat parantezi.

Demirel bugünkü gibi bir sokak sakini değildi. Ülkenin kaderi iki dudağı arasında idi. Ülkenin ve yaşı Berkin den biraz büyük gençlerin.

Bana sağcılar cinayet işliyor, dedirtemezsiniz!

Bu kışkırtmasına kaç sağcı kanmıştı, hiç araştırılmadı. Hatta idam kararı verilen o mahkemelerde, avukatlarının akıllarına hafifletici sebep olarak sunmak bu kışkırtmaları, hiç gelmedi.

Demirel yine başta, cinayetlere yine tarif veriyor.

Devlet, durup dururken cinayet işlemez!

Sonra bir sebep bularak çok cinayetler işlediler, cinayet işleyicileri. Lakin Demirel onlara yol göstermişti, bir gerekçe vermişti.

Durup dururken olmaz,

Bir sebep bulun.

Bu ülkede sebepten bol ne var

Ve hâlâ yoktu, yavrusunu bir cinayete kurban vermiş ailelerin hiçbirine Demirel den Demirelce bir mesaj...

Devlet, durup dururken cinayet işlemez di ve Devlet ara sıra rutin dışına çıkar dı.

Devleti rutin dışına çıkarmak görevinin kendinde olduğunu sanan her maaşlı, ara sıranın ne demek olduğunu kendince yorumlama yetkisine de sahipti.

Ara sıra... Yani icabında onbeş dakikada bir, icabında birkaç gün arayla demek...

Üçkenler çiziliyor cinayet bölgelerinde. Fakat Demirel de vahşi saldırı deme gayreti yok hâlâ.

Yıllarca cemaatiyle onu desteklemiş, küçük gazetesinde onu hep nurlu olarak göstermiş bir babanın Berkin yaşındaki kızını alıp götürdüler evinden.

Evinden alıp götürdüler Berkin yaşındaki o kızı ve uyuşturucu vererek katlettiler bir Beyoğlu barında.

(Haberi kınalı veren kartel gazetesinin o birinci sayfasına bu yazı için ulaşamadım. Ama aynen göreceksiniz.)

Berkin in yaşındaki kızının kanına girenler, babasını tehdit ettiler. Arkasını sorma bu işin. O baba bir tv kanalına anlatmıştı yaşadıklarını.

Demirel aradı ya da mesaj saldı demedi o baba. Duymadı, bilmedi bu ülkenin insanları...

Ama bugün, herkese ilan ediyor, duyurmak istiyor acısı olan bir babaya yazdığı birkaç kelimeyi.

Provokasyon un ne olduğunu bilenler, bilmeyenlere anlatadursun, ben bir sol mecmuanın kapağını buraya niçin aldığımı anlatmak istiyorum.

Babalarımızın birbirlerine Bizim Mason, Sağır ın adamı imiş teşhisini aktardıkları ve bizim de ilk gençlik yıllarımızı yaşadığımız 65-66 larda, bir CHP yayın organı nasıl saklamaya çalışıyor o adamı olma işini.

Bilmezler mi o sağırcılar, Demirel in Hac yolu na doğru dönmeyeceğini

Bilmezler mi, Demirel in, okuma hakkını kullandırmadığı kızlara, oraya gitsinler, diyeceğini...

Bilirler, hem de Halk Partililer gibi bilirler.

Ve onlar, Demirel i böyle çizdiklerinde, gönlü Hac yolu nda olan insanların yıllarca sahip çıkacağını da bilirlerdi.

İşte bu bilgi onlara, dergilerinde böyle kapaklar yaptırtıyordu.

İnsan profesörü merhum Ayhan Songar ın, Demirel Çankaya ya çıkarken, arkadaşlarına söylediği o cümleyi bir daha yazmak istiyorum.

Bu millet, Demirel in gerçek yüzünü şimdi görecek!

Bugün o Demirel dir, Berkin in babasına, çocuğunun ölmesinde/öldürülmesinde hiç emeği yokmuş gibi başsağlığı mesajı gönderen.

Demirel unutulmamalıdır.

Palazlanmak için pazarlanalım

Tüm mağazalarda müzik yayınını durdurun bu gün. Mağazalardaki müşteri etkinliklerini iptal edin.. Bugün ve yarın.. Tüm mağazaların (şifreliyse) wifi şifrelerini iptal edin hemen. Vatandaş istediği yerden haberleşme imkanına sahip olsun. Kritik noktalardaki mağazalarınızın hassas, evi uzak noktalarda olan, fiziki açıdan ilgiye ve desteğe ihtiyacı olabilecek personelini erkenden evine gönderin. Mağazalarınıa sığınabilecek vatandaşlara yardım için su, ilkyardım malzemesi vs. eksiksiz bulundurun.. Bu güzel halkı Allah korusun ama biz de bize düşeni eksiksiz, kimseyi ayırmadan yapacağız. Sorusu olan önce sorusunu vicdanına sorsun, gereğini yapsın, sonra isterse şirketine, merkeze sorsun. Allah utandırmasın.

Bir zamanlar parti kurup siyaset yapmak isteyen ve fakat gölgesini dahi meydanlara düşüremeyen bu ülkenin biraz ünlü işadamlarından birinin gazetelere yansıyan mesajıymış bu.

Neden böyle yaptı, sorusuna cevap aranıyor şimdi.

Adetidir, mağaza müdürleri ile şirketinin yöneticileri ile hep medya üzerinden yazıştığından...

Elbette böyle değil.

Gezicilere otelini açarak daha da ünlenen işadamını kıskanmış olamaz mı O da hastanelerin acil servislerine benzetmemiş mi idi otelinin ortasını.

O yaptı, ben de yaparım.

Acaba

Fiziki açıdan ilgiye ve desteğe ihtiyaç olabilecek personel, derken...

Neden kendi personelinin ilgi ve destek ihtiyacı olsun Hem de fiziki açıdan, diyor...

Yani bir işkence, bir zorlama, bir darp filan mı var Duyumlar mı aldı bu yönde

Neden birkaç gün önce değil de bugün fiziki açıdan ilgi ve destek ihtiyacı hissetsin o işadamının personeli Mağazanın kamera kayıtlarına bakılmalıdır.

Mesele ekonomik olabilir.

Hayır, olamaz! Personele maddi açıdan ilgi ve destek demiyor ki... İki maaş ikramiye lafı da yok. Evi uzak noktalarda olanların yolda kalacağını da biliyor üstelik.

Ekonomik derken, otelci işadamıyla yarışmak isteyen mağazacı işadamının rekabet taktiğine dikkat çekilmek istenildiğinden...

Yani...

Medyaya yansıtılmadı ama, otelci işadamının o tahsis günlerinden sonra işleri çok açılmış olabilir. İşadamı, işadamının cirosunu bilir.

Mağazacı da sinek avlama günlerinden çıkmak istiyorsa, insanları nasıl içeri sokacaktı

Su bedava... İlk yardım malzemeleri var, personel yok eve gittiğinden... Her şey serbest mi

Kim bakacak su mu içiyorsun, bira mıdır içtiğin Sorusu olan vicdanına sorsun diyor. Nerden bulsun müezzini

Yollara da mağazasını gösteren tabelalar da koymuş mudur Sığınağa gider!

Sığınak dediğin yeraltında, karanlık olurdu. Mağazaları da öyle... Müzik yok, etkinlik yok, şifre yok, personel yok...

Düşünebiliyor musun ertesi gün şöyle konuştuğunu insanların.

Ayol kız! O gün sığındığımız o mağarada, pardon mağazada ne çamaşırlar gördüm, ilkyardım malzemesi gibiydiler...

Kalmamıştır bacım. Millet şafakta kuyruğa giriyormuş, gece yarılarında zor indiriyorlarmış kepenkleri...

Desene milletin ayağı o kadar alışmış ayol kız.

Hayır hayır! Belki de şöyle konuşuyorlardır o insanlar.

O mağaza olmaz. Yüzünde maske izi olmayanları, siz biber gazı kokmuyorsunuz diye ayıplıyorlarmış.

Maske izi mi dedin. Ya secde izinden anlasalardı...

Belki de çok çok sonra anlaşılacaktır mesajın ve yaşananların gerçeği. Söylentiler çağrıştırsın böceği.

Herkes kameraya alınmış. İstediği yerden haberleşme imkanı demek, konuşmalar da kaydedilsin demekmiş. Personeli erkenden eve gönderin, hiç kimse çekinmesin. Burası mağaza. Müezzin ne arar. Su, ilkyardım malzemesi ise, hemen çıkıp gitmesinler demekmiş. Kimseyi ayırmadan, yani hepsi görüntülensin, kayda alınsın. Sorusu olan, merkeze sorsun. Merkez neresi midir Kimi diyor ki suyun ötesidir, kimi diyor ki güneye düşer.

Peki bu nasıl bir iştir Nasıl bir işadamı işidir

Utanılabilirliği olan işlerden midir Onun için midir Allah utandırmasın duaları

ALO KEMAL VE THE ŞAPGALI BABA

Kiminin karı kasetten, ya da ihaleye fesattan

Alo Kemal, alo Kemal! Nerdesin Kemal im Binaenaleyh seni çok özledim.

Bana alo Kemal deme, ben senin alo Kemal oyuncağın olmayacağımdır. Hırsız var!

Ne hırsızı Kemal im ne hırsızı Binaenaleyh benim sana alo Kemal dediğimde odana hırsız gelmesi fevkalade yanlıştır, hatadır, yalandır.

Ben yalan söylemiyorum the Şapgalı Baba. Tapelerde öyle konuşuluyor yahu. Yolsuzlukların üstünü örttürtmeyeceğizdir.

Kimi öttürteceksiniz alo Kemal im. Binaenaleyh her öttürülen kuşun eti yenmez.

Bana hiç kimse alo Kemal diyemez. Kemalcağım, Kemal beyciğim, Kemal efendi denmesine alıştı kulaklarımdır.

Sana kim öyle diyor alo Kemal im. Binaenaleyh sana, benden başka bakan gözler ne olsun.

Üstlerine gaz fişeği mi atacaksın. Bana çok uzaklardan öyle diyorlardır.

Ne kadar uzaklardan alo Kemal im. Binaenaleyh İspanya da uzak sayılır.

Ama İspanya değil the Şapgalı Baba. İspanya, vanya, tanya, tunya vesairedir.

Sen ne diyorsun alo Kemal im. Binaenaleyh sen, beni dinle. Yalnız benim için bak yeşil yeşil. Bütün bunları senin için söyledim, fevkalade oldu değil mi

Sana son defa söylüyorum the Şapgalı Baba. Ben, senin alo Kemal in olmuyorumdur.  Ayakkabı kutularının hesabını yüce divanda vereceklersindir.

Yapma alo Kemal im yapma. Binaenaleyh benim ayakkabı kutularımın, benim elbise askılarımın, benim banyo süngerlerimin delil olması fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

Siz günahın ne olduğunu bilseydiniz, bu kadar çalar mıydınızdır. Bunun hesabını soracağızdır.

Sen vefanı böyle mi gösteriyorsun alo Kemal im. Binaenaleyh sus, bu dediklerini bir duyan olur.

Vefa da da göstereceğiz, Beyazıd da da göstereceğizdir. Bu meydanlar ben konuşayım diye vardır. Herkes duysun diye söylüyorumdur. Yolsuzluk vardır.

Yerin de kulağı vardır alo Kemal im. Binaenaleyh her meydan bulduğunda konuşman fevkalade yanlıştır, günahtır, ayıptır.

Mağazaların da interneti vardır. İnternetlerin ses kayıtları vardır, kasetleri vardır. Bakanların fezlekeleri vardır. Hesap soracağımdır.

Leke her yerde vardır alo Kemal im. Binaenaleyh fazla leke demek fevkalade yanlıştır, hatadır, ayıptır. Beni böyle lekeleyesin diye mi kasetlendirmiştim

Yolsuzluklara kenetlenmişimdir. Ortaya çıkaracağımdır. Telefonlarda alo, alo demenin bedelini ödeyeceklerdir.

Yoksa sen telefon şirketi mi kurdun alo Kemal im. Binaenaleyh bize de bir had ver. Seni, senin hattından aramak fevkalade mutlu eder bizi alo Kemal im.

Herkes haddini bilecektir. Haddi aşanı, yolsuzluk yapanı yanına kâr bırakmayacağızdır.

Ben, senin hattından başka hatta alo Kemal demem. Binaenaleyh kaset yapanların, kasete bakanların kâr yapmaları fevkalade siyasi başarı sayılır alo Kemal im. Binaenaleyh hırsız vardı da yakalamadık mı Ben seni fevkalade tutmuşumdur alo Kemal im.

ADAY MANZARALARI

XII

Şu sivri akıllılara bak ne diyor;

Adaylar önemsiz, çoğunu koyverin;

Ama lider genç, yakışıklı, konuşkan,

O halde yine bu partiye oy verin!

XII

Şu ahlaka, şu nezakete maşallah!

Seçilince de hiç bozulmaz inşallah!    

XIII

Meydan çınlıyordu: -Karşınızda, büyük insan, Kararlı, beş parti eskitmiş,

Düzen Partiliii

Kulağına bir şey fısıldandı:

-Ve az önce, Altıncısını da eskitmiş,

Düşen Partiliii!..

Ekrem Şama