Biz ten ve candan meydana geliyoruz.
Tenimiz topraktan yaratıldığı için gıdası topraktan
gelir.
Canımız ise Rabbimiz tarafından verildiği için gıdası da
Rabbimizden gelir.
Onun için Hazreti Adem aleyhisselama sayfalar indiren
Allah celle celalüh, son peygamberi Hazreti Muhammed aleyhisselama da Kur an-ı
Kerim i indirmiştir.
Canlarımızın canlı kalması Kur an ayetlerinden aldığımız
gıda oranında olacaktır.
Tenimizin temiz hayatiyetinin devamı için helallerinin
yenip haramlarının yenmemesini öğretir Kur an ve sünnet.
Canımızın gıdasıdır Kur an ve sünnet. Neye nasıl iman
edeceğimizi bize öğretir ve nasıl amel edeceğimizi de öğretir de onunla ebedi
yurdumuz olan cennette ölümsüzlüğü tadarız.
Rabbimiz her şeyin su ile hayat bulduğunu haber verir:
Göklerle yer bitişik iken, ikisini ayırdığımızı kâfirler görmediler mi Ve
biz, her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ iman etmeyecekler mi (Enbiya Suresi,
ayet: 30).
Tabiat için su ne ise canımız ve sosyal hayatımız için de
Kur an ve sünnet odur.
Susuz hayat olmadığı gibi İslamsız hayata hayat denmez,
memat denir.
Dünyayı ölüler idare ediyor desek yeridir.
Şu anda dünyada uygulanan kanunları kimler koymuş diye
sorduğunuzda cevap hemen yüzde doksan dokuzunun ölü olduğunu söyleyecekler.
İslam ise Hayy ve Baki olan Allah ın indirdikleridir.
Hiçbir hadis, ayete aykırı olmamıştır.
Mezhep imamları da, Eğer benim görüşüm ayet ve hadise
aykırı ise onlara uyun diye öğrencilerini uyarmışlardır.
Akif merhum, ahlaken tükenmiş toplumların hayatını toplu
ölüm olarak tarif ediyor:
Oyuncak sanmayın! Ahlâk-i millî ruh-i millîdir;
Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllîdir.
Ölümlü insanların kendi tenlerine bile hâkim olamadıkları
halde insanlığa hâkim olmaya ve onların neyi nasıl ve niçin yapacaklarını
belirlemeye ve kısır aklıyla onların dünyasını karartmaya çalışırken, şehit
onların karşısına çıkıp insanlığı canlı cenaze olmaması için canını feda
etmesidir.
Rabbimiz o şehitler için: Allah yolunda öldürülenleri
sakın ölüler sanmayınız. Bilakis diridirler, Rableri katında rızklandırılırlar.
Allah ın onlara fazlu ihsanından verdiğiyle sevinçlidirler ve onlara
arkalarından henüz katılmayan (gazi)lere: Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar
mahzun da olmazlar diye müjde vermek isterler (Al-i İmran Suresi, ayet:
169-170) buyuruyor.
Dışımızı güneşiyle aydınlatan Rabbimiz, içimizi de
Kur an ıyla aydınlatmamızı ister.
Bu dünyada İslam la canlı olduğumuz gibi can bedenden
ayrıldıktan sonra da canlı kalabilmek için Rabbimizin kitabına göre Sevgili
Peygamberimizi örnek alarak yaşamaya çalışalım.
Ölü kâfirlerin öldüren kurallarıyla iki dünyamızı
karartmayalım.