Batı siyasetinde "siyaset laboratuvarı" olarak nitelenen İtalya, Batı Roma İmparatorluğunun tarihin sahnesinden çekilmesiyle, Ortaçağ boyunca ve Yeniçağ da 19. yüzyıla kadar, merkezi bir iktidara da kavuşamadığı için, istikrarsızlık sürecinde istikrar arayışını sürdürmüştür. Mussolini (1883-1945) nin Faşist rejimi hariç tutulursa, 20. yüzyıl İtalyası siyasi partiler ve koalisyonlar istikrarsızlığını yaşayagelmiştir. Geçen günlerde yapılan seçimde, kılpayı iktidarı kaybeden Berlisconi hükümeti en uzun koalisyon hükümeti olma başarısını göstermiştir. İtalyan siyaset tarihinin hiç de yabancısı olmadığı "işadamı" siyasetçi örneğinin yeni tip siması ve temsilcisi Berlusconi ye rağmen, İtalya, "siyaset laboratuvarı" olma özelliğini demokrasi bağlamında devam ettirmektedir. Kuşkusuz kendine özgü çeşitliliğini barındırmaktan da geri durmadı. İstikrarsızlığa ve Kuzey-Güneyin tarihten gelen karşıtlığına rağmen, sanayileşmeyi, kalkınmayı da belli ölçülerde gerçekleştirebildi. Mafya ve Vatikan ı da anaforuna alan P2 Mason Locası karanlık hesaplaşmaları, İtalya da demokrasinin setkeye uğratılması sonucunu doğurmadı. Bütün bunları demokrasi, soğurmayı gerçekleştirebildiği ölçüde, kendisini de belli ölçüde dönüştürebildi. Bir bakıma "yöneten demokrasi"nin gizliden barındırdığı zorlayıcılığı, deyim yerindeyse, "uyumlulaşan demokrasi" dönüşümüyle göze alabildi. Belki Prodi nin kuracağı "Birlik" bloklu hükümeti, Forza İtalya cephesinin Berlisconi yle övür edilmiş "işadamı" reflekslerini budamaya yönelecektir, "uyumlulaşan demokrasi"nin gereği olarak. Ama demokrasi yine de varlığını sürdürecektir.
"Örnek alalım" gibi anlamsız, çoğunlukla da utanç verici bir öneriyi dile getirmekten zinhar uzak durarak, İtalya daki demokrasi serüvenini irdelemenin, bizdeki demokrasi uygulamasının nerelerde sıkıntılar doğurduğunu gösterir ayna rolü işlevi görmesi mümkündür. Çünkü ileri sürülen birtakım iddiaların demokrasinin mahiyetinden kaynaklanmasından ziyade, görünüşte demokrasiye yüklendiği açık hale gelebilir.
Genel olarak, siyasi istikrar söylemi demokrasinin ayrılmaz unsuru, bazan da amacı gibi iddia edilerek adeta dogma niteliği verilmektedir. Kuşkusuz her yönetimin gerçekleştirmeyi önemli hedef olarak siyasi istikrarı önüne koyduğu varsayılmalıdır. Totaliter rejimler, her ne pahasına olursa olsun siyasi istikrarı sağlamayı birincil görev sayar. Her türden hak ve özgürlükleri kısıtlayarak ya da ortadan kaldırarak, birey ve toplum yararını belirleme ve gerçekleştirmeyi kendi yetkisi kapsamında görerek bu hedefe ulaşmaya çalışır. Buna karşılık demokraside siyasi istikrar, karşıtlıkların bir uzlaşımı (consensus)yla ortaya çıkar. Hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, bireysel ve toplumsal yararın iktidarın ve iktidarı paylaşanlarca belirlenmesi sözkonusu değildir. Ama çeşitli yollar ve araçlarla etkide bulunma, baskı unsuru oluşturma mümkündür.
Ayrıca siyasi istikrarı, diğer insan ve toplumsal olgu ve unsurlardan soyutlayarak bir demokrasi anlayışını savunmak geçmişte kalmış bir görüştür. Büyük ölçüde 19. yüzyıla aittir. İktisadi ve sosyal, kültürel ve manevi olgular, bir anlamda hak ve özgürlükler, karşıtlıkların uzlaşmasında yer almıyorsa, siyasi istikrar, ister istemez zorakiliğe dönüşür, dolayısıyla demokrasi görünümlü bir otoriteryenlik, hatta totaliteryenlik işlemeye başlar.
Yeri gelmişken, son çeyrek yüzyıllık siyaset uygulamalarını bu çerçevede irdelemek, sanıyorum daha sağlıklı sonuçlara götürebilir bizi. 24 Ocak 80 Kararlarıyla perdesi açılan sahnenin motto (düstur, parola, slogan)su siyasi istikrar olmuştur. Tedricen iktisadi, sosyal, kültürel olgulardan, hak ve özgürlüklerden soyutlanan bir istikrardır bu. Özal ve Anavatan iktidarları bu soyutlama sürecinde büyük ölçüde klorik özgürlükleri genişletme iddiasıyla iktisadi ve sosyal hak ve özgürlükleri daraltma mücadelesini somutlaştırarak yapmıştır. 28 Şubat "Başıbozuk" hareketi "askerî" resim verse de güdücü güç aynıdır ve aynı güdücü güç 3 Kasım 2002 seçimlerinde yeni bir oyun kurgulamış ve onu sürdürmektedir, denebilir. Bizce, 3 Kasım 2002 seçimleri, 28 Şubat ın ilk hamlesinin ortaya çıkardığı seçeneklerden uygun ve güdülebilir olanının tesbitini sağlamıştır.