Biraz dikkat edildiğinde görülür ki bu ülkeye ve insanına rahat bir hayat çok görülüyor, insanımız sürekli gergin ve diken üstünde hayatını sürdürmeye zorlanıyor. Kimi zaman özgürlük adına kitleler sokağa dökülüyor ve emniyet güçleriyle çatışıyor, geçmişte olduğu gibi sağ-sol grupların çatışması sebebiyle ülke gergin bir ortama mahkum oluyor.. Bu gerginlik genellikle kan ve göz yaşını da beraberinde getiriyor. İnsanımız işte bu gerginlik ve karmaşa içinde kendi derdini unutmaya mahkum ediliyor.
Özgürlük ve demokrasi şarkısını dillerinden düşürmeyenlerin demokrasi ve özgürlükleri katlettiğini kitlelere anlamakta ya zorlanıyor ya da gecikiyor.
İnsanımızı sürekli sıkıntıya sokan ve gerginliğe iten bir başka husus ise, bu ülkede bazı iç ve dış çevrelerin sürekli bir takım öcüler icad etmesi, bu öcülerle toplumu korkutması ve elinden geldiğince düşünce ve inanç özgürlüğüne yeni engeller getirilmesi. İşin garip tarafı yukarıdan beri izah ettiğimiz sebeplerden dolayı bunalıma sürüklenen insanımız, "Ne oluyor Nereden çıktı bu düşman ve tehlike " diyemiyor.
Söz gelimi şu günlerde başta Cumuhbaşkanı Sezer olmak üzere bazı çevreler irtica tehdidinden, irticanın PKK teröründen daha tehlikeli olduğundan,devletin geleceğinin tehlikeye düştüğünden söz ediyorlar.. Kocaman kocaman insanların sık sık böyle bir tehlikeyi gündeme getirmesi karşısında, insanımız eziliyor, ruhu daralıyor.. Bu daralmışlık içinde, "Arkadaş.. Nedir bu irtica Kimlerdir bu mürteciler Ülkeyi tehlikeye sokan bu kişiler nerededirler Bizim görmediğimiz bu mürtecileri(!) siz nasıl görüyorsunuz ve bize göstermiyorsunuz. Ama, sürekli olarak tepemizde demoklesin kılıcı gibi sallayıp duruyorsunuz Bu ülkede kan dökenler, terör estiren ve ülkeyi parçalamak isteyenler sizin irticacı olarak nitelendirdikleriniz midir Yoksa bir takım inançlı insanların inancından mı rahatsızlık duyuyorsunuz " diye sorma imkanı bulamıyor.
Geçmişte komünizm bu ülke için tehlike olarak ileri sürüldü, yeni doğan bebekler bile "Komünizm geliyor" diyerek korkutuldu.. Daha sonra komünizm bir fiske darbesi ile yokolup gittiğinde görüldü ki, bu tehlike ülkeleri sadece ABD emparyalızmine hizmete zorlamak ve yatkın hale getirmek için sürekli canlı tutulmuş. Ve yıllarca komünizm ile mücadele ettiklerini sananlar da bilerek ya da bilmeyerek ABD ye hizmet etmiş.
Komünizmin yıkılışının ardından hemen ortaya bir islami tehlike çıkartıldı.. Bu tehlikeyi ifade için bazen "Radikal dinci" bazen "kökten dinci" bazen de "Fundamantalist" denildi. Öyle bir kampanya başlatıdı ve fırtına estirildi ki insanlar "Ne oluyor.. Birden bire bu irtica neraden çıktı " diye sormaya bile fırsat bulamadılar. İş öyle bir noktaya geldi ki, ABD den estirilen bu kökten dincilik aleyhtarı kampanya neticesinde insanların nasıl bir islam anlaşına sahip olmaları gerktiği de " Ilımlı İslam" adı altında belirlenmeye ve insanlara dikte ettirilmeye başlandı. Kısacası, nasıl geçmişte "Komünizm öcüsü" Amerika nın körüklemesi ile ortaya çıkmış idiyse şimdilerde ortada hiçbir emare yokken sık sık irtica tehlikesinin gündeme getirilmesi arasında insan ister istemez bir paralelllik kuruyor.
Netice itibariyle uydurulan bir takım hayali tehlikelerle mücadele etmek adına kendi insanını düşman ilan edenler, onları aşağılayan ve itip kakanlar bilmelidirler ki ABD ve yandaşlarının çıkarlarına hizmet etmiş duruma düşmektedirler. Hayali tehlikelerle boğuşurken terör gibi gerçek tehlikenin nereden başımıza sarıldığını düşünmeye bile fırsat bulamamaktadırlar.
Sonuçta oluşturulan bir takım sebepsiz gerginliklerden ülkemiz zarar görüp, zayıf düşerken bundan yarar sağlayanlar ABD, İsrail gibi emperyalist güçler olmaktadır.