TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu…

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın yol ve dava arkadaşlarından, ESAM Başkanı Recai Kutan anlatıyor: 

* “Türkiye’nin yakın tarihindeki bütün askeri darbelerde dış güçlerin rolü var. Dış güçlerin müdahalesinden şüpheniz olmasın. Normal dönemlerde “demokrasi havarisi” gibi davranan kimi kişi ve kuruluşlar, askeri darbe dönemlerinde antidemokratik uygulamalara gönüllü olarak destek verdi.”
* “28 Şubat, bundan önceki darbelerin hepsinden daha organizeydi. Atlantik ötesi ve Tel Aviv’in de etkisi vardı.”
* “12 Eylül 1980 askeri müdahalesi gerçekleştirildiğinde Milli Selamet Partisi (MSP) 30 sandalye ile TBMM’de temsil ediliyordu. İktidarda olmamamıza rağmen ilk önce MSP’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve biz tutuklandık.”
* “12 Eylül darbesi bir “olgunlaşma süreci” geçirdi. Bu süreç zarfında 10 bin genç hayatını kaybetti. Bütün askeri darbelerde en büyük zararı Türk Silahlı Kuvvetleri gördü.”

***

Recai Bey’in, Millî Gazete’de yayımlanan bir yazısındaki şu cümleleri de bu anlamda önemlidir:

* “Statükocu bazı gruplar, TSK içinde ve bazı sivil kuruluşlarda cuntalar oluşturdular. Bu cuntacılar ve dış güçler Türkiye’de siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel, milli ve bağımsız gelişmelerden rahatsız idiler.”
* “Bundan dolayı yeni bir Türkiye dizayn ederek toplumu kendi anlayışlarına göre yönetme ve kontrol etme, güçlerini güvence altına almak istediler. Bunu gerçekleştirmek için gerektiğinde askeri cunta eliyle 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 darbelerini yaptılar.”
n “Bu darbelerle hem bireyler hem de topyekûn millet olarak ağır faturalar ödedik. Bu darbelerden en büyük zararı da ordumuz gördü. Bu darbeler döneminde ordudan toplam olarak 235 general, 6.000 civarında subay, 400 astsubay, 1.900 askeri öğrenci ihraç oldu.”

***

Bir siyaset duayeni olan, büyüğümüz, ağabeyimiz Recai Kutan’ın esasen ifade ettiği vurgu son derece açık; askeri darbelerin ülkenin geleceğine bir faydası yok!

* Ülkede ‘adalet’ uygulamalarında büyük hatalar, yanlışlar varsa bunun telafisi yine sivil idare içinde yapılmalıdır!
* Ülkede ‘ekonomi, yatırım, istihdam’ alanında büyük hatalar, yanlışlar varsa bunun telafisi yine sivil idare içinde yapılmalıdır!
* Ülkede ‘dış politika’da büyük hatalar, yanlışlar yapılıyorsa bunun telafisi yine sivil idare içinde yapılmalıdır!
* Ülkede ‘liyakat ve ehliyet’ sisteminde, ‘atamalarda’, ‘bürokrasideki yapılanmada’ büyük hatalar, yanlışlar varsa bunun telafisi yine sivil idare içinde yapılmalıdır!
* Ülkede ‘sağlık, milli eğitim, kültür’ uygulamalarında büyük hatalar, yanlışlar varsa bunun telafisi yine sivil idare içinde yapılmalıdır!

 HATIRLAMAKTA YARAR VAR!

1) 27 Mayıs 1960 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan genel seçimlerde iktidara gelen ve sonrasında seçimleri üst üste kazanan Demokrat Parti (DP) hükümetini devirerek yönetime el koydu.

2) TSK yönetime neden el koydu? Gerekçesi neydi? “Ülkenin içinde bulunduğu durumun gittikçe kötüleştiği ve ülkede bir kardeş kavgasının başlamak üzere olduğunu” ileri sürerek yönetime el koydu, Türk Silahlı Kuvvetleri.

3) Başta Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı, bakanlar olmak üzere Demokrat Parti (DP) milletvekilleri, bütün DP sorumluları ve aralarında askerlerin ve polislerin de bulunduğu çok sayıda bürokrat tutuklandı.

4) 27 Mayıs askeri darbesi şunu yaptı; 1924 Anayasası ile kurulan rejim askerlerin müdahalesi ile son buldu.

5) Milli Birlik Komitesi (MBK) adıyla tamamen askerlerden oluşan Komite’nin yönetim dönemi başladı. Başbakan Adnan Menderes ve bazı bakanlar idam edildi.

6) Askeri darbeler döneminde büyük mağduriyetler yaşandı. 27 Mayıs 1960 darbesinin şu özelliğini gözlerden kaçırmamak gerekir; 27 Mayıs darbesi Türkiye’de darbeler geleneğini başlattı. Darbecileri cesaretlendirdi.

7) 27 Mayıs askeri darbesi, 15 Temmuz darbesinde olduğu gibi başarısızlığa uğratılabilseydi belki de sonraki darbeler yaşanmayacak ve Türkiye’nin ekonomik, endüstriyel kalkınması daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilecek, refah seviyesi yükseklere çıkabilecekti. 

8) Darbelerle işler düzeldi mi? Hayır, aksine her askeri darbede Türkiye en az 50 yıl geriye gitti.

DARBELERDE ABD PARMAĞI!

Paul Henze…

CHP ve Milli Selamet Partisi’nin koalisyon hükümetinin yönetimde olduğu dönemde, 1974 yılında Ankara’ya CIA büro şefi olarak gönderildi.

Üç yıl burada çalıştı.

Henze, bir dönem bakanlık da yapan eski CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’in yakın arkadaşı olan, 15 Temmuz darbesinden sonra da FETÖ’den tutuklanan Enver Altaylı ile arkadaşlığıyla tanındı.

1977 yılında Ankara’dan ayrılarak merkeze döndü, Paul Henze.

Beyaz Saray’da başkana danışmanlık yapmakla görevli Ulusal Güvenlik Konseyi’nde CIA temsilcisi olarak 1980 yılına kadar görev yaptı.

12 Eylül 1980’de ordu darbe yaptığında bu haberi dönemin ABD Başkanı, nam-ı diğer ‘fıstıkçı’ Jimmy Carter’a veren kişi de aynı isim oldu.

12 Eylül askerî darbesinin olduğu gece, ABD Güvenlik Konseyi’nin Türkiye masası şefi Paul Henze, ABD Başkanı Carter’a “Damdaki Kemancı” filmini izlerken, “Senin çocuklar işi bitirdi” dedi.

Henze, bu anekdotu, Mehmet Ali Birand’a verdiği bir mülakatta aktardı.

Bütün darbelerde ABD etkisi bulunmasına karşın, 12 Eylül darbesiyle ilgili ABD’li yetkilinin kullanmış olduğu bu ifade, darbelerde ABD etkisinin “resmen” ilanı oldu!

***

Son sözler: 

Dış parmak, hele hele ABD parmağı ve işareti olmadan Türkiye’de darbe yapmak mümkün değildir.

* Darbelerden en fazla mağdur olan kesim Millî Görüş olmuştur.

* İstisnasız bütün darbeler gayri meşrudur.

* İktidarlar, yönetimler sandıkla gelip sandıkla gitmelidir. Nokta.