Yolun hemen kıyısında dev bir çöp dağı ve temizlik
elamanları ile saç başa kavga eden bir kadın Kadın vermem, onlar benim
eşyalarım diye yalvarıyor. Temizlik elamanları ise işlerini yapmaya devam
ediyorlar. Kadının feryadını duyduğunuzda bir yakınını ya da kendisi için
hayati önem taşıyan bir varlığını kaybettiğini sanırsınız. Hüzünlü gözlerle
bakıyor ve alınan her parçada biraz daha sarsılıyor. Vermek istemiyor
Dışarıdan baktığınızda kirli bir pet şişe, bir kaç kavanoz, eski bir giysi, bir
yastık parçası görürsünüz Ama bu parçaların onun için ne ifade ettiğini hiç
birimiz bilemeyiz. Acaba bu parçalarla hayatında eksik kalan hangi alanı
doldurmaya çalışıyor Neyi neyin yerine koyduğunu düşünüyor Bilemiyoruz. Kadın
acı duyuyor. Yıllardan beri yoksunluğunu çektiği bir şeyleri onarmaya çalışayım
derken biri geliyor her şeyi talan ediyor. Onun duyguları bu yönde. O yüzden
direniyor ve olup bitenlere bir anlam vermeye çalışıyor.
Temizlik elamanı ile kadının mücadelesi devam ediyor.
Kadın gözlerini, çöp arabasından alamıyor. Sanki içinden bir şeyler kopuyor,
bağlandığı bir şeyler kendisinden ayrılıp gidiyor ve atılan her şeyde biraz
daha acı çekiyor. Yalnızlaşıyor ve kendince anlamlar yüklediği bu parçaları iç
dünyasında birleştirmeye çalışıyor. Ama olmuyor ve kadın gittikçe
yalnızlaşıyor.
Hiçbir şey dışarıdan gördüğümüz gibi değil.
Kadının iç dünyasında, bu kirli ve çöp kokan eşyaların
farklı birer anlamı var. Orada bizim göremediğimiz ya da görmeye güç
yetiremediğimiz bir dünya var Uzmanlar çöp biriktirme eğilimi olan kimselerin
genellikle kendilerini yalnız hissettiklerini ifade ediyorlar. Yalnızlık
çaresizliği de beraberinde getiriyor.
Çöplerle bütünleşen bu insanlar vaktin çoğunu sokaklarda
geçirirler. En sadık dostları ise kaldırımlardır. Kendilerinin insanlık diyarından
sürülmüş birer mahkum gibi görürler. Yollar ise hem sırdaşları hem
arkadaşlarıdır.
Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir. O yüzden bu
niye böyle demek yerine ne yapabilirim sorusunu sormalıyız. Çöp evlerde yaşayan
insanlar için de bu soruyu sorabiliriz.
En büyük acı insanlık diyarından sürülmektir. O vakit
kimse sizi adamdan saymaz, saygı göstermez, değer vermez. Kırık bir eşya gibi
fırlatıp atarlar. Bu insanlar da tıpkı bunun gibi fırlatıp atılan ve yardım eli
uzanmayan kimselerdir. Kimbilir vakti zamanında hangi acı tecrübeleri
yaşadılar Hangi iltifatları aldılar, hangi başarılara imza attılar Bilemeyiz.
Uzmanlar bu kimseleri, tedaviye ikna etmenin güç olduğunu
o yüzden yakınlara büyük sorumluluk düştüğünü ifade ediyorlar. Peki yakınlar uzak
olmuşsa ne yapacağız Elbette hepimiz insanlık ailesinin birer üyesiyiz ve
sürgün ettiğimiz bu insanları bir psikiyatriste götürerek yardımcı olabiliriz.