Dışarıdan birisini getirip Türkiye gündemini izletsek

allak bullak olur, takipte zorlanır muhakkak. Muhalefetin vaatleri, iktidarın

bu vaatleri sözümona kaale almayıp gözüküp hemen her gün bir laf yetiştirmeye

çalışması, ortaya çıkan trajikomik manzaralar... Bu arada, iktidar destekçileri

arasında baş gösteren kayıkçı kavgalarıyla, iktidara yakın isimlerin acayip

halleriyle ısınan gündem... Kendi halinde bir Avrupa ülkesinin birkaç yıllık

gündemini birkaç güne sığdırmak mümkün olur muhtemelen.

İktidara yakın isimlerin bazılarının hem haddini, hem de

maksadını aşan tuhaflıktaki açıklamalarıyla başlayalım. Bir medya patronunun

Cumhurbaşkanı için sarf ettiği anam, babam, çocuklarım ona feda olsun

ifadesi, yetmezmiş gibi tanıdıkça ona aşık oldum tuhaflığı Cumhurbaşkanının

ekonomi danışmanının İki silahım yüzlerce mermim var. Ben ölmeden kimse ona

dokunamaz ifadelerinde somutlaşan çiğ bir fedailik ve sırnaşıklık hali

Bunları haklı olarak eleştiren bir gazeteciye, bir başkasının sert tepkisi, bu

arada AKP li bir ismin salavatlı türkü hezeyanı Doğrusu, bu olan biteni

anlamlandırmak hayli zor ve aslında bir o kadar da kolay. Olan bitenin özeti,

kraldan fazla kralcılık ve sahibinin sesi olmak ve bunu abartmakta yatıyor

gibi. Bir de seçim sonrası yaşanması muhtemel bir iktidar kaybı durumunda

faturanın kime çıkarılacağıyla ilgili bir detay var tabii. Bir iç hesaplaşmanın

ayak sesi de denebilir.

Öte yanda ise seçim öncesi vaatler ve bu merkezdeki

tartışmalar var. Muhalefeti önceleri proje sunmamakla suçlayan iktidar, bu

sefer de proje sunuluyor diye eleştiriyor. Bu arada, kamudaki israf ve

saltanat eleştirileri iktidarın yumuşak karnı durumunda.

Bu bağlamda kamudaki araç saltanatı ve israf iddiaları

bütçe içinde çerez parası bile değil sözleriyle savunuldu. Muhalefete de

Bunların bütün sermayesi saray edebiyatı, araç saltanatı suçlaması yapıldı.

Ancak her nedense, açıklanırsa ekonomi zarar görür denilen Saray ın gerçek

maliyetinin açıklanmasından imtina edildi. Halbuki beklenen, herhangi bir israf

yoksa, bu maliyetin açıklanmasıydı. Yine göz ardı edildi.

Bu arada, milyonlarca asgari ücretlinin, işsizin ve

yoksulun olduğu bir ülkede makam araçlarını çerez parası diye savunmanın

ahlaki yönünü de hatırlatmak gerek. Birtakım verilerle caka satarken, yoksul ve

muhtaç insanların durumunu göz önüne almamak pek hoş olmasa gerek.

İktidar kanadından bir de İsrafı azalttık, faize giden

parayı kestik açıklaması yapıldı ki, bütçeden her sene faize ödenen yaklaşık

50 milyar lirayı bu tabloda nereye koydular acaba 13 sene ile çarpılınca az

buz bir para değil, tam 650 milyar lira çıkıyor ortaya! Demek ki hortum da,

faiz de kesilmemiş.

Tartışmanın göbeğindeki rakam, yani kamunun araç satın

alma, kiralama, bakım, onarım ve yakıt masrafı 3.3 milyar lira. 473 milyar

liralık bütçe içinde bunun çerez parası olduğu söyleniyor. Bu düşünce

yapısıyla bakınca, mesela hükümetin medar-ı iftiharlarından Marmaray ın

maliyeti de 5.5 milyar lira ve çerez parasının sadece 1.7 katı!

Sözün özü, yaşanan

tartışmalar ve ortaya serilen çelişkiler hiç de çerez kabilinden değil!