Şehidim! Çanakkale Zaferi nin 100. yılını kutladığımız bu

günlerde, bize vatan olarak bıraktığın bu topraklar çokuluslu şirketlerin

(Şirketokrasi) kıskacında. O gün yedi düvele DUR DİYEN iman gücünü, inancın o

güçlü silahını, Cumhuriyet i kuran zihniyet anlamadı, anlamak istemedi. Ve bizi

92 yıldır modernizme kurban etmek için elinden geleni yaptı. ABD de yazılan

senaryoları, projeleri, işbirlikçi siyasetçi, medya, cemaat ve iş adamı eliyle

hayata geçirdiler. En güçlü silahlardan bile güçlü olan maneviyat duygumuzu

ılımlı İslam a kurban ettiler. Bunu; globalleşmenin önünde duramazsın

sözünün arkasına saklanarak yaptılar.

Anlayacağın şehidim! Bizi bizden ettiler. İçimizi,

ruhumuzu boşalttılar. Ne Batı ya yaranabildik ne de İslam dünyasına. Ne

olduğumuz da belli değil! Anlayacağın, seküler Müslüman olup çıktık. 40 yıldır

bu ülkeye Milli Görüş ü anlatmaya çalışan lideri anlamadık. Çanakkale Savaşı

sırasında gelen Allah ın yardımını da bu milletten sakladılar. Maneviyatı yüksek

bir gençlik meydana getirmemek için Çanakkale ruhunu da çaldılar. Bizi çıplak,

ortada bıraktılar. Sonra da, Camiler açık, gidin dediler.

AFFET BİZİ ŞEHİDİM! Bize sadece toprak, bayrak

bırakmadın. Bize inancın, maneviyatın ne kadar büyük bir silah olduğunu

öğrettin. Fakat biz öğrenemedik! Ehven-i şer dedik! Hakk ı üstün tutanları

görmedik/göremedik. Bilemedik, Hakk ı temsil eden bir siyasi parti olduğunda

ehven-i şer kurallarının uygulanmayacağını. Anlayamadık! Anlatmadılar bize!

Bilemedik! Affet bizi şehidim.

Yiğidim! Biliyorum, yattığın yerde rahat değilsin. İslam

adına, din satanlardan, İslam adına yolsuzluk yapanlardan dolayı. Biz bu

değiliz diyorsun! Belki de haykırıyorsun! Ama biz seni duymuyoruz. Çünkü

gönlümüz, kalbimiz dünyaya açık, maneviyata kapalı kaldı. Affet yiğidim!

Bağışla bizi!

Şehidim! Aynı duygularla dolu bir nesil yetişmesini

önlemek için, başörtülü kızlarımızı üniversitelere sokmadılar, namaz kılanları

fişlediler. Yetmedi işten attılar. Bugün başörtüyü verdiler, imanımızı aldılar.

İslami burjuva meydana getirdiler. Farz için tesettürün yerini, tarz için

tesettür aldı.

İslam ı hassasiyetin en güzel hasletlerinden biri olan,

İşi ehline verin sözünü unuttuk. Yandaşları, akrabaları devlet dairelerine

yerleştirdik. Huşu içerisinde kıldığımız namazı bile maddileştirdik. Mehmet

Akif Ersoy, Çanakkale şiirinde diyor ya;

Asım ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar.

Şehidim! Sayenizde o gün başlar eğilmedi yedi düvele.

Bugün başlar eğiliyor, AB ye. Oysa bu topraklar ki, şehit kanıyla sulanmış!

Yakışır mı AB ye Affet şehidim! Utanıyorum seni ziyaret etmeye!

***

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...

Bedr in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

***

100 yıl önce Çanakkale de yaşanan tevhidi bugün bizden

aldılar. Cihat kelimesini sözlüğümüzden çıkarttılar. Çanakkale yi

sıradanlaştırdılar. Maneviyatız kalınca, bizi bize düşürdüler. Yedi düvelin

oyununa düşen içimizdeki hainler, bölücüler, yedi düvelin beslemeleri, 25

yıldır Mehmetçik kanı döktü. Affet şehidim! Sana yakışır evlat, sana yakışır

torun olamadık. Sana yemin olsun! Allah şahidimiz olsun! Bu ruh Milli Görüş te

yaşamaya devam edecektir.