Can Atalay, Gezi Parkı davasındaki yargılama süreci ve 2023 genel seçimlerinde cezaevindeyken Hatay milletvekili seçilmesinin ardından Türkiye'nin en fazla tartışılan hukuk ve siyaset dosyalarından birinin merkezinde yer aldı. Avukatlık kariyerinde iş cinayetleri, çevre davaları ve toplumsal olaylarla bağlantılı çok sayıda dosyada görev yapan Atalay, Türkiye İşçi Partisi'nden Hatay milletvekili seçildi ancak cezaevinden çıkamadığı için TBMM'de yemin edemedi. Milletvekilliğinin 30 Ocak 2024'te düşürülmesinin ardından Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar yeni bir hukuki tartışma başlatırken Atalay'ın cezaevindeki durumu 2026 yılında da devam ediyor.

Can Atalay 1976 yılında İstanbul'da doğdu

Tam adı Şerafettin Can Atalay olan Can Atalay, 1976 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babasının adı Mustafa Yalçın, annesinin adı ise Mevlüde Şükran.

2026 yılı itibarıyla 50 yaşında olan Atalay, hukuk eğitiminin ardından uzun yıllar avukatlık yaptı. Mesleki kariyerinde özellikle kamuoyunun yakından takip ettiği toplumsal davalarda görev almasıyla tanındı.

Atalay'ın ailesinin kökeni ve özel yaşamıyla ilgili kamuoyuna açık bilgiler ise mesleki kariyerine kıyasla oldukça sınırlı.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu

Can Atalay, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Mezuniyetinin ardından İstanbul Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapmaya başladı.

Akademik çalışmalarını da sürdüren Atalay'ın İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde ekonomi alanında yüksek lisans eğitimine devam ettiği TBMM'deki resmî öz geçmişinde yer alıyor.

Avukatlık kariyerinin önemli bölümünü toplumsal davalar oluşturdu. İşçi hakları, iş cinayetleri, çevre mücadeleleri ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran çeşitli davalarda avukat olarak görev yaptı.

Soma ve Çorlu gibi kamuoyunun takip ettiği dosyalarda görev aldı

Can Atalay'ın avukatlık kariyerinde Türkiye'nin yakın tarihinde geniş yankı uyandıran birçok dava bulunuyor. Atalay, 2014 yılında 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma maden faciasının ardından yürütülen hukuki süreçlerde mağdur ailelerin avukatları arasında yer aldı.

Çorlu tren kazası, Aladağ'daki öğrenci yurdu yangını ve Hendek'teki havai fişek fabrikası patlaması gibi kamuoyunun uzun süre takip ettiği olayların hukuki süreçlerinde de görev üstlendi.

Atalay'ın mesleki kariyerindeki bir başka önemli alan ise Gezi Parkı süreci oldu. Taksim Dayanışması'nın avukatlarından biri olarak yürüttüğü çalışmalar daha sonraki yıllarda hakkında açılan Gezi davasıyla birlikte kendi yargılama sürecinin de merkezine yerleşti.

Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezası aldı

Can Atalay, Gezi Parkı olaylarına ilişkin yürütülen dava kapsamında yargılandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022'de açıkladığı kararla Atalay'ı “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 18 yıl hapis cezasına mahkûm etti.

Atalay aynı tarihte tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Yargılama kapsamında Osman Kavala hakkında ağırlaştırılmış müebbet, diğer bazı sanıklar hakkında ise 18'er yıl hapis cezaları verildi.

Can Atalay hakkındaki mahkûmiyet kararı daha sonraki yargı aşamalarında da hukuki ve siyasi tartışmaların merkezinde yer aldı.

Cezaevindeyken Hatay milletvekili seçildi

Can Atalay'ın durumunu farklı bir hukuki boyuta taşıyan gelişme 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde yaşandı. Atalay, cezaevinde bulunduğu sırada Türkiye İşçi Partisi'nin Hatay milletvekili adayı oldu.

Seçim sonucunda Hatay milletvekili seçilerek TBMM'nin 28. Dönem milletvekilleri arasına girdi. Ancak cezaevinden tahliye edilmediği için TBMM'ye giderek milletvekili yemini edemedi ve yasama faaliyetlerine fiilen başlayamadı.

Atalay'ın avukatları milletvekili seçilmesinin ardından tahliye edilmesi gerektiğini savunarak yargı mercilerine başvurdu. Sürecin sonuç vermemesi üzerine konu Anayasa Mahkemesine taşındı.

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verdi

Anayasa Mahkemesi, Can Atalay'ın bireysel başvurusu üzerine 25 Ekim 2023'te karar verdi. Yüksek Mahkeme, Atalay'ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Kararın ardından dosya yeniden yerel mahkemeye gönderildi. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı Yargıtay'a gönderdi ve Can Atalay'ın tahliye edilmesini sağlayacak bir işlem gerçekleştirilmedi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise Anayasa Mahkemesinin kararına uyulmamasına hükmetti. Böylece Atalay dosyası, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki yetki ve kararların bağlayıcılığı tartışmasının merkezine yerleşti.

Anayasa Mahkemesi daha sonra yapılan başvuru üzerine yeniden hak ihlali kararı verdi. Buna rağmen Atalay'ın tahliyesi gerçekleşmedi.

Can Atalay'ın milletvekilliği nasıl düşürüldü?

Can Atalay hakkındaki Yargıtay kararı 30 Ocak 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulunda okundu. Kararın okunmasının ardından Atalay'ın milletvekilliğinin düştüğü açıklandı.

Böylece 2023 seçimlerinde Hatay milletvekili seçilen ancak cezaevinde bulunduğu için yemin edemeyen Atalay'ın milletvekilliği Meclis'teki işlemle sona erdirilmiş kabul edildi.

Ancak süreç burada tamamlanmadı. Milletvekilliğinin düşürülmesi işlemi Anayasa Mahkemesine taşındı ve Yüksek Mahkemenin daha sonra verdiği karar yeni bir hukuki tartışmanın önünü açtı.

AYM milletvekilliğinin düşürülmesi işlemine ilişkin ne karar verdi?

Anayasa Mahkemesi, milletvekilliğinin düşürülmesi işlemine karşı yapılan başvuruyu değerlendirirken 30 Ocak 2024'te TBMM'de okunan kararın niteliğini ayrıntılı biçimde ele aldı.

Yüksek Mahkemenin gerekçeli kararında, Can Atalay hakkındaki önceki hak ihlali kararlarının bağlayıcılığı üzerinde duruldu ve milletvekilliğinin düşürülmesine dayanak oluşturan işlemin Anayasa'nın ilgili hükümleri bakımından geçerliliği tartışıldı.

AYM kararının ardından muhalefet partileri, Atalay'ın milletvekilliğinin hukuken sona ermediğini savunarak TBMM'nin işlem yapmasını talep etti. İktidar kanadından ise AYM'nin milletvekilliğinin düşürülmesi konusunda verdiği kararın yetki ve hukuki sonuçları hakkında farklı değerlendirmeler yapıldı.

Bu nedenle Can Atalay'ın milletvekilliği meselesi yalnızca bireysel bir ceza davası olmaktan çıkarak Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı, milletvekili dokunulmazlığı ve TBMM'nin yetkileri üzerinden devam eden anayasal bir tartışmaya dönüştü.

2026 yılında Can Atalay'ın milletvekilliği tartışması devam ediyor

Can Atalay dosyası 2026 yılında da TBMM gündeminden çıkmış değil. Meclis kayıtlarında farklı milletvekilleri tarafından Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve milletvekilliği görevine başlamasının sağlanması yönünde çağrılar yapılıyor.

8 Ağustos 2026 tarihli TBMM Genel Kurulunda da Atalay'ın durumuna ilişkin açıklama yapıldı. Muhalefet sıralarından, Anayasa Mahkemesi kararının gereğinin yerine getirilmesi, Atalay'ın Meclise getirilerek yemin etmesinin ve milletvekilliği görevine başlamasının sağlanması talep edildi.

Buna karşılık TBMM'nin resmî milletvekili sayfasında Can Atalay'ın kaydının yanında “Anayasaya göre milletvekilliğinin düşmesi - 30.01.2024” bilgisi bulunmaya devam ediyor.

Dolayısıyla 2026 itibarıyla bir tarafta 30 Ocak 2024 tarihli TBMM işlemi, diğer tarafta Anayasa Mahkemesinin daha sonra verdiği kararların hukuki sonuçlarına ilişkin süren uyuşmazlık bulunuyor.

Can Atalay tahliye edildi mi?

Can Atalay'ın durumuyla ilgili en fazla araştırılan konulardan biri cezaevinden çıkıp çıkmadığı. 2026 yılı itibarıyla Atalay'ın tahliye edildiğine ilişkin bir karar bulunmuyor.

TBMM'nin resmî öz geçmişinde de Atalay'ın 25 Nisan 2022 tarihinden bu yana Gezi davası nedeniyle Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu bilgisi yer alıyor.

2026 yılı içerisinde TBMM Genel Kurulunda yapılan konuşmalarda da Atalay'ın cezaevindeki durumunun devam ettiği ifade ediliyor.

Bu nedenle Can Atalay'ın Anayasa Mahkemesi kararlarının ardından serbest bırakıldığı veya milletvekili olarak TBMM'de göreve başladığı yönündeki bilgiler güncel durumla örtüşmüyor.

Can Atalay hangi partiden milletvekili seçildi?

Can Atalay, Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından 2023 genel seçimlerinde Hatay'dan milletvekili adayı gösterildi ve seçildi.

Hatay'ın 6 Şubat 2023 depremlerinde büyük yıkım yaşamasının ardından Atalay'ın adaylığı ve cezaevinden yürütülen seçim kampanyası da kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Seçilmesinin ardından tahliye talebi gündeme geldi ancak Atalay TBMM'de milletvekili yemini edemedi. Daha sonra 30 Ocak 2024'te Yargıtay kararının Genel Kurulda okunmasıyla milletvekilliğinin düştüğü açıklandı.

Can Atalay'ın son durumu ne?

2026 yılı itibarıyla Can Atalay'ın hukuki durumunda iki başlık öne çıkıyor. İlk olarak Atalay, Gezi davasında aldığı 18 yıllık hapis cezası kapsamında cezaevinde bulunmaya devam ediyor ve tahliye edilmiş değil.

İkinci başlık ise milletvekilliği statüsü. TBMM'nin mevcut resmî kaydında 30 Ocak 2024 tarihli milletvekilliğinin düşmesi işlemi bulunuyor. Buna karşılık Anayasa Mahkemesinin kararlarının bu işlem üzerindeki hukuki sonuçları konusunda başlayan tartışma sona ermiş değil.

2026'da TBMM Genel Kurulunda yapılan konuşmalar da konunun halen siyasi ve hukuki gündemde olduğunu gösteriyor. Muhalefet partileri Atalay'ın milletvekilliği görevine başlamasının sağlanmasını talep ederken mevcut Meclis kaydında milletvekilliğinin düşürüldüğü bilgisi korunuyor.

Dolayısıyla Can Atalay dosyası, Gezi davasındaki mahkûmiyetinin yanı sıra milletvekili seçilmesi, Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararları, Yargıtay'ın yaklaşımı ve TBMM'de gerçekleştirilen işlem nedeniyle Türkiye'nin en uzun süredir devam eden anayasal ve yargısal tartışmalarından biri olmayı sürdürüyor.

Muhabir: Haber Servisi