Araplar İbrahim in ve İsmail in kendi ataları olduğunu
biliyorlardı fakat onların yolunu çoktan
terk etmişlerdi . Şüphesiz toplumun sapma ve yanlış yöne kaymasında çıkarcı din (!) adamlarının, siyasi otoritenin , kahinlerin , kabile
reislerinin rolü büyüktü. Ortada bir misyon var ise elbette rolleri sabit
aktörlerde olacaktır . Bu çevreler kendi yerlerini korumak ya da belli bir
maddi/manevi çıkar sağlamak için işlerine gelmeyen yerleri hayatlarından
çıkarmışlardı.
Cahiliye aslında bir şirk toplumudur. Şirki temsil eden
çeşitli semboller vardır. Onlar,
geçmişte yaşamış ulu bir kişi öldüğünde hemen heykelini (putunu) dikip özel ve
dini merasimlerde bu putlara saygı ve tazimde bulunmaktaydılar. Bu ilk etapta
masum ve bilinçsizce yapılmış hareketler gibi görünse de aslında bu tazim ölen ulu kişinin manevi kişiliğine ,
ideolojisine , düşüncesine , yaşantısına olan bağlılığı temsil ediyordu. Onlar yalnızca ulu kişilerin mezarlarına ,
putlarına tapmıyor ( itaat ve hürmetlerini sunmuyor ) aynı zamanda peygamberlerin ya da tanınmış müminlerin
mezarlarına da tapıyorlardı. Hatta dilek ve isteklerini , dualarını ölmüş kişilerin ruhlarını aracı (şefaatçi)
koyarak , onlara yalvararak dile getirirlerdi.
Dünya da olduğu
gibi Arabistan da da cahiliye devrinde müşriklerin Allah a ortak koştukları
,ibadet ettikleri ve her konuda başvurdukları tanrılar üç çeşitti: Birincisi,
ruhsuz ve akılsız yaratıklar. ikincisi geçmişte yaşamış olan büyük şahsiyetler.
Üçüncüsü kendileri de sapık olan ve başkalarını doğru yoldan saptırmış olan
kişiler.... Mevdudi
Cahiliye bilimde ,dinde , düşüncede , akıl ve kavramlarda içine düşülen sapkınlıklar ve
aşırılıklardır bir başka deyişle .
Allah ın rızası yolunda bilim (aklın semerelerinin ) ve
dinin yol göstericiliği ise karanlık dehlizleri aydınlatan bir meşaledir oysa...
Aydınlık yol aklın yolu gibi birdir ve bu ne çelişki ne de ikilem kabul
eder.Cahiliye ise bir kara gecede aklın ve gönlün otobanından şarampole
yuvarlanmaktır .
Cahiliyenin hayata bakış açısında amansız bir kör nokta
vardır ki bu kör nokta , sorumsuzluk,
umursamazlık, şuursuzluk ,aşırılık olarak ortaya çıkmakta ve insanı kendi hücresine hapsetmektedir. İşte
bu gün kitle dediğimiz yığınların içine düştüğü durum da budur.
Cahiliye geçmişte kalmış değildir, cahiliyenin
uzantıları bu gün yaşadığımız toplumda
ve bütün dünyada devam etmekte ve genç dimağları karanlığa doğru çekmektedir.
Zira çağ değişse ve araçlar modernize olsa da cahiliyenin karakteri hep
aynıdır.