Türkiye 2014 yılında yüzde 2.9 büyüdü. Hükümete yakın
kişiler ve basın kuruluşları bunu küresel ekonomi tökezlerken büyük bir
başarı diye sunsa da, ekonominin kırmızı alarm verdiği, durgunluğa doğru
gidildiği gerçeği teyit oldu. Teselli olarak beklentinin yüzde 2.7 olduğu ve
beklentiyi aşan bir büyüme olduğu söylendi. Anca züğürt tesellisi olabilecek
bir gerekçe bu.
OVP deki yüzde 3.3 lük büyüme tahmini tutturulamadı.
Ancak asıl vahim nokta, Türkiye ekonomisinin büyüklüğünün dolar bazında yüzde
2.8 daralarak 800.1 milyar dolara gerilemesi oldu.
Yani, kişi başına düşen milli gelir 2014 yılında, 2013 e
göre düştü. Kişi başı milli gelir 2013 te 10 bin 828 dolardı, 2014 te ise 10
bin 404 dolara düştü. Yüzde 2.9 büyüyen Türkiye de vatandaş, bir senede 424
dolar fakirleşti. Büyüdükçe fakirleştik işin özeti.
Neden böyle oldu Uzmanlar, büyümenin beklentilerin
üzerinde gelmesinin stoklardaki artıştan geldiğini söylüyor. Yani stoğa
çalışılmış. Türkiye, yatırımlardaki artışa endeksli bir büyümeye ihtiyaç
duyarken, bu alanda bir daralma olduğu görülüyor. Üretmeden büyümüşüz.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de söylemişti; 2014
büyümesinde ihracatın etkisi olmasa büyüme sıfır olacaktı diye. Ve tabi iç
talebin büyümeye katkı vermediğini de Düşüşte olan sanayi üretimi verileri de,
ekonomik güven endeksi verileri de bu açıklamaları teyit ediyor zaten. Ekonomi
büyümüyor, iç piyasa durgunluğun kenarında geziniyor. Dışarıdan gelmesine
alışılan borç ve sıcak para akışı olmazsa çarklar hepten duracak gibi.
İşin kötüsü, 2015 in şimdiye kadarki verilerinin çok daha
vahim olması. İhracat düşüşte, dış ticaret daralıyor. Büyümeye dair şimdilik
bir umut yok. TÜİK ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı nın Geçici Dış Ticaret
verilerine göre ihracat Şubat ta geçen yıla göre yüzde 6 düşmüş, ithalattaki
düşüş de yüzde 7.2 olmuş.
Türkiye İhracatçılar Meclisi nin verilerine göre ise Mart
ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13.4 azalışla 11 milyar 229
milyon dolar, son 12 aylık ihracat ise 153 milyar 309 milyon dolar oluyor. 2014
büyümesinde ihracatın önemli bir etkisi olduğunu düşününce büyümenin de (iç
talebin katkısının hala olmadığı gerçeğini de hesaba katınca) dibe vurması
kaçınılmaz görünüyor.
Kriz lafını zikretmeyelim ama bu bariz kötü gidiş, daha
Amerikan Merkez Bankası Fed in gelişmekte olan ülkelerde merakla beklenen faiz
kararını almadığı bir atmosferde gerçekleşiyor. Bunu da hesaba katmak lazım.
Fed in faizleri arttırmasının, bizim gibi sıcak para ve borçla dönen
ekonomileri ciddi şekilde sallayacağını bilmeyen yok artık. Acaba günü
kurtarmaya yönelik tedbirler yerine ne gibi önlemler düşünülüyor bu duruma
karşı
Daha doğrusu, bu üretmeden büyüme modeli, gittiği yere
kadar devam mı ettirilecek Artık öyle bir atmosferdeyiz ki, Ekonomi Bakanı
2015 ilk çeyrek verilerinin eksi veya sıfır olmayacağını müjde diye veriyor.
Türk ekonomisi, yüzde 5 civarında büyümediğinde yerinde
saymaktan farksız bir yapıda. Bu rakam ne kadar düşerse o kadar kötü bizim
için. Yüzde 3 ün bile başarı diye gösterilmesine bir şey demiyoruz ama bari
sıhhatli olmayan, yani üretimsiz ve fakirleştiren büyümeye(!) aldanmayalım.
Buna büyüme denirse tabi!