SİZDEN katreler ararken günümüzde büyük İmam, her
seferinde umutsuzluk dağ gibi artmakta. Halifelerin ve devlet başkanlarının
yaptıkları görev tekliflerini ve hediyelerini reddetmiştiniz. Oysa bilmeleri
gerekirdi her armağan size hakaretti.
Emevi ve Abbasi halifelerinin, valilerin yaptıkları
haksızlıklara nasıl yüreklice karşı çıkmıştınız. Bedelini hapse atılarak,
işkence çekerek kimseleri kırmamaya özen gösteren zarif bedeniniz dövülerek,
duygusal yüreğiniz örselenerek ödemiştiniz.
Halife Mansur ne kadar uğraşmıştı Bağdat baş kadılığını
kabul etmeniz için, red ettiğinizde öfkesinden burnundan solumuş narin
bedeninizi ilkel bir hapishaneye attırmış, işkence ve dayaklarla bu görevi
kabul ettirebileceğini sanmıştı. Her halife değiştiğinde bu baş kadılık
meselesi gündeme gelmiş, red olunan makamın acısını çıkarmak için burnunuzdan
fitil fitil getirilmişti. Özgür ilmi çalışmalarınıza, hakkı söylemekten
alıkoyan bir engeldi sizin için yüksek makamlar.
Zira siz ilim meclisinizde devlet kadılarının verdiği
kararları eleştiriyor, kadıları ve devleti rahatsız ediyor, fetva vermekten
yasaklanıyordunuz her seferinde.
Devrin ulularını, güç sahiplerini o kadar rahatsız
ettiğiniz ki, ölümünüz bile yatağınızda huzur içerisinde olmadı. Hapiste zehirlenerek
mahpus damından ancak ölerek kurtulduğunuzu yazmaktalar. Bir kısım yazar da,
derin işkencelerden sonra sağlığınız bozulmuş sizi hapisten çıkardıklarından
kısa süre sonra vefat ettiğinizi anlatmaktalar.
Bağdat bombalanırken elleri kırılasıcaların bir güllesi
Azamiye deki mezarınıza düşmesin diye ne kadar endişelendim, hoş her devrin güç
sahiplerinin didişmeleri hiç bitmedi ki, yine bir kargaşa, savaş, patlamalar
arasındasınız hala nazlı Bağdat, halk ve siz.
Nasıl saygındır fikirleriniz; zalim yöneticiye direnmenin
gerekli olduğu fakat bu zalimin yerine salihin geleceğine dair bir garantinin
olmasını savunmuş ve iki Emevi dönemi isyanına destek vermiştiniz. Zeyd bin Ali
halifeye karşı ayaklandığında, Zeyd i öğütleriniz ve malınızla
desteklemiştiniz. Zeyd in birlikte ayaklanma teklifine ise, halifeliğin onun
hakkı olduğunu ama atası Hz. Hüseyin gibi insanların onu yalnız ve yardımsız
bırakacaklarını, Kûfe halkına güvenmediğinizi, malınızla desteklediğinizi
bildirmiştiniz. Hazırlıkları yetersiz görmüştünüz, Hz. Ali yi yardımsız
bırakanların ruh durumundan emindiniz, dediğiniz gibi de çıktı Zeyd de oğlu da
öldürüldü. Hz. Hasan ın torunlarının ayaklanmasına, öyle bir destek çıktınız
ki, elli kez hac yapmaktan daha üstün fetvasını verdiniz. Derslerinizde Emevi
olsun Abbasi olsun halifelerin zulümlerini, yanlışlarını, haksızlıklarını
eleştirdiniz, isyancılara destek verdiniz.
Onca ilim meclisiniz, öğrencileriniz, dersleriniz,
hükümleriniz, eserleriniz ama ille de muhalifliğiniz büyük İmam.
Size Ebu Hanife
denmesinin sebebi, Hanife diye bir kızınız yoktu, bir tür divit ismi idi
Hanife, yanınızda sürekli divit taşıdığınız için, çok divit taşıyan anlamını
veren Ebu Hanife diye anıldınız. Gelin görün ki sene yedi yüzlü yıllar, kalem
yerine hokka ve divitlerin kullanıldığı bir zaman diliminde insanların koynunda
ekmek taşıdığı bir devirde siz divit taşıdınız, her an ilimle meşgul
olduğunuzdan seyahatlerinizde ya da günlük yaşamınızda bir şeyler yazıp
okuyabilmek için. Bugünse büyük İmam, insanlar milyonlarca kitap, kalem, kâğıt
arasında olabildiğince uzak durmaktalar bu kutsal malzemelere. 18 yıl fıkıh
(hukuk) dersi almanız, kıraat, akaid, kelam, hadis ve cedel ilmine aşkla
bağlılığınız, dört bin dolayında öğrenci yetiştirişiniz. Hele kendi
kazancınızdan korkunuz, titizlikle hesaplayıp yoksullara dağıtışınız,
cömertliğiniz. İyiliğin büyük bir ibadet olduğuna inanışınız, sizi öylesine
farklı kıldı ki. Bütün divitlerin, kalemlerin, kâğıtların, kitapların babası
büyük imam; dünyayı şahsiyetinizle aydınlattıktan sonra nasıl aranmaktasınız şu
iyice karanlıklara boğulan yoz çağda.