GEÇTİĞİMİZ hafta Cuma namazından sonra cemaatten

birbirimize aşina olduğumuz bir bey amcayla sohbete başladık. Her gün bir

fidanımızı toprağa veriyoruz, her yeni güne, acaba bugün nerede şehit verdik

diye uyanıyoruz. Evlat ne olacak bu memleketin hali diye söze başladı bey

amca. Ben de dilimin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalıştım. Türk ve Kürt

halklarının birbirlerine nasıl muhtaç olduğunu, bu iki halkın bin yıldır nasıl

kardeş olduğunu, ayrışmaları halinde Allah muhafaza ikisinin de tarihten

silinme tehlikesi ile karşı karşıya olduklarını söyledim.

Bey amcanın yaşı ilerlediği için ve az da olsa işitme

problemleri yaşadığı için biraz yüksek sesle konuşmuş olmalıyım ki, camii

avlusundaki çay bahçesinde oturanlar da yavaş yavaş sözlerimize kulak

kabartmaya başladılar. Birkaç dakikalık konuşmanın ardından, çevremizde bizi

dinleyenlerden orta yaşlı biri yanımıza geldi ve Allah senden razı olsun

diyerek araya girdi. Adının Muhammed olduğunu, şivesinden de anlaşılacağı gibi

kendisinin de Kürt kökenli olduğunu ve hem evlatlarını fitneden korumak, hem de

geçimini sağlamak amacıyla köyünden kalkıp Türkiye nin batısına göç etmek

zorunda kaldığını söyledi. PKK nın hem Türklerin, hem de Kürtlerin en büyük

düşmanı olduğunu da sözlerine ekledi.

Muhammed abi haklıydı. PKK hem Müslüman Kürt halkının,

hem de Müslüman Türk halkının düşmanıydı. Et ve tırnak gibi kenetlenen bu iki

halkı ayrıştırmak amacıyla yaklaşık 30 yıl evvel kurulan ve dış güçlerin taşeronu

olan bir örgüttü. İşin aslı, Mavi Marmara gemisine baskın yapan İsrail

ordusundaki Şayetet 13 adlı Siyonist çetenin amacı neyse, PKK nın da amacı

oydu. Ya da İslam coğrafyasına kan kusturan Amerikan deniz piyadeleri hangi

görevi üstlenmişse, PKK lı teröristler de aynı görevi üstlenmişti.

Peki, bu günlere nasıl gelinmişti Siyonizm in amaçlarına

hizmet eden kökü dışarıda bir örgütün siyasi temsilcileri, nasıl oluyordu da

Müslüman Kürt halkından böylesine büyük destekler bulabiliyordu Bin yıllık

inancımızla hiçbir ilgisi olmayan, hatta ve hatta en kutsal değerlerimizle alay

eden bu sapkın düşüncenin takipçileri, nasıl oluyordu da bütün bir Kürt

halkının temsilcisiymiş gibi hareket edebiliyorlardı Müslüman Kürt halkını

kimler PKK nın insafına terk etmişti Yazdığı kitaplarda Allah a dahi

hakaretler eden bir adam, nasıl oluyordu da dindar Kürt halkının önderiymiş

gibi muhatap alınabiliyordu

Yakıcı sorular sorduğumuzun farkındayız, doğru cevapları

verebilmek için kahredici gerçeklerle yüzleşmek zorunda olduğumuzun da

farkındayız. Fakat hastalığı doğru teşhis edip, tedavinin de doğru yapılmasını

istiyoruz. 

NASIL BU HALE GELDİK

KUR AN LA büyüyüp Kur an la yaşadığını söyleyen,

Müslümanlık iddiası sayesinde halkından büyük destekler bulan bir iktidarın on

üç yıllık bakiyesi bu olmamalıydı. On üç yılın ardından söz konusu örgütün

temsilcileri, ülke siyasetimizin en önemli aktörlerinden biri haline

getirilmemeliydi. Kürt sorununu çözeceğiz, anaların ağlamasını engelleyeceğiz

gibi efsunlu sözlerle başlatılan sürecin sonunda, çok daha büyük belalarla

yüzleşmek zorunda kalınmamalıydı.

Kat kat büyütülen bu bela ile yeniden yüzleşildi, çünkü

birçok sorunumuzda olduğu gibi, bu sorunumuzda da hiçbir sahici çözüm

üretilemedi. İslam kardeşliği gerektiği gibi vurgulanamadı. Bu iki halkın

birbirine nasıl muhtaç olduğu ve ayrışmaları halinde nasıl tarih sahnesinden

silinecekleri, hiçbir ırk ayrımı yapmadan milletimizin tamamına anlatılamadı.

Geçtiğimiz asırda emperyalist güçler tarafından çizilen sınır operasyonunun bir

benzerinin bugün de yapılmak istendiği görülemedi. Bırakın Türkiye içindeki

ırka ve bölgeye dayanan yeni sınırları, İslam ülkeleri arasındaki mevcut

sınırların bile suni olduğu ve bu sözde sınırların bizim zihnimizde asla

yerinin olmadığı ispat edilemedi.

Hem Türk, hem de Kürt gençliğine yönelik kardeşlik

şuurunu aşılayan, ahlak ve maneviyat öğretisini kalplere nakşeden bir anlayış

geliştirilemedi. Bunları yapmak yerine, Kürtçe eğlence programları yayınlayan

televizyonlar kurmakla sorunun çözüleceği sanıldı. Müslüman Kürt ve Türk

halklarının gerçek âkil adamlarıyla, hakiki çözüme yönelik istişareler yapmak

yerine, magazin gündeminden fırlayan medyatik figürlerle günü kurtarmanın

derdine düşüldü. Ve belki de en önemlisi, PKK adlı taşeron örgütün 30 yıllık

hamisi olan Amerikan yönetimiyle, gizli mutabakatlar sağlandı, atılan her

adımın Amerikalılarla birlikte atıldığı, sanki çok doğru bir hamleymiş gibi

gururla anlatıldı. Bütün bunların sonucunda da, işte bugünkü gibi katmerli

belâlar ile yüzleşmek kaçınılmaz oldu.

PEKÂLÂ, BU BELAYI NASIL ATLATACAĞIZ

ÖNCELİKLE zararın neresinden dönülürse kârdır anlayışına

sahip olacağız. Ülkemizi ve milletimizi bölmek isteyen şer odaklarının şeytani

planlarını seyretmekle yetinmeyeceğiz. On üç yıldır sorunlarımızı çözüyormuş

gibi davrananları bir kenara bırakacağız ve her birimiz hakiki anlamda âkil

insan olacağız.

En başta ilahi emir gereği selâmı yaygınlaştıracağız.

Komşumuza selam vereceğiz, tanıdığımıza selam vereceğiz, tanımadığımıza selam

vereceğiz. Selam vererek birbirimizden emin olduğumuzu kanıtlayacağız.

Başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere bütün bölgelerimizde

yeniden milli bir seferberlik başlatacağız. Girilmedik tek bir köy, çalınmadık

tek bir kapı bırakmayarak milletimize yeniden kardeşlik şuurunu aşılayacağız.

Her mahallede ve her sokakta ev sohbetleri yapacağız. Bu

sohbetlerde birbirimize nasıl muhtaç olduğumuzu vurgulayacağız, birbirimize

sımsıkı sarılacağız.

Hepimizin Hazreti Âdem in evlatları olduğumuzu

unutmayacağız. Ensar la Muhacir i kardeş yapan, Evs ve Hazreç kabileleri

arasındaki anlaşmazlıkları bir çırpıda çözen Efendimiz Aleyhisselatü

Vesselamdan ilham alacağız.

İslam kardeşliğinin, kan kardeşliğinden çok daha öte

olduğunu bileceğiz. Kardeşimizi seveceğiz, kardeşimize yardım edeceğiz.

İhtiyarları seveceğiz, çocukları seveceğiz, gençlerle arkadaş olacağız.

Vatanımızı seveceğiz, fırkalara ayrılmayacağız.

Irkımızı yüceltmeyeceğiz, tam tersine kaynaşma sebebi

sayacağız. Bol bol sadaka vereceğiz, çünkü sadaka belâları def eder. İsteyeni

geri çevirmeyeceğiz. Talebeye destek olacağız, servet biriktirmeyeceğiz. İhmal

ettiğimiz dostlarımızı arayacağız, görüşmediklerimizle görüşeceğiz.  Suratımızı asmayacağız, insanlara

gülümseyeceğiz. Dargınlıkları uzatmayacağız, küskünleri barıştıracağız.

Kardeşimize dua edeceğiz, kardeşimizden dua isteyeceğiz.

Fitnelerden korunacağız, aksiliklere sabredeceğiz,

bilgelere kulak vereceğiz. Zulme rıza göstermeyeceğiz, dilsiz şeytan

olmayacağız, zalimlere meyletmeyeceğiz.

İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden helâk

olmamamız için Rabbimize yakaracağız ve Allah ın izniyle bu milleti size

böldürtmeyeceğiz!