Ülkemizin bölünmesi kaçınılmaz mı?
İktidar ve muhalefet sözcülerinin açıklamalarına bakılırsa bu sorunun cevabı, “Evet kaçınılmazdan” başka bir şey değil!
Allah muhafaza etsin!
Ama iktidar ve muhalefet sözcüleri birbirlerine zıt o kadar çok şey söylüyorlar ki!Her iki kesimin ağzından “ülke bölünür tehdidi” düşmüyor!
İktidara göre başkanlık sistemi gelmezse ülke bölünme riski ile karşı karşıya!
Muhalefete göreyse başkanlık sistemi gelecek olursa ülke bölünecek!
İşi bu kadar keskin çizgilere dillendirmek doğru mu?
Daha mutedil, daha toleranslı söylemler kullanılamaz mı?
Niye böyle, “Dediğimiz olmazsa bölünürüz” gibisinden bir tehdit yolu seçiliyor? Bugüne kadar çok anlatmışızdır ama yeri geldiği için bir kez daha anlatalım:
Adamın birinin iki kızı varmış!
Kızlarından birini çiftçiye vermiş!
Diğerini de çömlekçiye!
Aradan uzunca sayılabilecek bir süre geçince, “Kızlarımın durumu nasıl” diye ziyaretlerine gitmiş!
Çiftçiye verdiği kız babasına, “Baba tarlamızı ektik yağmur bekliyoruz yağmazsa anamız ağlayacak” diye içinde bulundukları ruh halini açıklamış!
Adamcağız daha sonra çömlekçiye verdiği kızına da uğramış!
O da, “Babacığım çömlekleri yaptık güneşin altına serdik bir yağmur yağarsa anamız ağlar” diye konuşmuş!
Adam evine döndüğünde karısı kızlarının halini sormuş!
Adam, “Kızların durumu iyi olmasına iyi de her halükârda sen ağlayacaksın” diye durumu özetlemiş!
İktidar ile muhalefetin “başkanlık sistemine” yaklaşımları bize bu hikâyeyi hatırlatıyor!
Gelse de bölüneceğiz, gelmese de bölüneceğiz! Yani anamız ağlayacak!
Acaba iktidar ve muhalefet sözcüleri şu bölünme sözcüğünü kullanmadan cümle kuramazlar mı?
Başkanlık sistemine bu kadar çok önem atfetmek ne derece doğrudur?
Birçok faydası da olabilir! Pek çok zararı da! Ama “bölünmelere neden olur” diye gözlerde bu kadar çok büyütülmemesi gerekir!