Denilir ki:
Yarım doktor insanı candan, yarım imam dinden eder!
Bu gerçeği dile getirdikten sonra ekonomiye dönelim:
Ve soralım: Ekonominin kurallarına uyulmazsa ne olur?
Ne olacak iktidardan olunur!
İktidar sözcüleri izledikleri ekonomik politikaları öve öve bitiremiyorlar.
En doğru, en güzel, en gerçekçi kararları aldıklarını iddia ediyorlar. Ama ekonomi geri geri gitmeyi sürdürüyor.
Demek ki alınan ekonomik kararlarda bir sıkıntı var.
Ekonomiye yön veren kararların alınmasında büyük etkileri olan kişilerin bu durum karşısında bir özeleştiri yapıp “biz nerede hata yapıyoruz” diye araştırmaları gerekirken böylesine olumlu bir hava hiç estirilmiyor.
Hep alınan kararların doğruluğu ve buna karşı çıkanların ne kadar yanlış yaptığı anlatılıyor.
Hâl böyle olunca da ekonomi yönetiminin kulak verdikleri kişilerin durumu önemli bir sorun oluyor.
“Ekonominin kuralları” dememiz bu yüzden.
Her şeyin “tepetaklak” olduğu bir dönemden “mükemmel” diye söz edilmesi, klasik ekonomi kurallarının yırtılıp atıldığının ilanı ve tarih yazıldığının iddia edilmesi elbette “onaylanacak gibi” değil!
Endişelerimizin temel kaynağını bu hâl oluşturuyor.
Asıl endişe kaynağımızı da ekonomi yönetiminin bu tür tavsiyelere kulak vermesi oluşturuyor.
Yarım yamalak bilgileriyle ekonomiye yön veren yandaş ekonomistler kendilerine öyle bir hava veriyorlar ki ne söyleseler hüsn-ü kabul göreceğini ve hemen doğru olarak kabul edileceğini sanıyorlar.
Ancak bu sanma karşılıksız kalmıyor.
Bunun karşılığının ağır bir fatura olarak iktidara kesilmesi kaçınılmaz oluyor.
Nasıl yarım doktor candan, yarım imam dinden ediyorsa yarım yamalak bilgileri ile ekonomik yanlışlara alkış tutanlar da iktidarın adeta kuyusunu kazıyor.
Zira bugüne kadar iktidarı her şart ve ahval karşısında savunanlar bile artık iktidarı sorguluyor ve “ne olacak halimiz” sorusunu soruyorlar.
Yani iktidar ile seçmenler arasında oldukça ciddi bir güven bunalımı yaşanmaya başlıyor.
Biliyoruz ki iktidarların başına en büyük dert de hep bu güven bunalımı yüzünden açılıyor.