Gençliğimizde, “Bir millet uyanıyor” türünden çok hamaset cümleleri dinlemiştik.
Halimize baktığımızda bugünkü durumumuzu başlıktaki gibi, “Bir millet dönüşüyor” şeklinde telaffuz etmemiz gerektiğini görmekteyiz.
Rahmetli Turgut Özal ANAP döneminde bu dönüşmeyi, “Transformasyon” şeklinde ifade ediyordu ama o daha ziyade ekonomik dönüşümü kastederdi. Bugün gelinen noktada hem ekonomi, hem siyaset, hem sosyal yaşantı, hem ahlâk, hem dini hayat, hem de aile hayatı dönüştürülüyor. Bu dönüştürme çabaları toplumumuzu Batı’ya hazırlama bahanesi ile yapılıyorsa da, kraldan çok kralcılar bu seviyeyi de aşan bir şekilde dönüştürüyorlar toplumumuzu.
Bir yandan kirli medya senaryoları, bir yandan beleşten servet sahibi olma heveslerini kamçılayan iktidar hırsı ve imkânları, bir yandan kanun ve kuralların bilinçli olarak bu dönüşümü hızlandırıp özendirmesini doğuracak şekilde değiştirilmesi, bir yandan bazı “hoca efendilerin” dini fetvalarının gerek maksatlı olması, gerekse istismara müsait şekilde tefsir edilerek hayata tatbik edilmesi, toplumumuzu dönüştürmenin basamakları olmaktadır.
Örnekler sıralayalım:
Öteden beri peygamber mesleği diye tanımladığımız “siyaset kurumu” içine katılan yalan dolan, aldatmaca, iftira, kendi gibi düşünmeyenleri düşman gibi lanse etme, söylemlerin eylemlere dönüşmesi şöyle dursun tam tersi icraatların yapılması, olmayanların olmuş, olmuşların da olmamış gibi gösterilmeye çalışılması artık bir peygamber mesleği değil, adi bir politika cambazlığı gibi algılanmaya ve normal karşılanmaya başlanmıştır. Bunun neticesinde toplumumuzun ekseriyeti, kazanmaya giden yolda her şey meşrudur anlayışına getirilmiştir. Bu dönüşüm toplumumuzun sadece siyaseten “anlayış kirlenmesine” değil, kendi aralarında da yalan dolanın, iftiranın geçerli akçe haline gelmesine sebep olmakta, dönüşüm hızlanmaktadır.
Dönüştürülmeden önce bu toplumun ekseriyeti “evine helal lokma götürme” derdindeydi. Ama şimdi baktığımızda “kazan da nereden kazanırsan kazan” anlayışına getirilmiştir. Rüşvet, irtikâp, vurgun, devlet malına el uzatma, kumardan kazanma hırsı, iddihar, kolaydan köşe dönücülük, stokçuluk, riba gibi gayr-i meşru yollar meşru görülmeye başlanmıştır. Bu dönüştürülme değil de nedir?
Toplumuzu, gıdalarını kirleterek dönüştürme çabaları, bunu yapanların yönetimin kilit noktalarına getirilerek salahiyetler verilmesi, tağşişçilerin baş tacı edilmesi, yapılan denetimlerde büyük büyük firmaların zararlı katkılı, haram katkılı gıdaları piyasalara sürdüğünün tespit edilmesi, verilen cezaların caydırıcılıktan uzak olması, haram gıdaların sofralarımıza gelebilme ihtimalinin oldukça artması, toplumumuzu içeriden dönüştürme çabalarının şahikaya çıktığını gösteriyor.
Yerimiz müsait olsaydı diğer dönüştürme çabalarını da yazardık. Birkaç başlık verelim:
Kardeşliğin yerini düşmanlığa bırakması.
İbadetlerin Allah rızasından çok gösteriş ve birilerinin gözüne girmek için yapılmaya başlanması.
Servetlere “enflasyon kadarından bişeycik olmaz” fetvasıyla faiz katılması.
Zina, utanç verici fiiller, kumar ve benzerlerinin “kanun bile göz yumuyor, hatta devlet himaye ediyor” anlayışı ile yaygınlaştırılması.
Haberlere ve iletişim içeriklerine “yalan, iftira ve asparagas” katılması ile güvenin zedelenmesi.
Ahlaksızlıkların medyada deşifre edilerek örnekleştirilmesi.
Bölüşüm adaletsizliğinin gittikçe derinleşmesi.
Adalet mekanizması ile hoyratça oynamak.
Aileyi temelinden çatlatan ve feminen bakışla hazırlanan kanun ve mevzuatın yürürlüğe konulması, ısrar ve inatla yürütülmesi.
Sanayi, tarım ve hayvancılık kesimindeki gerilemelere paralel olarak büyük bir işsizler ordusunun oluşması.
Ve daha başka dönüştürme metotları bu topluma uygulanıyor.
Toplumu yıkacak olan bu dönüşüm metotlarını ısrar ve inatla uygulamaya devam edenleri hâlâ “iyi niyetli ama yanılgı içinde” diye mi vasıflandıracağız?
Buyurun siz karar verin!
HAYAT DÜSTURU
Hayat düsturumuzda yoksa Hak,
Batıl hayatımızı bozar muhakkak!