Huzur ve mutluluğun mucitleri bilim adamları değildir. Bilim adamları, sanatkârlar huzurun tanımını yapabilirler ancak bunun ötesine geçemezler. Çünkü bu kavramlar dünya kökenli değildir, dolayısıyla dışarıda değil insanın iç dünyasında üretilmektedir. Bütün insanlar huzurun peşinde koşuyor ama huzur sadece iyilerin gönlünde yaşayabiliyor. Çünkü gerçek huzur ve kalıcı mutluluğun beslendiği kaynak hakikattir, geçici heva ve hevesler değildir.

Kalıcı bir mutluluk laboratuvarlarda üretilemez, deneyler sonucu elde edilemez, para ve mevki ile kazanılamaz. Mutluluk, erdem ve faziletlerle hayat bulur ve yeşerir. Filozoflar, şairler, yazarlar mutluluk üzerine şiirler yazar, methiyeler düzer, hedefler koyar ve özlemlerini her fırsatta dile getirirler. Ama mutluluk seçimini iyilik ve erdemlerden yana koyar.

Gandhi mutluluğu “ne düşündüğün, ne söylediğin, ne yaptığının bir harmonisidir” diye tanımlamıştır. Aristo’ya göre insan yaşamının yegâne hedefi mutluluğa ulaşmaktır. Ama mutluluğun peşinde koşan birçok insan hayallerine ulaşamadan veda edip gitmiştir.

Mevlana ise mutluluğun özetini şu sözleri ile yapmış, yön göstermiştir: “Mutluluk gidilen yolun üzerindedir yolun sonunda değil. Yolun sonunda olsa ona varıldığında yol bitmiş ve vakit geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise bugündür yarın değil”

Aile terapistleri, son günlerde ailede mutluluğu nasıl tesis edebiliriz sorusunu ele alıp bu konuda çeşitli alternatifler üretiyorlar. Fakat aile fertleri aynı çatı altında mutluluğu üretemedikleri gibi kendilerini bu noktaya götürecek bir yol da bulamıyorlar. Suni ortamlarda üretilen mutluluk aileye fayda getirmiyor. Ve insanlar mutluluk aramaya devam ediyorlar.

Peki, ne yapılabilir Gerçek mutluluk ve huzur imandan beslenir. Aile bireyleri öncelikle bu noktada birleşmeli ve hayata bu pencereden bakabilmelidirler. Hayata iman penceresinden bakabilen kişinin mutluluğunun önündeki bütün engeller ortadan kalkar.

Anne baba çocuklarını İslam üzere yetiştirebilmek için çaba göstermelidirler. Allah için yapılan her iş mutluluk ve huzur hazinemize akacak bir birikimdir. Kendisiyle ve çevresindeki kimselerle ilişkilerinde Allah’ın rızasını gözeten insan gerçek mutluluğa ulaşır. Çünkü hayatındaki bütün çelişkileri ortadan kaldırmakta ve acıyı sabırla savmaktadır.

Her insan mutluluğu hak ettiğini düşünür fakat mutluluk sadece iyilerin mekânına uğrar ve onların hayatlarında yeşerir. O yüzden kötülerin dünyada ya da ahirette mutlu olması mümkün değildir.