Çarpık dönemin çarpık insanlarının yoğun olduğu bir

dönemi yaşıyoruz. Reklâm ve medya aracılığı ile iyice afişe edilerek. İnsanlar

gerilimli bir hayatı yoğun yaşasın diye. Bütünüyle gerilimli bir hayatın

içindeyiz zaten. Nedense bazı şeyler gündemin önüne çıkarılıyor ve ısrarla

gündemde tutuluyor.

Bir yıldır gerilimin en yoğun dönemi. Her gün onlarca

ölen insan var. Seri katiller insan kıyıyor durmadan. Bir Kürt yönetici ve

yetkilinin açıklamasına göre sadece Kürt militanlardan ölenlerin sayısı 7 bini

geçmiş. Bin de asker, polis, sivil ve korucunun öldüğü biliniyor.

Seri katilin öldürdüğü kişi topu topu üç kişi. Bunu

küçümsemek için söylemiyoruz. Zaten vahşi bir durum. Diyelim ki bu sayı beş

olsun. Bu kadar insan ölürken, toplumun bütün kesimlerinin bu taraf o taraf

demeden neden bu kadar yoğun olamıyor. Neden dikkatler sadece bu bir tek kişiye

günlerce odaklanıyor ve neden gündem onun etrafında dönüyor. Seri katilin

yakalanışındaki tuhaflık, kahramanlık gösterileri, sevinç çığlıkları insanı

şaşırtacak bir boyutta. Bir ülke insanı nedense bir tek ona kilitlenmiş gibi.

Şimdi katil yakalandı ve kodeste. Onunla ilgili de birkaç

gün yorum ve öfke patlamaları yer yer belirecek. Ve seri katil parlayışı birkaç

gün içinde bitti, bitecek gibi. Ya sonrası Zaten çok uzun sürmesi beklenemez.

Doğaldır.

Son zamanlarda yaşanan patlamalardan her birinde

ölenlerin sayısı onları geçerken ve kentler yerle bir olurken, yuvalar

yıkılırken böylesi basit bir oyun neden bu kadar gündem oluşturabiliyor

Güvenlik görevlilerin selfileri, heyecanları bile bu kadar dikkat çekiyor. Oysa

olayların büyüğü bütün bölgeyi kuşatmış. Soluk alınamayacak kadar da yoğun.

Canlar yanıyor. Yüz binleri buluyor. Bu büyük yıkımın yıllarca acısı

sönmeyecek.

Büyük oyunu küçük çalımlarla örtmeye çabalıyoruz. Sanki

bu gibi hamleler bütün bu büyük olayı ört bas edecek ve susturacakmış gibi.

Milli takım Avrupa futbol şampiyonasına iyi bir başlangıç

yapamadı. Gündemi etkileyecek bir hava yok ortada. Futbolcu transferleri de heyecan

vermiyor. Yalancıların mumları bu kadar yanabiliyor.

Almanya nın Ermeni yasa tasarısını kabulünün etkisi de

ancak birkaç gün sürdü ve çabuk söndü. Alman mallarını protesto etme

kampanyaları da tutmadı. Birkaç höykürme ve boş avazlar ile kaldı.

Siyaset ve gerilim korkunç boyutta ama söz konusu insan

ölümlerini örtbas edecek kıvamda değil. Olsa bile durumlar giderek

şahsileşiyor. Bunlar da ölümleri ve katliamları bir türlü gölgeleyemiyor.

Muhalefet ile gerilimler de dozunu kaçırsa bile

kanıksanmış karşılıklı salvolar ile geçti. Geçmeye de devam edecek.

Büyük olayı dar dünyamız içinde yorumlamaya ve çözüm

aramaya bakıyoruz. Büyük oyunu ve büyük oyuncuları görmezden geliyoruz.

İslâm milleti millet ve ümmet bilinci içinde olmadıkça

sorunların üstesinden gelemez. Basit, sıradan ipe sapa gelmez durumlarla

avunuyoruz. Bununla tatmin oluyoruz. Asıl büyük yıkımı görmezden geliyoruz.

Fransa Suriye içinde üs kuruyor. Rusya bir başka bölgede

üs kurdu. Ermeni soykırım yasasını geçiren Almanya ya İncirlik te üs verdik.

Bölge Amerika ile İsrail in kontrolünde. Elimiz kolumuz bağlı. Biz ise nelerle

uğraşıyoruz, nelerle!..

Not: Sevgili okurlarım; geçen 8 Haziran 2016 günü, öğle

saat 14,00 sularında aniden dilim tutuldu konuşamaz oldum. Hastaneye

kaldırıldım. Beyne giden kılcal damarlara pıhtı atmış. 24 saat konuşamadım.

Yapılan müdahaleler sonucu çok şükür atlattık şimdilik. Çok az bir belirti var,

hemen hiç belli olmuyor gibi. Beni arayan, yazan, ilgilenen tüm dostlarıma çok

teşekkür ediyorum. Duaları ve sevgileri için. 13 Haziran 2016 günü taburcu

oldum.