Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c) a hamd

ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve

sahabelerine olsun.

Allah a sadık olmak, peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği

hak ve adalet ölçülerine sarılmak ve yeryüzünde adil bir düzenin kurulması

için mücadele etmektir. Allah a sadık olmak, indirdiği kitaba uymak ve İslam ca

düşünüp yaşamaktır. Allah a sadık olmak, gönderdiği peygamberin yolundan

yürümektir. FURKAN 1-2: Âlemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammed e Furkan ı

indiren, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan, hiç çocuk

edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmayan, her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve

mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir. Allah a sadık olmak, rızası

olan İslam a Din ve Düzen olarak bağlanmaktır. İslam, Allah ın hak düzenidir.

Bu hak düzenden başka, insanın dünya ve ahiret saadetini temin edecek başka bir

düzen de yoktur. İslam coğrafyası da dâhil bütün insanlık, Allah ın Hak Düzeninden

mahrum bir hayat yaşmaktadır. Yaşanılan bu karanlık hayat, bütün insanlığı

tehdit etmekte ve helak olmaya sürüklemektedir. İnsanlık, İslam ın hakkı üstün

tutan adil düzenine dönmeden içinde bulunduğu zelil durumdan kurtulması

mümkün değildir. İnsanlık ya Adil Düzene dönecek, ya da yok olup gidecektir.

Bu Allah ın değişmez kanunudur. Peygamberimiz buyuruyor: Helak edici olan yedi

şeyden çekininiz. Bunun üzerine sahabeler: Ey Allah ın Resulü, bu yedi şey

nedir diye sordular. Peygamberimiz: Allah a şirk koşmak, sihir, Allah ın

haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak,

suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmaktır (Buhari Müslim)

cevabını vermiştir. Şirk; Allah ın varlığını ve ilahlığını kabul etmekle

birlikte, onun ilahlığına ortak rabler edinmek, gösterdiği hak din ve düzenin

yerine başka din ve düzenler edinmektir. Şirk, bir yerde Allah ın ilahlığını

eksik görüp bu eksikliği akide ve düzen olarak tamamlama yoluna gitmektir ki

bu haddi aşmaktır. ENBİYA 22: Eğer yerde ve gökte Allah tan başka ilahlar

bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki

Arş ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan

münezzehtir.  Allah birdir ve İslam onun bildirdiği din ve düzen olarak

tek hak din ve düzendir. Şirk, bir yerde Allah ve Resulüne savaş açmaktır ve bu

savaşı açanlara uygulanacak ceza ise bellidir. MAİDE 33: Allah ve Resulüne

karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak

ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama

kesilmesi yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki

perişanlıklarıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır. Bu ayet meali,

insanlığın tabi olacağı barış düzenine karşı savaş açmış terörist faaliyetlere

karşı alınacak tedbirleri de önümüze koymaktadır. Bu da gösteriyor ki

Siyonizm in ve haçlı batının din ve düzeni esas alınarak terör çözülemez ve

saadet bulunamaz. Sihirli sözlerle insanları batıl yollara yönlendirmek,

Allah ın haram kıldığı cana kıymak, faiz ve yetim malı yemek, içki, kumar,

haram gıdalarla beslenmek, materyalist eğitim, israf ve benzeri kötülükleri

işlemek bir toplumu helak olmaya götürür. Faiz, Allah ve resulüne karşı savaş

açmaktır. Ülkemizde yürütülen faizci kölelik düzeni Allah ve Resulünün

getirdiği helal ve haram düzenine karşı açılmış bir savaştır. YUNUS 27:

Kötülük yapanlara gelince, kötülüğün cezası misli iledir. Onları zillet

kaplayacaktır. Onları Allah a karşı koruyacak hiç kimse yoktur. Onların yüzleri

sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. İşte onlar da cehennem ehlidir.

Onlar orada ebedi kalacaklardır. Bu açık belgeye rağmen Adil Düzen yolunu

bulup Allah a sadık bir iktidar ile bütün insanlığın saadeti için

çalışmayanlara mutlaka zillet damgası vurulacaktır.

İZZET VE ŞEREF

İslam dünyası ve Osmanlı nın mirasçısı olan Türkiye için

batılılaşma tercihi, bir izzet ve şeref elde etme yolu olamaz. Çünkü Batılaşma,

özü itibariyle hakka değil batıla yönelmektir.

NİSA 139: Müminleri bırakıp da kâfirleri veli (dost ve

yönetici) edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar

Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah a aittir. Eğer biz Allah ın kulları

olarak saadet içinde yaşamak istiyorsak, bunun tek çaresi İslam dır. FATIR 10:

Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah ındır. Güzel söz O na yükselir,

salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler var ya; işte

onlar için ağır bir azap vardır. Ayrıca onların tasarladıkları düzenler de boşa

çıkar. Kur an, gerçek izzetin Allah a sadık bir iktidar ile elde

edilebileceğini müjdeliyor. Bizler böyle bir iktidara nasıl ulaşabiliriz Bu

sorunun tek doğru cevabı MİLLİ GÖRÜŞ iledir. Çünkü Milli Görüşün ana hedefi;

aziz milletimizin bütün kesimleriyle saadet bulmasıdır. Bu yüzden ülkemizin ve

milletimizin maddi ve manevi kalkınması ancak, Milli Görüş ün tek temsilcisi

Saadet Partisi iktidarı ile gerçekleşebilir. Milli Görüş ten ayrılıp AK Parti

çatısı altında toplanan kadroların on dört yıllık iktidarlarında milletimizin

maddi ve manevi kalkınmasını sağlayamamaları şahıslarından değil, gittikleri

yanlış yoldandır. Gittikleri yol işbirlikçilik ve Batı taklitçiliği yoludur. Bu

yoldan hayır gelmez.

Türkiye nin kurtuluşu ancak MİLLİ GÖRÜŞ ÜN yani SAADET

PARTİSİ NİN tek başına iktidarındadır. Bunu sağlamak ise çok kolay bir şeydir.

Millet olarak inanarak inadına SAADET dediğimiz gün kurtuluşumuz olacaktır.

Huzur, barış, kardeşlik, insan hakları, refah, izzet, şeref ve onur batıcılıkla

değil ancak Milli Görüş ile kazanılır. SAADET iktidarı, mazlumların ayağa

kalktığı, zalimlerin ise diz çöktüğü gün olacaktır. Selam hidayete tabi

olanlara