Zaman zaman okurlarımızın haklı sitemleriyle yüzleşiyoruz. Bu, oldukça duyarlı, içten bir düşüncenin yansımasıdır. Etrafımızda yaşananlar az buz şeyler değildir. Yaşanmakta olanlara gözlerimizi yumuyoruz anlamına gelmemeli. Önemli sorunların insanlığı bir bütün olarak kuşattığı bir durumda ister istemez öncelikler oluyor. Bir büyük medeniyetin varlığı içinde yoklukları yaşama, tükenişe hızla gitme önceliklerin ağır basmasına neden oluyor.

Etrafımızda olup bitenlere elbette kayıtsız değiliz içimiz yanıyor. Hangi yönden bakarsak bakalım içimiz yangın yeri. Neyi nasıl bastıracağız denilince kimi konuların duyarlığı bir kenarda kalıyor ne yazık ki.

Sayın Fatih Kara’nın bize gönderdiği iletisi şöyle: “Selamünaleyküm, merhaba, kolay gelsin. O kadar işiniz arasında bu sorunu söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm. Tunceli'de Gülistan Doku, Esma Kılıçarslan ve kardeşi Batman'da Rojvelat Kızmaz, Van’da Rojin Kabaiş ve varsa başka aydınlatılamayan veya aydınlatıldığı halde haklı cezai işlem uygulanmayan vakaların aydınlatılması için sizden en az Filistin’deki haklı duyarlılığı göstermenizi istirham ediyorum. Gülistan Doku’nun sevgilisi Zainal Abakarov Dağıstan asıllı Rus olduğu söyleniyor haberlerde bu konuların hiçbir ırk ve din dil inançla ilgisi olmadan tarafsızca yaklaşılması gerekiyor. Saygılarımla hayırlı çalışmalar.” Elbette bunlar çok önemli isimler. Bunlara onlarca isim eklemek gerekiyor. Rabia Naz olayı mı desek. Ailesinin neler yaşadığı ve hâlâ yaşamakta olduğu ortada. Adamı çıldırttılar, neredeyse deli diye içeri bile tıkamadıkları kaldı. Nerede kime nasıl tutunulacağı bilinemiyor. Adalet sisteminin giderek çöktüğü, tarafgirliğini belirgin olduğu ortada. Kokuşmuş sistemin yapısı ne yazık ki böle. Mafyanın hemen her tarafa sindiği insanların kıpırdayamaz hale geldiği bilinmiyor değil.

Bu kokuşmuş sistemde insanın ne değeri olabilir? Dikkatler belli alanlara ve konulara yoğunlaştığından bu gibi olayların ortaya çıkması giderek güçleşiyor.

Asıl sorun bu sistemin bu yapının, bu anlayışın insana verdiği değerdir. Adaletin, hakkın, hakkaniyetin değil de mafyatik gücün etkili olduğu bir süreç. Aylardır sakıncalı, insanı zehirleyen uyuşturucu konusunda sürdürülen tutuklamaların nasıl bir absürtlük içerdiğini gördükçe insanın umudu tükeniyor. Bu ülkeye elini kolunu sallayarak girdirilen bu uyuşturucuların kimler tarafından nasıl ve sürekli getirildiğinin üzerinde yeterince durulmuyor mu? Ülke bir bataklığa dönmüş sürekli zararlı varlıklar, yani insanlar üretiyor. Bu bataklıkta sineklerle uğraşılıyor. Ama uyuşturucu baronları, mafya güçleri şiştikçe şişiyor.

Bu kapitalist sistemde zenginlerin alabildiğine türediği uçurmaların giderek büyüdüğü, kimlerinin alabildiğine güçlendiği, güçlenenlerin alabildiğine bir pervasızlık içinde yaşadığı, şu masum insanların başlarına gelenler kimin umurunda ki?

İnsanı ölümünün bu denli sıradanlaştığı bir zaman ve dönemde insanın insan değerini anlayabilmesi o kadar da zor ki.

Mazlum insanların bırakın haklarını savunması adaleti bulması, şu felaketlerin aile için bitmeyen bir süreç olduğu bilinmiyor mu?

Kesimler işlerine geleni önceliyorlar. İdeolojilerin ötesinde bir kamplaşma var. Bu coğrafya kadar gençliği feda eden bir başkası var mıdır bilmiyorum.

Hayatın bütün alanlarına sinmiş güçler var. Hayat hayat olmaktan çıktı. Spordan tutun hemen bütün alanlara kadar mafya işin içinde.

Nefret duygusu, ideolojik gibi görünen körlükler sağlıklı bakmaya engel. Her kesim kendi penceresinden bakıyor, diğer açılarda ne var ne yok umurunda bile olmuyor. Bu olaylarda bile ideolojik diye bildiği olayların üzerinden karşı diye nitelendirdiği kesimi nasıl vurabilirim hesabını yapıyor.

Bu topraklarda insanlara dışkı mı yedirilmedi, çıplak olarak karların üzerinde mi süründürülmedi, ardı arkası kesilmeyen faili meçhul cinayetler mi yaşanmadı?