ABD’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumaları hakkında çıkardığı “yakalama kararı” duymazdan ya da görmezden gelinebilecek gibi bir karar değil.
Bu kararın “bir adım ötesini” düşünebiliyor musunuz?
Bize kalırsa adamlar açıkça “gözdağı” vermeye çalışıyor.
Ve lafı “Bugün yakın korumalarınız hakkında “yakalama kararı” aldığımız gibi yarın “aynı kararı sizin için de alabiliriz” demeye getiriyorlar.
Bu karar sadece “diplomatik bir skandal” olarak görülmemeli ve ardında neleri barındırdığı üzerinde kafa yorulmalıdır.
Kuşkusuz Türk-Amerikan ilişkilerinin giderek bozulduğu kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçek!
Hatırlayacağınız gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisi sırasında “Kürtçü ve FETÖ yandaşı” muhalifler protesto gösterilerinde bulunmuşlar ve Amerikan polisi bu gösterilere seyirci kalmıştı.
Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın korumaları devreye girip protestocuları püskürtmüştü.
ABD yönetimi yakın korumalar hakkında çıkarılan “yakalama kararını” yorumlarken “İfade özgürlüğüne karşı kaba kuvvet kullanılmasına hoşgörü” ile bakmadıklarını söylüyor.
Hiç şüphesiz bu ifade ülkelerini ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı koruma konusunda gösterdikleri aczi ört bas etmeye yetmiyor.
Ve bu sözler lafı “eveleyip gevelemekten” başka bir anlam taşımıyor.
Bize göre adamlar “açık mesaj” veriyorlar.
Türkiye’ye bakış açılarını ortaya koyuyorlar.
Adeta müttefiklik, stratejik ortaklık gibi “beylik lafların” aslında hiçbir değerinin olmadığını ispatlıyorlar.
Zaten uzun bir süredir Türkiye’nin düşman ilan ettiği terör örgütlerinin yanında yer alarak tavır ve niyetlerini açığa vuruyorlardı.
Şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın korumaları hakkında “yakalama kararı” çıkararak “kimden yana” olduklarını bir kez daha açığa vurmuş oldular.
Önce Halk Bankası Genel Müdür yardımcısını “tutuklayan” sonra da yakın korumalar hakkında “yakalama kararı” alan ABD yönetiminin işi daha ileri götürmesi bizim açımızdan an meseledir.
Evet, yakın bir gelecekte Türk siyasetçiler hakkında da benzer kararlar alacak olurlarsa bu kimse için sürpriz olmamalıdır.
Hiçbir şey yapmasalar Katar olayını bahane ederek akla ziyan kararlar alabilirler.
Baksanıza kapıkulları olan “darbeci” Sisi’yi konuşturmaya başladılar. Katar gibi Türkiye’ye de “abluka uygulanmasını” istiyorlar.
“Bir adım sonrasını” düşünmek bile istemiyoruz.