İmsaktan sonra 26. cüzü Hafız İlhan TOK’dan dinlerken birçok husus dikkatimi çekti. Ama bunların arasında İslam dininin diğer dinlerin üstüne çıkarılması çok önemli geldi bana. Fetih suresinin 28. ayetinde Yüce Mevla kendisini ima ederek: “O hak dinini diğer (batıl) dinler üzerine çıkarsın diye peygamberini kılavuzlarla ve hak din ile gönderdi” bilgisini veriyor. Ayet-i kerimede geçen Hüda kelimesi “kılavuzlar” manasında olduğu gibi hemen arkasında atıfla tefsir ediliyor hak dini ifadesi kullanılıyor. Burada Kur’an-ı Kerim’e işaret edilerek onun kılavuz ifadelerle dolu olduğu anlatılmak isteniyor. Kılavuz ifadelerle dolu olan bir kitabı olan İslam elbette batıl dinlerin üstüne çıkarılacaktır.

Ancak İslam dinini üstün çıkarmak sadece peygamberimizin görevi midir? Hayır Peygamberimiz hayatında o görevi yaptı. Onun vefatından sonra batıl din sahipleri sadece kendilerine menfaat elde etmek ve halkı sömürmek için o batıl ve saçma dinlerini üstün çıkarmak için savaş dâhil çeşitli yollara başvururken biz Müslümanlar boş durabilir miyiz? Zaten bir önceki “Muhammed” suresi 7. ayetinde Yüce Rabbimiz: “Ey iman edenler! Eğer Allah’a yardım ederseniz o da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar” vaadinde bulunuyor. Allah’a yardım etmek onun dinine yardım etmek demektir. Demek ki biz dinimize yardım edersek, onun diğer dinler karşısında üstün olduğunu ortaya koyarsak Allah’a yardım etmiş olacağız; o da bize yardım edecek, bununla da kalmayacak ayaklarımızı sabit kılacak bir değişik ifadeyle bizleri her yönüyle istikrarlı yapacaktır.

Peki, bu nasıl olacak? Biz durmadan Avrupa’nın adetlerini yaşarken, çeşitli isimler altında İslam’a aykırı Avrupa kanunlarını adapte ederken Dinimize yardım etmiş olabilir miyiz? Allah bizim ayaklarımızı sabit kılar mı? Kaymaktan yıkılmaktan kurtulabilir miyiz? Daha bugün okuduğumuz fetih süresinin 29. ayetinde Yüce Rabbimiz: “Muhammed Allah’ın elçisidir; onun maiyetinde (beraberinde, peşinde, yolunda) olanlar da kâfirlere karşı çok güçlü ve kendi aralarında çok merhametli olurlar” diyerek gerçek Müslümanları tarif ediyor. Biz bu tarife girebiliyor muyuz? Ayetin sonunda İncil’de biz Müslümanların Hz. İsa’ya ve onun ümmetlerine dimdik ayakta duran bitkiye benzetildiği bildiriliyor ki bu ve benzeri meziyetleri nedeniyle Hz. İsa (as) Hz. Muhammed’e (sas) ümmet olmak istemiştir. Pekâlâ. Ama biz şimdi böyle miyiz? Okurlarımın moralini bozmamak için olumsuzlukları burada saymak istemiyorum.

İşte bu durumdan kurtulabilmek için önce kendimiz İslam’ı yaşayacağız. Mukabele hatmi yaptık deyip geçmeyecek, okuduklarımızda alınması gereken mesajları almak için Kur’an-ı Kerim’in tefsirini de okuyacak, güncel yorumlarını yapacak yahut yapabilenleri dinleyecek, okumaları adet olarak değil gerçek olarak yapacağız, yapmalıyız.

Her mukabelenin sonunda okuyan hoca efendi cüzde geçen en önemli mesajları mukabeleye katılanlara açıklamalı, hatta dinleyenler açıklama isteyip mesajları almadan oradan ayrılmamalıdır.