İnsan hayatının bilinç zamanı ve anı kendisini bilmeyle

başlar. Kendini bilme ve tanıma ve isteme. Bu, biraz da erginlik dönemi olarak

adlandırılır. Bir anlamda da sorumluluğun başladığı zamandır bu. İslâm da

bireyin sorumluluğunun başladığı bir zamanı var. Çocukluktan ergenliğe kadar

olan zamanı masumdur, temizdir, arıdır. Bu dönem insanın iradesinin dışında

gelişmesidir.

Hıristiyanlıkta insan günahkâr doğar. Çocuğun günahının

aklanması, ya da bağışlanması Hıristiyan din adamlarına verilmiştir. Böyle

olunca da rahipler, papazlar, kardinaller kendilerini tanrı yerine koymuş

oluyorlar. Baba, oğul, kutsal ruh imlemesiyle bir yüceliğe konumlandırıyorlar.

İnsanüstü olarak vasıflandırıyorlar. Onlar, kendilerine göre insanları günahtan

arındırıyorlar. Hatta bununla kalınmıyor. Kişi hayatı boyunca günah işler her

günah işlemeden sonra kilisede, papazın karşısında günah çıkarıyor. Papaz da

onu bağışlıyor. Dünyadan ve olanlardan habersiz olan, bir bilince sahip olmayan

bir çocuk nasıl günahkâr olabilir Veya nasıl atalarının günahını taşıyabilir

Bu, biraz da Hz. Âdem ile Hz. Havva annemiz ile ilgili olan duruma atfedilir.

Bu, özel bir durumdur. Bedelini de ağır ödemişlerdir. Fakat Allah kendi

elçilerini her zaman için koruma altında tutmuştur. Hiç bir insan atalarının

yaptıklarından sorumlu değildir, olamaz da.

Hazreti Âdem ilk insandır. İlk insan, bütün şeyleri,

kelimeleri ve davranışları da ilk öğrenendir. Günahı, sevabı, hayrı, kötülüğü,

iyiliği, çirkinliği ve güzelliği ilk gören, yaşayan. Böyle olunca onun insanlık

adına yeni şeyler yaşamasından daha doğal ne olabilir. Önünde bir geçmiş ve

deneyim yok. Her şey kendisiyle başlıyor.

Batıcı düşünceye mensup olanlar İslâm ve Müslümanları

pozitivist bir bakışla ele alıyorlar. Müslümanlık ile Hıristiyanlığı eşdeğer

görüyorlar. Daha doğrusu, bozulmuş olan Hıristiyanlık ile Musevilikle

eşleştiriyor ve benzeştiriyorlar. Böylece İslâm ın da bozulmuşluğuna

vehmediyorlar. Bununla Müslümanların gözünde İslâm ı hem bozmayı hem de

sıradanlaştırmayı amaçlıyorlar. Oysa İslâm bütün hükümleri, kitabı ve

sünnetiyle ortada. Bir bozulmuşluk yok. Cennet satın alma, vaat etme, günah

çıkarma, günah bağışlama, vaftiz gibi kurumları olan Hıristiyanlıkla

özdeşleştiriyorlar. Şu bir gerçektir ki, İslam ve Müslümanlar kimsenin ne

günahını bağışlama, ne vaftiz etme, ne cennet vaat etme hak ve yetkisine sahip

değiller. Böyle bir durum da yoktur.

Materyalizmin etkisi bizim insanımızı da kuşatmış

bulunuyor. Kimi çevrelerin, daha açıkçası batı düşüncesinin etkisinde kalmış

olanların hem bir arzusu hem de niyetidir bu. Başıboş yaşama, sınır tanımama

gibi bir hayatın tercihidir bu.

Sorumluluktan kaçma.

Müslümanlar erginlik çağına erdikten sonra kendilerini

bilirler. Orucun, namazın, günahın, sevabın, iyinin, güzelin erdemini

öğrenirler ve yaşarlar. Bu da onlara farklı bir anlam katar.

Bilinç farkında olma, bilinç iyiyi, güzeli, çirkini,

kötüyü, hayrı, şerri, sevabı ve günahı ayırt etmedir. Görme, tanıma ve ona göre

davranma.

Bilinci biz daha genele yayarız. Tarih bilinci, kültür,

medeniyet, İslam, insanlık, sorumluluk, sevgi, güzel davranma, güzel söyleme,

konuşma, yazma edimi. Bunları da duyarlıkla yaşar yerine getirir.

Yukarıda sıraladığımız her edim karşısında

sorumluluklarımız var. İnsanı insan bilme, onu da kendi güzelliklerimize dâhil

etme birlikte yol yürüme.

Müslüman insan bencil değil. Salt kendinden sorumlu da

değil. Hem insandan, hem eşyadan, hem doğadaki bütün şey ve nesnelerden de

sorumludur.

Sorumlu insanları birbirine eklemler ve çoğaltırsak bunu

da duyarlıkla yaparsak önce çevremizde bizi kuşatan kötülüklerden korunmuş

oluruz. Çevremizin de bundan yararlanmasını sağlarız. Ben bir başıma ne

yapabilirim gibi sorumsuzluğumuz olamaz. Biliriz ki, önce kendimizden başlarız,

sonra da çevremizden. Birbirimize ulanırız ve çoğalırız. Başta Allah Elçisi

Peygamberlerin, büyük insanların, düşünürlerin, kahramanların, velilerin,

yazarların, şairlerin hemen hepsi yalnız yola çıkmışlardır ve başarmışlardır.

Önemli olan bilinç ve duyarlık. Hayatın en anlamlı ve güzel yolculuğu buradan

geçer.