İlim, fikir, sanatta; hikemî tarz makamı
Son yıllarında şair, manzum portre ressamı
Deneme, inceleme, tenkide ömür verdi
Kaldıysa hayatının ikindi ve akşamı
Bekir Oğuzbaşaran dostumun Manzum Portreler adlı kitabının ilk sayfasında kendini böyle ifade ettiğini ve doğru bir değerlendirme yaptığını ifade etmek istiyorum
Elbette elli yıllık bir arkadaştan söz etmek için iyi bir vesile olması beklenir. Yeni kitap yayını, bunun için bulunmaz bir vesiledir. Eğer bu arkadaşınızla dostluğunuz dünya görüşünden öte, bir ruh akrabalığına dönüşmüşse, onunla görüşmeyi gerçek akrabalarınıza tercih ediyorsanız, o zaman bu yeni kitabın çok başka anlamları vardır. En azından sizin de benimseyeceğiniz duygu ve düşüncelerinizin ifadesi olan kitabı bir zaman yanınızdan ayıramayacağınız için, onu konuşmak, biraz da ortak değerlerin konuşulması gibidir.
Böyle bir dostluğu paylaştığımız Bekir Oğuzbaşaran ın bugüne kadar basılmış üç kitabı oldu. Bunlardan ilki, Necip Fazıl ın Şiiri (1983) adını taşır. Geçen yıl yayınlanan Manzum Portreler adlı kitabından söz etmiştim. Bunun üst başlığı "Kültür ve Edebiyatımızdan" idi ve gerçekten de böyle bir niteliğe sahip rubailerinden oluşuyordu. Bundan söz ettim ve az bilinen şairliğinin ortaya çıkışından memnun olduğumu belirttim. Ardından yeni bir şiir kitabının daha yayınlandığını görmek, doğrusu beni çok sevindirdi.
Rübaiyyât-ı Oğuz adlı yeni şiir kitabının Ötüken yayınlarından çıkması, kitaplarıyla yayın hayatına yeniden giren Bekir Oğuzbaşaran dostumun birbiri peşinden yeni kitaplarının yayınlanacağı konusunda beni ümitlendirdiğini söyleyebilirim.
Deneme ve incelemeleri
Bekir Oğuzbaşaran deneme ve incelemeleriyle tanınmadan önce şiirleriyle öne çıkmaya çalışır ve dergilerde daha çok şiir yayınlardı. Kayseri Akşam Lisesi öğrencisi olduğu yıllarda Abdullah Satoğlu nun yayınladığı Filiz dergisinin açtığı yarışmada şiiriyle derece de almıştı. İstanbul da Edebiyat Fakültesi öğrencisi olduğumuz yıllarda MTTB nin yayın organı olan Millî Gençlik dergisinde birlikte çalıştık ve burada deneme ve inceleme yanında yazılar da yayınladık. Bekir Oğuzbaşaran daha sonra Tohum dergisinde editörlük yaptı, Necip Fazıl ın yayınladığı Büyük Doğu nun yazı işlerinde çalıştı.
Sonraki yıllarda Hisar ve Türk Edebiyatı gibi yayın organlarında deneme ve incelemeler yayınladığı gibi, Millî Gazete nin kuruluş döneminde Kültür-Sanat sayfaları hazırlayarak pek çok haber-yazı yazdı, deneme, derleme ve incelemeler hazırladı. Gazete sayfalarında kalan bu çalışmalarından sonra Bekir Oğuzbaşaran ın öğretmenliğe başladığı görüldü.
Başlangıçta Necip Fazıl, Peyami Safa ve Tarık Buğra gibi şahsiyetler üzerine yazılar yazarak dikkati çeken Bekir Oğuzbaşaran, liselerden sonra üniversite hocalığıyla birlikte halk edebiyatı ile yaşayan yazarları ele almaya çalışan, daha farklı yazılar yazdığı görüldü.
Derslerine bağlı olarak daha çok edebiyatın özel alanlarında yoğunlaşan ve altı yıldan beri çalışmalarını daha çok Berceste dergisinde yayınlayan dostum Bekir Oğuzbaşaran ın, son yıllarda yeni ve eski şiirlerini ortaya çıkarmayı tercih ettiğini görüyoruz. Manzum Portreler ile Rübaiyyât-ı Oğuz adlı yeni kitabını oluşturan şiirlerinin bu dönemde yazıldığını sanıyorum.
Ortak dostumuz Muhsin İlyas Subaşı nın kitaba dair yazısında isabetli bir şekilde öne çıkardığı kendi değerlendirmesiyle "Manzum Portreler Ressamı" olan Bekir Oğuzbaşaran, deneme ve incelemelerindeki vukuflu tespitlerini manzum olarak ifadeye başlamıştır. Bunun örneği yalnız bizim edebiyatımızda değil, dünya edebiyatında da az görülmüştür.
17. yüzyıl halk şairlerinden bazılarının kendi çağdaşlarını böyle birer kıtayla anlattığı Şairnameler adlı manzum denemeleri vardır, ama hiç biri müstakil bir kitap değildir. Ziya Paşa nın Harâbât adlı manzum eserini de divan şairleriyle ilgili böyle portrelerle süslediğini ve buradaki hakkaniyetli değerlendirmeler yüzünden Avrupai edebiyat yolunda yol arkadaşı olan Namık Kemal ile çatıştığını ve Tahrib-i Harâbât adlı kitabın bu maksatla yazıldığını biliyoruz. Sonraki yıllarda benimsedikleri şahsiyetlerle ilgili olarak Necip Fazıl ve Arif Nihat Asya gibi şairlerin eser verdiği manzum portre vadisinde çok başarılı örnek pek görülmemişti.
Demek ki Bekir Oğuzbaşaran, sonraki yıllarda Basri Gocul gibi bugün hatırlanmayan bazı şairlerin denediği, ama başarılı olamadığı bu türde güzel örneklerden oluşmuş müstakil bir kitap ortaya koymuştur. Bu dostumuzu, edebiyatımızda unutulmaya yüz tutan bir şiir türünü başarıyla yeniden canlandırdığı ve popüler hale getirdiği için tebrik etmek gerekir.
Bekir Oğuzbaşaran ın bu alanda başarılı olmasında, akademisyenliğiyle birlikte geniş ilgi ve merakının da etkili olduğu söylenebilir. 40 yıl boyunca çok farklı konularda yazılar yayınlayan dostumun, Fuzûli divanının mukaddimesindeki şu ifadenin hakkını verdiğini söylemek gerekir: "İlimsiz şiir temelsiz duvara benzer."
25 yıl önce, Üstadın ölümünden kısa bir süre sonra Necip Fazıl ın Şiiri adlı derleme kitabı yayınlanmış olan dostumun altı yıldan beri yayınlanan Berceste de çıkan bu rubailerin yanında kitaplaşması beklenen pek çok deneme ve incelemesi yayınlandı. Ben bu kitabı yeni baskısı için gözden geçirirken dostumun kendi incelemesine de yer vermesini bekliyorum.
Rubailer ve Gül şiirleri
Kayseri de bulunduğum günlerde dergilerde, Bekir Oğuzbaşaran ın dergilerde yayınlanan yeni şiirlerinden oluşmuş yeni bir şiir kitabından daha söz etmek istiyorum. Bu kitapta, günümüz şiirleri yanında Japonlara özgü bir şiir türü olan Haikular gibi âşık tarzı bazı şiirlerden oluşan pek çok eski-yeni şiirini gözden geçirdik. Bunlardan oluşmuş bir kitapta "gül düştü" redifiyle dikkatimi çeken çok hoş bir şiiri vardı. Bunları ara başlıklarla düzenlemeye çalışan müşkülpesent dostumun bir an önce bu şiirlerin dosyasını da yayıncısına ulaştırmasını bekliyorum.
Bu arada, dostumun Rübaiyyât-ı Oğuz adlı kitabında yer alan ve kendisini konu edinen Bendeniz adlı dörtlüğüne yer vermek istiyorum:
"Dosdoğru söylemeli: Hayat acemisiyim.
Pusulası bozulmuş yalnızlık gemisiyim.
Sözün büyüsüyle mest, fildişi kulesinde;
En güzel şiirlerin çılgın haramisiyim "
Görüldüğü gibi, başkaları kadar kendini de doğru değerlendirebilen bir şairle karşı karşıyayız. 50 yıllık arkadaşım Bekir Oğuzbaşaran ın Manzum Portreler den sonra Rübaiyyât-ı Oğuz adlı kitabı, bu günlerde yayınlandığı için sevindim, emeği geçenleri kutlamak istiyorum.
Kadim dostum Bekir Oğuzbaşaran ın en az bilinen yönü şairliği olmasına rağmen, onda bu yönün ne kadar köklü olduğunu Manzum Portreler ile Rübaiyyât-ı Oğuz adlı kitapları açıkça ortaya koyuyor. Üslup çok yönlü ve oldukça çeşitlilik gösteren rubai türünde, Yahya Kemal ile Fuat Bayramoğlu ndan sonra oturmuş bir dille şiir söylüyor ve Arif Nihat Asya yı da andırıyor.
Ben bu kitapları sevinçle karşılarken, geçen yıl "yılın denemecisi" seçilen Bekir Oğuzbaşaran ın özgün deneme kitabıyla da okuyucusunun önüne çıkmasını bekliyorum