Acıyla bütünleşen Doğu toplumları neşeye haklarının olmadığına inanırlar. Oysa dinimiz sevgi ve neşeyi bayramlara katarak bu ihtiyacımızın meşru şekilde giderilmesini sağlamıştır. Bayramlar kalbimize serinlik veren ve kırgınlarımızı onaran, özlemlerimizi vuslata dönüştüren, kalpleri yakınlaştıran etkin bir değerdir. Bayramlar örselenen, incinen duygularımızı onaran bir güçtür aynı zamanda…
Yılın bir ayını oruçlu geçiren Müslümanlar bu süre içinde ruhen olgunlaşır ve bayramı bir ödül olarak görüp bereketinden istifade etmeye çalışırlar. Oruç davranışları terbiye eder bayramlar ise oruçlu geçen günlerin ardından bahşedilen bir ödüldür ki, insanlar bayramın atmosferini soluyarak öfkeyi sevgiye dönüştürürler.
Bayramın neşesinde elbette hepimizin hakkı vardır ancak coğrafyamızda öyle hazin olaylar yaşanıyor ki, asırlardır devam eden yaslarımızın yükünden kurtulup bayramın ruhunu hissedemiyoruz.
Bilindiği üzere Ramazan ayında İsrail askerleri Mescid-i Aksada sabah namazı kılmak için bir araya gelen Müslümanlara saldırdı ve 152 kişi yaralandı, 400 Müslüman tutuklandı. İşgalci zihniyet 2003’ten beri Mescid-i Aksaya baskın düzenlemek için zemin hazırlıyor özellikle Ramazan aylarında namaz kılan Müslümanlara saldırarak gözdağı vermeye çalışıyor. Bu dönem Ramazan Bayramı ile Yahudilerin Hamursuz Bayramı’nın aynı tarihlere denk gelmesini bir fırsat olarak gördüler ve saldırıların dozunu artırdılar.
Ramazan aylarında Filistinli halkın yasları ikiye katlanıyor ve şehit edilen gençler, tutuklanan çocuklar, mahkûm edilen babalar, işgal edilen haneler bir asırdır savaşla iç içe yaşayan halkı çaresizliğe sürüklüyor.
Tutuklanan çocukların, hayatlarını çadırlarda sürdüren mültecilerin, ağaç yaprakları ile hayatta kalmaya çalışan Yemenli halkın, Çin’in uyguladığı soykırıma tek başına direnen Doğu Türkistanlıların çığlıkları kulaklarımızda yankılanırken bizler bayramın sunduğu neşeye nasıl uzanacağız peki?
Bizler bayramın ruhunu ancak Mescid-i Aksa ve Filistin halkı özgürleştikleri, küresel kuşatmanın esareti altında yaşayan mazlum halklar hürriyetlerine kavuştukları ve çocuklar oyunlarını özgürce oynayabildikleri gün hissedebileceğiz. Bizler bayramın neşesini o gün hissedecek ve şehit kanları ile sulanan çiçeklerden demetler yapıp savuracağız göklere. İşte o gün bizim gerçek bayramımız olacak…