Doç. Dr. Süleyman Akdemir ile Üsküdar’da İslam Medeniyeti Vakfı’nda yapmakta olduğumuz haftalık “Adil Düzen Seminerleri” devam ediyor…
Salı günü 12’nci seminerimizi yaptık…
Seminerler kaydediliyor ve hazırlanmaları bittikçe İMV YouTube’da yayımlanıyor…
Süleyman Hoca, bu hafta, asıl “halk yönetimi” ve özellikle “yerinden yönetim” olarak “var olması gereken demokrasi” ve günümüzde hem ülkemizde hem de bütün dünyada “var olan sahte demokrasi” konularını anlatırken, konu öylesine önemli bir merhaleye geldi ki “Batı batış medeniyeti” kavramını kullanma durumunda kaldı ve çok da iyi oldu…
“Batı batış medeniyeti” o günkü seminerden aklımdaydı…
“Adil Düzen” çalışmalarımızda onlarca yıldır kavram zaten gündemimizdeydi…
“Doğu doğuş medeniyetleri…” ve “Batı batış medeniyetleri…”
Batı batış medeniyeti şu anda batış merhalesindedir…
Doğu doğuş medeniyeti de doğuş günlerinde…
Çalışmalarımızı bilenler bunu biliyor…
Batı dünyası da bunu biliyor…
Bilginleri biliyorlar…
Ya bizimkiler?!.
Neyse; biz onları bırakalım, kendi işimize bakalım, çare ve çözümleri üretmeye devam edelim, bu konularla ilgilenenlerin ya da ilgilenmesi gerekenlerin deryasına atalım (alıklar deryasındaki ilgisizler bilmese de Halik bilmekte); günü gelince ilgilenirler inşallah…
***
Doç. Dr. Süleyman Akdemir Hoca, seminerimizin sonunda, soru-cevap faslında yaptığı değerlendirmelerde, son günlerde kamuoyunun konuştuğu ve yazdığı konuları kısaca hatırlattıktan sonra, insanımızın bu seminerde anlattığımız çok ama çok önemli konular yerine bu ahlaksız ve içeriksiz konuları hatırlatarak öylesine sitem etti ki; kayıttan dinlemelisiniz…
Aynı gün “Yaptıklarımızın yapılmasını tavsiye ediyoruz” bu köşede yayımlanan başlıklı yazımı kâğıda dökmüş ve seminerimizin açışını yaparken yazdıklarımın özünü içeren hatırlatmalar yapmıştım; o uyarılarımın sadece en son bölümünü tekrar hatırlayalım…
Soru-yorum: Hayatımızın dinî/ahlâkî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî dört ana alanındaki sorunlar artık adeta “Sosyal Tufan” seviyesine ulaşmışken… “Kur’an ve İlim” merkezli çalışmalarımızla binlerce sayfa “çare ve çözümler” üretmişken… İstisnasız herkes durmamacasına sadece sorunları konuşmaya ve yazmaya… Ama inat ve ısrarla bu “çare ve çözümler” ile neden ilgilenmemeye devam ediyorlar; bir bilen varsa, lütfedip açıklayabilir mi?
1. Adil Düzen…
2. Adil Ekonomik Düzen…
3. Adil ve Barışçı Dünya Düzeni…
4. Adil Düzen’e Göre İnsanlık Anayasası…
Ve diğer bütün çare ve çözümlerin tam da zamanı…
Çalışıp çare ve çözümler üretmek bizden, başarı Allah’tandır…
***
Adil Düzen çalışmalarımızı bilenlerin malumu olduğu üzere, Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile bu çalışmalara odaklandığımız 1980’li yıllardan beri, özellikle Erbakan Hoca’nın önerileriyle uyguladığımız çalışma usulümüz var; önce TEŞHİS, sonra TEDAVİ...
TEŞHİS olarak bu yazımızda “‘Batı batış medeniyeti’ yani ‘kendini yiyen ejder’” konusunu ele almış oluyoruz; TEDAVİ reçetelerimizi de yarım yüzyıldır yazıp anlatıyoruz…
Bugünkü bu yazının başlığı ve konusunu hatırlatarak bugünlük bu kadar diyelim!
Mustafa Kutlu’nun daha önce 28 Kasım 2002’de yayımlanan “Kendini yiyen ejder” başlıklı yazısı, 21 Aralık 2022 Çarşamba günü tekrar yayımlandı; konu buradan açıldı…
(Devamında yani gelecek yazımızda “Kendini yiyen ejder” üzerinde duracağız…)