İslam’a karşı olan, İslam’a düşmanlık edenler var. İslam’ın düşmanı olan kimseler her an, her yerde karşınıza çıkabilir. Ben bir görev nedeniyle 2 yıl kadar Amerika’da bulundum. Televizyonda Müslümanları kötülemek için yayın yapan kanallar, programlar ve insanlar vardı. Hatta bazı Amerikalı Hristiyanlar o kadar çok abartmıştı ki İslam düşmanlığını, Müslümanlara kesinlikle iş vermiyordu. Ancak bu durumda İslam beldesi olmayan yabancı ülkelerde yaşayan Müslümanlara büyük sorumluluk düşüyor. Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) ümmeti olarak biz Müslümanlar orada İslam’ı temsil ediyoruz. Amerika’da bahsettiğim o karalama amaçlı yayınlarda hırsızlık yapan, dilenen ve kötü işlere bulaşan Müslümanlar üzerinden İslam karalanıyordu. Hâlbuki o insanlar gerçekten İslam’ı hakkını vererek yaşasa böyle şeyler olmaz. Kâfirlerin beldesinde yaşayan bir Müslüman, şahsi hataları yüzünden İslam’a kötü sözler söyletirse bunun hesabını vermesi kolay olmaz. O yüzden kâfirlerin içinde yaşayan bir Müslüman daha dikkatli olacak, fedakârlık yapacak ama hem kendine hem de İslam’a kötü bir söz söylenmesinin önüne geçecek.

MÜSLÜMANLARIN AKILLI OLMASI GEREKİYOR

Müslümanların akıllı olması gerekiyor. İslam düşmanları, Müslümanlar birbirlerine düşsün, birbirleriyle kavga etsin diye de çalışıyorlar. Müslümanları birbirine düşürmek için Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) sahabeleri üzerinden yalan yanlış bilgiler paylaşıp bunu doğru diye Müslümanlar arasında yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Sahabe efendilerimizi birbiriyle geçinemeyen, kavgacı, kindar insanlar olarak gösteriyorlar. Öyle şey olur mu yahu? Sahabe efendilerimiz Resulullah Efendimiz’in (S.A.V.) terbiyesiyle terbiyelenmişim. Ancak tabii bu dünya imtihan dünyasıdır. Nasıl biz Müslümanlar imtihan ediliyorsak sahabe efendilerimiz de imtihan edilmiştir. Onların arasında yaşanan olaylar var. Ancak onlar şimdi yoklar, yaşadıkları olaylar ise halen konuşuluyor. Hâlbuki sahabe efendilerimizin imtihan edildiği o olaylarla aslında şimdi biz de imtihan ediliyoruz. İslam düşmanları o olayları çarpıtıyor, abartıyor ve olmayan şeyler ekliyor. Amerika’da bahsettiğim yayınlarda bile bunun üstünden İslam düşmanlığı yapılıyordu.

“ÜMMETİM OLARAK SİZİN EN HAYIRLINIZ ALİ İBN EBU TALİB’DİR”

Günümüzde İslam düşmanlarının bu kışkırtmalarının, yalanlarının arkasına takılıp sahabe efendilerimiz arasında taraf tutanlar var. Yahu öyle şey mi olur? Hz. Ali’ye düşmanlık edenler var bugün günümüzde. Öte tarafa Hz. Ali’yi sevdiği için Hz. Muaviye’ye düşmanlık edenler var. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (S.A.V.) bu konuyla ilgili şöyle buyuruyor: “Benim sahabilerime dil uzatmayın. Ey müminler, ümmetim olarak sizin en hayırlınız Ali ibn Ebu Talib’dir. Ey Ali, Musa için Harun neyse sen de benim yanımda O’sun. Ama sen peygamberim diye kalkışma. Benden sonra peygamber yok.” Resulullah Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şerifte, falanca sahabem diye bir ayrım yapmıyor. Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) bütün sahabeleri için söylüyor o sözleri. Sahabe, dünya gözüyle Peygamber Efendimiz’i (S.A.V.) görmüş, O’na teslim olmuş, O’na inanmış, O’nun getirdiği İslam dinine iman etmiş kişiye denilir. Peygamber Efendimiz başka bir hadis-i şerifte, “Sahabilerim gökteki yıldızlar gibidir” diye buyuruyor. Gece vakti ay ve yıldızlar olmadan önümüzü göremeyiz. Peygamber Efendimiz’den (S.A.V.) sonra bize hayatımızda rehberlik edecek kişiler sahabe efendilerimizdir. Hadis-i şerifte de sahabe efendilerimiz arasında Hz. Ali’nin yerinin başka olduğu buyurulmuştur. Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) sözlerine uymamız gerek. Başta Hz. Ali olmak üzere hiçbir sahabe efendimize kimsenin taş amasına müsaade etmeyeceğiz.