7 Haziran’da halkın seçerek Meclis’te temsil yetkisi verdiği 4 siyasi parti birbiriyle anlaşıp uzlaşarak hükümet kurmayı beceremedi. Bu sebeple 1 Kasım’da seçimler yenileniyor. AKP’nin tek başına iktidar ihtirasıyla, daha ilk günden “derhal seçim” korosu oluşturduğuna bakarak, buna “baskın seçim” de diyebiliriz. Ülkenin bölünme noktasına getirildiği bir süreçte yapılan bu seçimler çok partili dönemin en hassas seçimidir.
AKP hükümetlerinin popülist politikaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu probleminin çözümünü engellemiştir. Açılım süreci, Kürt sorunu, çözüm süreci, terörle mücadele gibi isimler altında yürütülen çalışma küresel güçlerin etkisinden kurtarılıp milli ve kendimize has dinamiklerle çözülme noktasına getirilememiştir.
Hükümet, 13 yıldır Türkiye’yi parçalamayı amaçlayan ABD’yi dost ve müttefik görüyor, dış politikayı AB normlarına göre yönlendiriyor. Bugün özerklik diye gezip dolaşanlar, bu cesareti 2003’te AB’ye uyum gerekçesiyle çıkarılan “İkiz Yasalar”dan almaktadırlar. Bu kanunda, “Türkiye’de halklar kendi geleceklerini özgürce tayin etme hakkına sahiptir” denilmektedir.
ABD, BOP çerçevesinde, Türkiye’nin doğusunda bir harita çizmiştir. Bu aynı zamanda Büyük İsrail’in kurulmasını amaçlayan Arz-ı Mev’ud haritasıdır. Emperyalistlerce dayatılan İkiz Yasalar’a göre, bir bölge halkı, kendi aralarındaki oylamayla geleceklerini tayin edebilecektir. Türkiye’nin bölünmesini amaçlayan bu yasanın derhal değiştirilmesi baskın seçimden daha büyük ȃciliyettir.
TÜRKİYE KARAR VERMELİ
Dikkat ettiniz mi Obama ve diğer ABD’li yetkililer Türkiye’nin PKK’yı bırakıp IŞİD’le mücadelesini öneriyorlar. PKK’nın güçlenerek bölgede özerklik ilan edecek noktaya gelmesini istiyorlar.
İster PKK, ister IŞİD; her iki terör örgütünü de destekleyip İslam dünyasına musallat eden küresel eşkıya ABD’den başkası değildir. Dağda devletlere başkaldıran terör örgütlerinin silah fabrikası yok ki! Her iki örgüte de silah veren ABD. 12 bin km. uzaktan bu taşeron örgütleri yönlendiriyor, İslam dünyasında kardeşi kardeşe kırdırıyor.
Eskiden gizli yürüyen ABD-PKK ilişkileri bugün açığa çıkmış durumdadır. 16. 8. 2015 tarihli İngiliz Daily Telegraph gazetesi “ABD’nin PKK ile dolaylı yoldan temas halinde olduğunu” yazdı. PKK’nın kurucularından, şehir yapılanmasını oluşturan KCK sorumlusu Cemil Bayık’ın “ABD ile aramızda mesajlar gelip gidiyor, mektuplaşmalar var, bu ilişki gelişerek sürecek. DAEŞ’e karşı en etkin güç PKK” sözlerine yer verdi.
Hükümet, terör örgütünü besleyip himaye eden ABD’yi dost ve müttefik görmekte, onlarla istihbarat paylaşımı yapmaktadır. Bunca çalışmaya rağmen terörün yok edilememesinin asıl sebebi bu yanlış yöntemdir.
Doğu ve Güneydoğu probleminin çözümünde asıl karar mercii ABD değil, Türkiye olmalıdır. Hükümet’in 13 senedir uyguladığı politikalar çare olmamış, aksine Türkiye’yi tehlikenin eşiğine getirmiştir. HDP’lilerin özerklik söylemleri bunun en açık örneğidir. Hükümet’in yanlış politikaları yüzde 5-6 bandında dolaşan HDP oylarını yüzde 13’e çıkarmıştır.
ÇÖZÜM KENDİ DEĞERLERİMİZDE
Terörün başladığı 1984’ten bu yana geçen 31 yıl içinde, Erbakan Hoca’nın başbakanlık yaptığı 1 yıllık süreçte terör kurbanı bir tek şehidin gelmemesi her şeyi anlatmaya yetmektedir. Çünkü Refah Partisi 1991 ve 1994’te ihtisas komisyonları oluşturarak 2 ayrı rapor hazırlamış, hükümet olunca da bunları uygulayıp başarılı sonuçlar almıştır. Refah Partisi döneminde yaşanan gerginlikler, Türkiye’nin gelişmesi, huzur ve barış içinde yaşamasını istemeyenlerin rahatsızlığı yüzündendir.
Hal böyleyken, AKP’nin önde gelen isimlerinden Burhan Kuzu gibilerin, “Seçim barajını kaldıralım da Saadet Partisi mi gelsin ” sözleri çözümün önündeki en büyük engel olmuştur. Görülen o ki, Saadet gelmezse, HDP geliyor. Analizcilerin ortak görüşü, 7 Haziran’da AKP’nin kaybettiği yüzde 9 oy Saadet Partisi’ne değil; MHP ve HDP’ye gitmiştir.
Adaletsiz baraj sistemi ve seçim kanunlarını değiştirmez, yolsuzlukları örter, devlet TV’lerini tekelinize alır, kibirlenip gururlanır, baskı ile her şeyi düzelteceğinizi sanırsanız, aldanırsınız. Adalet mülkün temelidir. Varlığınız hak ve adalete bağlılıkla mümkündür.
Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’yle ve Türkiye aleyhindeki sözleri, Abdullah Öcalan yanlısı olmakla tanınmış Şivan Perver’le yaptığınız Diyarbakır’daki yüz binlerin katıldığı açılış toplantılarıyla sadece HDP’yi besleyip büyütmüş oldunuz. Haksızlıkları engellemediniz; Nişantaşı, Bebek gibi modern semtlerdeki seçmenler size tepki için HDP’ye oy verdiler. Çarpık uygulamaya, çarpık tepki.
Saadet Partisi’nin denenerek güzel sonuçlar alınmış reçeteleri ortada. Bu projeler uygulanırsa kritik eşik aşılacak, geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin güvenlik problemi çözülecektir.