Çocuklara dair sorunlarla ilgili yapılan istatistikler korkunç boyutlara ulaştı. Masumiyetin simgesi olarak bildiğimiz çocuklar, fiziki ve duygusal şiddete maruz kalıyor, çalıştırılıyor ve tacize uğruyor. Öldürülen çocuk sayısı gün geçtikçe artıyor.

Dili, ırkı ya da mensup olduğu toplum ne olursa olsun çocuklar bütün insanlığın evlatlarıdır. Fakat bunun pratik yansımalarını gündelik hayatta pek göremiyoruz. Kendi çocuklarımızı gözümüzden dahi esirgerken, heder edilen yavrulara kayıtsız kalıyor ve gereken ihtimamı gösteremiyoruz.

Geçen gün bir arkadaşım şöyle bir anekdot aktardı: “Kar yağıyordu, hava çok soğuktu, aracımda ilerliyordum, birkaç çocuk üşüyen ellerini açarak para istiyor, yalvarmaklı şekilde bakıyorlardı. Görmemek için başımı çevirdim…” Bu tavır gündelik hayatta sık sık karşılaştığımız bir tavırdır ve bir kaçıştır.

Annelerimiz, savaş ve ölüm görüntülerine bakmamamız, yoksul mahallelerde yaşanan dramatik hikâyeleri izlemememiz konusunda uyarırlar. Fakat başımızı ne kadar çevirirsek çevirelim, hayatın içinde bu gerçekler yaşanmaya devam eder.

Bilinen bir gerçektir, çocuklarını ve yaşlılarını koruyamayan bir toplumun ilerleme şansı yoktur. Zira çocuklar nasıl ki, geleceğimizin neferleri ise yaşlılarımız da geçmişle gelecek arasında köprü kuran ve tecrübeleri ile yolumuzu aydınlatan değerlerimizdir.

Peki, neler yapılabilir

Çocukları korumaya yönelik sivil ve resmi çalışmalara ağırlık verilmelidir. Sokaklarda yaşayan ve madde bağımlısı gençler rehabilite edilmeli ve topluma kazandırılmalıdır. Şiddet mağduru çocukların manevi aileler edinmeleri için projeler üretilmeli ve çocuklar şiddete karşı korunmalıdır.

Sokaklarda dilendirilen çocuklar resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşlar tarafından alınmalı ve yaşanabilir bir ortama kavuşturulmalıdır. Anne-babalar, kendi çocuklarına gösterdikleri hassasiyeti diğerleri için de gösterebilmelidirler.

Şunu unutmayalım, bir yetim çocuğun başını okşamak, karnını doyurmak ve onu hayata kazandırmakla hiçbir şey kaybetmeyiz. Aksine bu eylem bizi ebedi âlemde saadete taşıyabilir de. O yüzden bu sorumluluğu sadece resmi kurumlara devretmeyip biz anne-babalar da elimizden geleni yapmalıyız.